Sağlık Sözlüğü
Fosfor, fosfat bileşikleri olarak yaşayan hücrelerin önemli bir yapısal ve fonksiyonel elemanıdır. Bu nedenle Önemli boyutlara varmayan beslenme bozukluklarında bile fosfor organizma için yeterli düzeyde alınır. Fosfor nükleikasitlerin, nükleotitlerin, fosfolipidlerin ve bazı proteinlerin yapısında yer alır. Hücre içerisinde ancak çok düşük oranda bulunan iyonik fosfor, hücre dışında serbest olarak dolaşır. Fosfatların öteki moleküllere bağlanması ve [...]
Mide, hayvanların çoğunda, barsaklarm besinleri içine alarak sindirimi başlatan ilk bölümüne verilen ad. Mide, besin parçalarını biriktirip, hidroklorik asitle ve proteinleri parçalayan enzimlerden pepsinle karışmalarını sağlayan organdır. Balıklar, sürüngenler ve ikiyaşayışlılarda yapısı boruya benzer. Kuşlardaysa besinler, yemek borusunun altında yer alan kursakta birikirler. Öbür omurgalı hayvanlarda midenin yapısı, hayvanın etçil ya da otçul olmasına göre [...]
Egzama, özel bir ortam üzerinde bir ya da birkaç alerjinin etkisiyle nükseden, kaşıntılı, kızarık veziküllü plaklar biçiminde kendisini gösteren bir deri hastalığıdır. Egzama olayı, seyri sırasında ‘Kızarıklık dönemi’, ‘Vezikül dönemi’, ‘Sulanma ve kabuklanma dönemi’ ve ‘Kepeklenme dönemi’ olarak dört ana dönemden geçer.Kızarıklık donemi: Egzamanın ilk seyri boyunca kalıcı olan belirtisi kaşıntıdır. Kaşıntının başlamasından kısa bir [...]
Gebelikte oluşan etene (plasenta), anne kanundaki dölütün beslenmesine ve metabolizma artıklarının atılmasına aracılık eden bir organdır. Damarlı yapısı anne ve dölütün birbirinden bütünüyle ayn dolaşım sistemleri arasında bağlantı sağlar. Etenenin geniş yüzeyi sayesinde anneden dölüte besin maddeleri ve dölütten anneye metabolizma artıkları kolayca geçer. Anne ile dölüt arasındaki bu alışverişin dışında etenenin Önemli bir görevi [...]
DNA. Deoksiribonükleik asit. Birbiri çevresinde ikili bir sarmal oluşturacak şekilde dolanmış durumdaki iki nukleotid bandından yapılı bir çekirdek asidi. DNA tüm canlılarda ve virüslerde bulunur.
Siğil, virüs enfeksiyonlarının yol açtığı iyicil, yerel deri urlarını belirten tıp terimi. Siğil çoğunlukla belirli bir boyuta ulaşıncaya kadar büyür, birkaç ay süreyle değişmeden kaldıktan sonra kendiliğinden yok olur. Bu gelişme biçimi, tedavide çeşitli yöntemlerin önerilmesine neden olmuştur.
Çarpıntı, tıp çevrelerince, kişinin kalp atışlarının farkında olması biçiminde tanımlanır. Çarpıntı sırasında kalbin ritmi yavaşlamış, normal ya da artmış olabilir. Çarpıntıya neden olan pek çok etken ve hastalık vardır. Ancak çoğu insan çarpıntı belirtisini yalnız kalp hastalıklarına bağlamaktadır. Bu gibi kişiler herhangi bir nedenle çarpıntı hissettiklerinde, kalplerinden kuşkulanmakta ve gereksiz kaygılara sürüklenmektedirler. Çarpıntıya neden olabilecek [...]
NÖROLOJİ Beyin, omurilik ve çevresel (periferik) Sinir Sisteminin rahatsızlıklarıyla uğraşan hekimlik dalı. Multipl Skleroz, Sara (Epilepsi), migren (bkz. Baş Ağrısı), inmeler, Parkinson Hastalığı, Nevrit, Ensefalit, Menenjit, beyin tümörleri (gliomalar), Kas Distrofisi ve Miyasteniya Gravis hep nörolojinin konusudur.
Hipofiz, içsalgı bezlerinin en Önemlisi. Kafatası tabanının orta bölümünde, kamamsı kemiğin içine oyulmuş “Türk eyeri adı verilen küçük çukurda yer alan hipofiz, enine 14 mm, önden arkaya boyu 8 mm, yüksekliği 6 mm dolaymda küçük bir bezdir. İki lobdan oluşur: Ön lob ya da Ön hipofiz; arkalobyadaarkahipofiz. Ön hipofiz,her biri ayrı bir hormon üreten 6 [...]
Bazı ipliksi mantarların kumaşlar, besinler ile çürümekte olan bitki ve hayvan artıkları üzerinde oluşturduğu özsu ya da ayva tüyü görünümlü katman. Mavi küfe Penicillium adlı mantar neden olur. Bu mantarın salgısından A. Fleming bir rastlantı sonucu Penisilin adını verdiği ilk antibiyotiği buldu.
Kanda çok aşırı sayıda Alyuvarlar bulunması. Yüzün, ve derinin aşırı kızarmasına, kaşıntılara ve Tromboz eğilimine yol açar. Bazı tümörlere ya da uzun süren hipoksi durumuna (akciğer hastalıkları) eşlik edebilir. Başka bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi, belirli bir hastalığa bağlı olmayabilir.,
BAŞ AĞRISI, başta ya da boyunda duyulan ağrı ya da sızı şeklinde algılanan bir duygu. Ateş yükselmesi, duygusal gerilim (boyun kaslarının spazmıyla birlikte) veya burun sinüslerindeki enfeksiyon gibi çok çeşitli nedenleri vardır. Kan damarlarının anormal tepkileri sonucu ortaya çıkan migren, gözde şimşek çakması gibi bir his ya da vücudun çeşitli yerlerindeki karıncalanmalardan sonra korkunç ve [...]
Böbreküstü bezi böbreğin üstüne sıkıca yapışık, yaklaşık 5 gr ağırlığında bir organdır. Yapı ve işlev açısından farklı iki bölümden oluşur: Bezin dış bölümündeki kabuk (korteks) ile içindeki bölüm (medulla). Kabuk bölümünde kortikosteroit adlı hormonlar yapılır; bu hormonların mineraller ve glikoz metabolizması ile cinsel işlev üzerinde etkileri vardır. İç bölümde ise katekolamin olarak adlandırılan hormonlar üretilir.
Çoğu zaman bitkinlik ya da heyecanlı zorlanmalarla birlikte olan çeşitli Akıl Hastalıkları (bkz.) için kullanılan bir deyim. Böyle durumda olan kişinin normal etkinliği aksamış ve toplumsal davranışları bozulmuştur.
AKIL HASTALIKLARI, ya da Psikiyatrik hastalıklar. Bu hastalıklar beyinin yüksek merkezlerinin düşünce, algılama, anlama ve davranışla ilgili anormal fonksiyonlarla belirlenen bir grubu oluşturmaktadırlar. Ayrıca akıl hastalığı teşhisi için belirtilere neden olabilecek organik bir bozukluğun mevcut olmaması gereklidir. Hastalık ile olağan davranışlarda değişikliklerden hoşlanma arasındaki sınır, bazen belirgin değildir ve ancak kültürel faktörler gözö-nüne alınarak değerlendirilebilir. [...]
Bulantı ,kusma isteği veren, mide ve boğazda bir rahatsızlık ve sıkıntıyla yansıyan duyum. Mide, onikir, parmak barsağı ve yemek borusunun gerilmesi, genişlemesi sonucunda duyu sinirlerinin uyarılması, apansızın hızlanan bir asansörde ya da salıncak sallanırken duyulan türden iç çekilmelerine yol açar. Bu organların daha, çok gerilmesi, bazen terleme, rengin solması, aşırı durumlarda bilincin yiter gibi olması [...]
Kan basıncı ya da tansiyon, kanın bedene dağılan damarlardan oluşan kapalı sistemdeki dolaşımını sağlayan gücün yarattığı basınç. Kalbin her atışında kan kısa süren bir yüksek basınç dalgasıyla atardamarlara pompalanır (büyük basınç ya da büyük tansiyon). Kalp atışlar arasındaki basınçsa atış sırasındaki değerinin üçte ikisine düşer (küçük basınç ya da küçük tansiyon). Bu iki değer arasındaki [...]
Hemoroid, anus çevresindeki “Hemoroid pleksus” denilen toplardamar ağım oluşturan damarlardan bir ya da birkaçının varisleşmesi olayıdır. Basit bir anlatımla, basur bir varistir. Bilindiği gibi varis, toplardamarın genişleyip kıvrımlar yapıpboyunun uzamasına verilen addır. Hemoroidlere erkeklerde, kadınlardan iki kat daha sık rastlanmaktadır. Anusda ‘ ‘İç hemoroidal pleksus” ve ‘ ‘Dış hemoroidal pleksus” olmak üzere iki toplardamar ağı [...]
Zatürre, çeşitli bakteri ya da virüslerin daha ender olarak da bazı asalakların, mantarların, hattâ solunan tahriş edici maddelerin yol açtığı akciğer iltihaplarını belirten genel terim. En sık rastlanan biçimlerine Strep-tocoçcus pneumoniae ve Diplococcus pneurrtoniae adlı bakterilerin yol açtığı zatürreler,günümüzde bakterilere karşı kullanılan ilaçlarla etkili biçimde tedavi edilebilmektedir. Diğer bi kaynaktan bilgi: Zatürree Zatürree, yüksek ateşle, [...]
Zehirlenme, bir zehirin kazayla ya da bilerek içilmesi, solunması ya da deri yoluyla emilmesinin yol açtığı durumu belirten tıp terimi. Az miktarda oldukları zaman bile dokulara zarar veren ya da kimyasal etkileriyle beden işlevlerini bozan maddeler, zehir diye adlandırılır. İnsanda zehirlenmelere örümcek, yılan, çeşitli böcekler,vb. hayvanların kendilerini savunmak için salgıladıkları zehirler, genellikle yanlışla ya da [...]
Zekâ geriliği, çocuklukta ortaya çıkan düşünme ve anlama yeteneği eksikliğini belirten tıp terimi. Mongolizm gibi kalıtımsal hastalıklar ya da sinir sistemini etkileyen bazı hastalıklar, zekâ geriliğine yol açabilirler.
Yağ asitleri, çeşitli lipitler arasında yer alan doğal organik bileşiklere verilen ortak ad. Yağ asitleri, çeşitli yağ ve balmumu (lipitler) molekülleri ile hücre zarında yer alan fosfolipitlerin yapıtaşlarını oluştururlar. Her molekül 13-23 karbon atomu ile bunlara bağlı hidrojen atomlarından yapılmış uzun bir zincir ve zincire bağlı bir karboksilik asit grubundan oluşur. Karbon atomlarının arasında bir [...]
Migren, çok sık rastlanan, düzensiz aralıklarla tekrarlayan şiddetli başağrısını belirten tıp terimi. Yarım başağrısı nöbeti çoğunlukla görme bozukluğuyla başlar; hasta renkli, kesişen çizgiler görebilir ya da görme yeteneğini bir Ölçüde yitirir: Bu arada başın bir yanında başlayan ağn, hastayı büyük ölçüde rahatsız eder. Nöbet süresi 2-72 saat arasında değişen Migren nedeni bilinmemekle birlikte, beslenme ahşkanhklanyla [...]
Yolculuk tutması, iç kulaktaki denge organlarının aşırı ölçüde uyarılmasından kaynaklanan, başağrısı, bulantıya da kusmayla yansıyan rahatsızlık. Taşıt tutması da denen yolculuk tutması, zamanla sık:yolculuk yapma sonucu doğacak alışkanlıkla kendiliğinden ortadan kalkabileceği gibi, çeşitli ilaçlarla Önemli Ölçüde azaltılabilir.
Yutak bademciği ya da buruneti, yutağın burun parçasındaki lenf dokularını belirten terim. Bedeni enfeksiyonlardan koruduğu sanılan yutak bademcikleri, çocuklarda erişkinlere oranla daha iridirler. Genellikle bir enfeksiyon sonucu şişmeleri, burundan solumayı ya da orta kulağa hava ileten borucuklan tıkayarak işitmeyi engelleyebilir. Yutak bademciklerinin, sık sık büyümeleri durumunda ameliyatla çıkarılmaları gerekir.