<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık &#187; Sağlık Sözlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.omeksus.net/saglik-sozlugu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.omeksus.net</link>
	<description>Sağlıklı Yaşam, Hastalıklar ve Tedavisi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2011 18:08:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Halsizlik</title>
		<link>http://www.omeksus.net/halsizlik/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/halsizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 19:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53745</guid>
		<description><![CDATA[ Çoğu insan hayatının belli dönemlerinde, çabuk yorulmaktan, hiçbir iş yapmak istemeyişlerinden, halsizlikten, yorgunluktan, huzursuzluktan şikâyet ederler. Bu tip şikayetlere tıp dili ile debilite veya asteni denir. Net bir cevabı olmasa da halsizliğin altında yatan etkenleri fiziksel ve psikolojik etkenler olarak ayırabiliriz. Kişi psikolojik açıdan sorunlar yaşadığı dönemlerde, kendisini sürekli bitkin, yorgun halsiz ve mutsuz hissedebilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Çoğu insan hayatının belli dönemlerinde, çabuk yorulmaktan, hiçbir iş yapmak istemeyişlerinden, halsizlikten, yorgunluktan, huzursuzluktan şikâyet ederler.<br />
Bu tip şikayetlere tıp dili ile debilite veya asteni denir. Net bir cevabı olmasa da halsizliğin altında yatan etkenleri fiziksel ve psikolojik etkenler olarak ayırabiliriz. Kişi psikolojik açıdan sorunlar yaşadığı dönemlerde, kendisini sürekli bitkin, yorgun halsiz ve mutsuz hissedebilir. Bunun dışında kişi fiziksel açıdan farkında olmadan bir hastalık yaşıyorsa yine kendisini tüm gün halsiz ve yorgun hissedebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Halsizlik Nedenleri ve Tavsiyeler</strong></span></p>
<p>Yeterli uyku almadığınız zamanlarda kendinizi halsiz v yorgun hissetmeniz çok normaldir. Bu sebeple mutlaka en azından 8 saat deliksiz gece uykunuzu alın. Yatak odanızda ses çıkaran saat, aşırı ışık yayan gece lambaları kullanmamaya özen gösterin. Kalitesiz ve yetersiz uyku sizi ertesi gün enerji yoksunu yaparak, halsizlik çekmesine neden olacaktır.</p>
<p>Gün içersinde 3 fincandan fazla kahve veya çay içmek, vücuttaki demirin emilmesine sebep olur ve böylece kafein ile gelen enerji tam tersi etki yaparak sizi güçsüz, halsiz, uykusuz yaparak yıpratır. Bu neden günde en fazla 3 fincan çay veya kahve sizi hem gün içinde zinde tutacaktır, hem de gece uykunuzu kaçırmayacaktır.</p>
<p>Gün içersinde 8 bardak su tüketmemeniz halinde, kendinizi yorgun ve halsiz hissedebilirisiniz. Saat başı 1 bardak su içerek bu 8 bardak suyu gün içine bölmeniz oldukça faydalı olacaktır. Böbrekleri yormamak için, gün içinde tüketilmesi gereken su miktarını az az belli aralıklarla vücuda vermek doğru bir adım olur.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/halsizlik.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-53747" title="halsizlik" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/halsizlik.jpg" alt="halsizlik" width="270" height="350" /></a></p>
<p>Cep telefonunuzu gün içinde 20 dakikadan fazla kullanmamaya, geceleri yattığınız odada cep telefonu bulundurmamaya özen gösterin.</p>
<p>Flüoresan ışıkları kişinin bünyesini yormak ve bağışıklık sistemini zayıflatmak konusundaki zararları, yapılan birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Bu sebeple uzun süre flüoresan ışıklarına maruz kalan kişiler sürekli yorgunluk, halsizlikten şikayet ederler. Gün içersinde mümkün olduğunca flüoresan ışıklarından uzak kalmak halsizlikten kurtulmak adına olumlu bir yol çizer.</p>
<p>Uzun süre vakit geçirdiğiniz odanın mutlaka ama mutlaka tozunun alınması ve en azından saatte bir defa 5 dakika havalandırılması, halsizlik ve yorgunluktan kurtulmanız için çok önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/halsizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akut Farenjit-Ani Farenjit</title>
		<link>http://www.omeksus.net/akut-farenjit-ani-farenjit/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/akut-farenjit-ani-farenjit/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 17:38:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53716</guid>
		<description><![CDATA[Akut Farenjit-Ani Farenjit Akut (ani) farenjit vakalarında, yutağın iç kısmını kapatan mukozada iltihap yüzünden gelişen şişme, kan göllenmesi, kızarıklıklar meydana gelir. Akut farenjit, çoğunlukla üst solunum yollarında bulanan mikrobik hastalıklarla birlikte gelişir. Farenjit durumlarının ortalama yüzde 97 si virüsler yüzünden oluşurken, yüzde 3ü farklı sebeplerden kaynaklanır. Çocuk yaştaki kişilerde meydana gelen akut farenjit, kızamık veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akut Farenjit-Ani Farenjit</p>
<p>Akut (ani) farenjit vakalarında, yutağın iç kısmını kapatan mukozada iltihap yüzünden gelişen şişme, kan göllenmesi, kızarıklıklar meydana gelir. Akut farenjit, çoğunlukla üst solunum yollarında bulanan mikrobik hastalıklarla birlikte gelişir. Farenjit durumlarının ortalama yüzde 97 si virüsler yüzünden oluşurken, yüzde 3ü farklı sebeplerden kaynaklanır.<br />
Çocuk yaştaki kişilerde meydana gelen akut farenjit, kızamık veya kızıl gibi hastalıklarla birlikte görülür. Soğuk hava veya hava kirliliği gibi bazı fiziksel ve kimyasal faktörler akut farenjite sebep olabilir. Örnek vermek gerekirse, burun tıkanıklığı olan kişiler, burunlarından nefes alamadıkları için, ağızlarından nefes alıp verirler ve buda akut farenjit hastalığına sebep olabilir. Zira ağızdan alınan nefes, burundan alındığı gibi ısınıp nemlenmez ve yutağı tahriş etmeye başlar. Yutakta meydana gelen tahriş, iltihaplanmaya sebep olur ve akut farenjit hastalığına ortam hazırlanır. Alerjik bir bünyeye sahip kişiler, iyi beslenemeyen kişiler, vitamin eksiliği olan kişiler, akut farenjit hastalığına daha çok yakalanmaktadırlar. Çok fazla sigara içen, alkol tüketen, yemeklerinde aşırı baharat kullanan kişiler yine akut farenjit riski taşıyanlar arasındadır.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/akut-farenjit.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53717" title="akut farenjit" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/akut-farenjit-300x265.jpg" alt="Akut Farenjit-Ani Farenjit" width="300" height="265" /></a><br />
Akut farenjit hastalığı belirtileri arasında hastanın ateşi yükselmeye başlar ve kendisini çok halsiz hisseder. Boğaz kuruluğu, boğazda kaşıntı, yanma ve boğaz ağrısı kişiyi rahatsız akut farenjit olan kişiyi rahatız etmeye başlar. Hastalığın ilerlemesi ile kuru öksürükler kendini gösterir. Bademcikler kızarmaya ve şişmeye başlar.<br />
Akut farenjit için tedavisi için doktorunuz gerekli muayeneyi yaptıktan sonra, gerekli ağrı kesiciler, ateş düşürücü önlemler, B ve C vitamini takviyesi ve yatak istirahatı önerecektir. Zaten kurumuş olan boğazı daha fazla tahriş etmemesi için, yumuşak ve sıvı gıdalar tüketilmesini, çok sıcak veya çok soğuk içeceklerden ve yiyeceklerden uzak durulmasını önerecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/akut-farenjit-ani-farenjit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biyopsi</title>
		<link>http://www.omeksus.net/biyopsi/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/biyopsi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Sep 2011 23:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53707</guid>
		<description><![CDATA[Herhangi bir hastalık şüphesi yüzünden, sorun olduğu düşünülen dokuya yapılan müdahale ile parça alınması operasyonuna biyopsi adı verilir. Ufak bir bölgedeki hasta doku tamamen alındığında, biyopsi tedavi edici etki gösterir. Alınan biyopsi parçası, belli bir sıvı içersinde patoloji laboratuarına yollanır. Söz konusu sıvı için en uygun olanı %10 formül olanıdır ve tedarik edilemediği takdirde alkol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herhangi bir hastalık şüphesi yüzünden, sorun olduğu düşünülen dokuya yapılan müdahale ile parça alınması operasyonuna biyopsi adı verilir. Ufak bir bölgedeki hasta doku tamamen alındığında, biyopsi tedavi edici etki gösterir. Alınan biyopsi parçası, belli bir sıvı içersinde patoloji laboratuarına yollanır. Söz konusu sıvı için en uygun olanı %10 formül olanıdır ve tedarik edilemediği takdirde alkol kullanılabilir.<br />
Yumuşak dokudan meydana gelen bir biyopsi ortalama 36 saat ile 48 saat arasında sonuç vermektedir. Katı dokularda ise bu süre uzar zira katı dokuların asitle yumuşatılması için daha fazla süre gerekir.<br />
Meme kanseri gibi bazı hastalık şüphelerinde, ameliyat esnasında öncelikle biyopsi uygulanır ve dondurulan parça incelenir. Bu işleme frozen adı verilir. Şayet alınmış olan parçada kansere rastlanılırsa, ameliyata devam edilerek kanserli olan meme alınır. Kanserin olmadığı durumlar da ise biyopsi yapılan alan dikilir ve ameliyat sonlandırılır.<br />
Bunun dışında böbrek ve başka organlardan iğne yardımıyla alınan biyopsi metotları vardır. Bu tür biyopsi metotları, büyük ameliyatlara gerek kalmamasını sağlayabilir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/biyopsi-nedir.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53708" title="biyopsi nedir" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/biyopsi-nedir-300x281.jpg" alt="Biyopsi" width="300" height="281" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Meme biyopsisi yapılırken 5 farklı metottan birisi uygulanır:</strong></em></span></p>
<p>1. Cerrahi biyopsi yani doku biyopsisi metodudur.<br />
2. Kılavuz tel yardımı ile yapılan cerrahi biyopsidir ve yine doku biyopsisi metotlarından biridir.<br />
3. İnce iğne aspirasyon biyopsisi kısa adı ile İİAB olarak bilinir ve hücre biyopsisi metodudur.<br />
4. Kor biyopsi metodudur ve doku biyopsisi metotları arasındadır.<br />
5. Vakumlu kor biyopsi adı ile bilinir ve yine doku biyopsisi metotlarındandır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Biyopsi nasıl yapılır?</strong></em></span></p>
<p>Biyopsi yapılmadan önce hastaya biyopsi saatinden 12 saat öncesinde hiçbir şey yememesi tembihlenir. Ardından hasta biyopsi için masaya alınır ve sol tarafına yatırılır. Göğüs kafesinin sağ tarafında, karaciğer seviyesinde yerel anestezi uygulanır. Özel olarak üretilmiş olan biyopsi iğnesi ile karaciğere girilir ve gerekli olan doku parçası çıkarılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/biyopsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemik Erimesi (Osteoporoz)</title>
		<link>http://www.omeksus.net/kemik-erimesi-osteoporoz/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/kemik-erimesi-osteoporoz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 12:01:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53661</guid>
		<description><![CDATA[Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir? Kemik erimesinde kemik kitlesinin içindeki minerallerde azalma görülür. Mineraller azalınca gözle fark edilmeyen mikroskopla görülebilecek deformeler olur. Öyle ki kemikte kırılganlık ve kırılma riski yükselir. İşte bu duruma kemik erimesi denir. Kemik erimesi adından da anlaşılacağı gibi kemiklerde oluşan bir kemik hastalığıdır. En çok omurlarda, kalça kemiğinde ve bileklerde görünür. Vücudumuzdaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir?</strong></em></span><br />
Kemik erimesinde kemik kitlesinin içindeki minerallerde azalma görülür. Mineraller azalınca gözle fark edilmeyen mikroskopla görülebilecek deformeler olur. Öyle ki kemikte kırılganlık ve kırılma riski yükselir. İşte bu duruma kemik erimesi denir. Kemik erimesi adından da anlaşılacağı gibi kemiklerde oluşan bir kemik hastalığıdır. En çok omurlarda, kalça kemiğinde ve bileklerde görünür. Vücudumuzdaki 2 çeşit kemiklerden birinin adı trabeküler kemiktir ve hassastır. Aynı zamanda omurgada ve kemik uçlarında bulunmaktadır. Diğer bir kemik ise kortikal kemiktir.<br />
Kemik erimesi rahatsızlığına özelliklede menopoz döneminde rastlanır. Ortalama on beş yıl kadar sonra bu süreç iyice ilerlemiştir. Bir ara bu durum yavaşlar ve bu durumda tedaviye başlayarak ileride gerçekleşecek olan kemik kırılmasının önüne geçilmeye çalışılır.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/kemik-erimesi.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53691" title="kemik erimesi" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/kemik-erimesi-300x285.jpg" alt="Kemik Erimesi (Osteoporoz)" width="300" height="285" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kimler Kemik Erimesi Tehlikesi İle Karşı Karşıyadır?</strong></em></span><br />
İnsanlarda genel olarak otuzlu yaşlardan sonra kalsiyum kaybetmeye başlar. Kemik oluşumu da yavaşlar. Bu nedenle hem kemik kaybı hem de yavaş kemik oluşumunun birbiriyle zıtlaşmasından dolayı kemik kayıpları ortaya çıkar. Kadınlarda kemik kaybı daha fazla görülür. Bunun nedeni özelliklede kadınlarda menopoz döneminde azalan östrojen hormonunun azalmasıdır. Azalan östrojen hormonu kemik erimesine neden olmaktadır. Yaşla gelen normal bir kemik erimesi görüleceği gibi tıbbı müdahaleler nedeniyle de kemik erimesi görülmektedir. Bu müdahalelerin başında yumurtalık alınması ve adet düzensizliği gelir. Tüm bunların yanında kemik erimesi kalıtım yoluyla geçen bir hastalıktır. Ailede önceki kuşaklarda görüldü ise bireyde de görülme riski yüksektir. Astım veya iltihaplı eklem romatizması geçiren bireyler de risk altındadır. Vücutta bulunan kırıklarda iyileşmiş olsa da kemik erimesi riskini arttıran faktörler arasındadır. Bazı ilaçlar vardır ki bu ilaçlarda kemik erimesine yardımcı olur. Örnek vermek gerekirse kortizon ve guatr ilaçlarını sayabiliriz. Sigara içmek her hastalıkta olduğu gibi kemik erimesinde de büyük zararlar verir. Kemikler için gerekli olan D vitamini alınımı da yapmak lazımdır. D vitamini vücudumuzda bulunmaktadır. Ama bunu açığa çıkartmak için güneş ışığına ihtiyacımız vardır. Her gün belli bir miktarda güneş ışığı almamız gerekmektedir. Erkeklerde ise durum daha farklıdır. Erkeklerin kemikleri yapı gereği daha kuvvetli olduğu için kadınlarda daha fazla görülür. Hareketsizlik ve erkeklerde ki testosteron hormonunun azalmasından dolayı bu hastalık görülebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kemik Erimesi Teşhisi</strong></em></span><br />
Öyle ki kemik erimesi kendini ilk başlarda belli olmaz. Sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Bu yüzden erken tanı konulamaz. Kemik erimesi röntgen ile de teşhis konulamaz. İlk başlarda röntgen yerine kemik yoğunluğunu ölçen araçlar kullanılır. Daha sonra hastalık ilerleyince röntgen ışınları ile fark edilebilir. Kaybedilen kemik miktarı ölçülür. Menopoza girmiş olan kadınların dört beş yıl arayla kemik ölçümü yaptırması gereklidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kemik Erimesinin Tedavisi Nasıl Olur?</strong></em></span><br />
Öncelikle kaybedilen kemiklerin yerine gelmesi çok zordur. Zaten tedavide amaçlanan şey hastalığın ilerlemesini durdurmaktır. En geçerli yöntem şu an için östrojen hormonu üzerinde tedavi uygulamaktır. Östrojen hormonu düzenlenerek kalça ve omurgalar üzerindeki bulunan kemiklerdeki erime de azalma olduğu gözlenmiştir. Tabi kalsiyumun etkisini de unutmamak lazım. Özellikle de otuzlu yaşlardan sonra muhakkak günlük kalsiyum alınımına dikkat edilmesi gerekiliyor. Daha sonradan alınan kalsiyumun hiçbir etkisi olmaz. Bunun yanında ileride ilaç olarak verilen kalsiyumun etkisi çok azdır. Aynı zamanda yaşın ilerlemesiyle kalsiyumdan daha az yararlanılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kemik Erimesinden Nasıl Korunuruz?</strong></em></span><br />
Bazı önlemler alınması gerekilmektedir. Bunun başında yaşla beraber tavsiye edilecek olan östrojen hormonu takviyesi ve kalsiyum alınımı. Dengeli beslenmek her hastalıkta ömrü uzatan bir durumdur. Aynı zamanda hareketli bir yaşam sürmek veya hafif dereceli spor yaparak hayatınızdan hareketi çıkartmazsanız eğer sizin yararınıza olur. Hareket eden kemikler ve kaslar ileride size zorluk çıkartmaz. Bunların yanında sigara ve alkol kullanımı sizi daha erken menopoza sokar. Menopozla birlikte kemik erimesi artar. Aynı zamanda yaş, cinsiyet ve daha önce geçirilen rahatsızlıklar hastalığın tedavisindeki uygulanacak metotları etkiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/kemik-erimesi-osteoporoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlık</title>
		<link>http://www.omeksus.net/kisirlik/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/kisirlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2011 16:38:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53665</guid>
		<description><![CDATA[Çağımızın Korkulan Rahatsızlığı Kısırlık Kısırlık denilen şey evli çiftlerin belirli bir süre düzenli ilişkiye girmelerine rağmen hamile kalamaması durumudur. Evli çiftlerin korkulu rüyası olan bu durumun tedavisi olmakla birlikte bazı durumlarda tedavi sonuç vermeyebilir. Yediğimiz yiyeceklerdeki hormonlar da kısırlık riskini arttırmaktadır. Bu nedenle birçok çift hastaneye gelmektedir. Son dönemlerde hastaneye kısırlık sorunuyla gelenlerin sayısı artmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Çağımızın Korkulan Rahatsızlığı Kısırlık</strong></em></span><br />
Kısırlık denilen şey evli çiftlerin belirli bir süre düzenli ilişkiye girmelerine rağmen hamile kalamaması durumudur. Evli çiftlerin korkulu rüyası olan bu durumun tedavisi olmakla birlikte bazı durumlarda tedavi sonuç vermeyebilir. Yediğimiz yiyeceklerdeki hormonlar da kısırlık riskini arttırmaktadır. Bu nedenle birçok çift hastaneye gelmektedir. Son dönemlerde hastaneye kısırlık sorunuyla gelenlerin sayısı artmıştır. Kısırlığın hangi tarafta olduğunun bilinmesi kısırlık rahatsızlığının ortadan kaldırılması açısından önemli bir adımdır. Kadında ya da erkekte olan bu sorunun giderilmesi için farklı tedavi metotları kullanılır bu yüzden sorunun kaynağının bilinmesi hastalığın ortadan kaldırılması açısından önemlidir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/kisirlik.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53686" title="kısırlık" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/kisirlik-300x284.jpg" alt="kısırlık" width="300" height="284" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Neden Kısır Oldum?</strong></em></span><br />
Bu sorunun birçok nedeni vardır. Kadın ve erkekte değişen şekillerde ortaya çakar. Çok az kişide tedavinin sonucu istenildiği gibi sonuçlanmaz.<br />
Bir kadının kısırlık sorunuyla karşılaşmasının en büyük nedeni yumurtalıklarında oluşan rahatsızlıklardır. Yumurtlama dönemindeki düzensizlikler yani kanamanın az olması ya da hiç olmaması, hormonal bozukluklardan ileri gelmektedir. Böyle hastalar adet döneminde çeşitli hormon ilaçları kullanarak adet görebilirler. Bu da hormon eksikliği ya da hormon azlığından kaynaklanır. Sadece yumurta sayısının azlığında değil çokluğunda da kısırlık oluşabilir. Yumurta sayısının fazla olması erkeklik hormonu salgılanmasına neden olur ve böylece yumurtalar oluşması gerektiği şekilden farklı oluşur. Hormonlar düzenli şekilde salgılanmadığı için yüzde sivilceler oluşur. Bu hastalığa polikistik over sendromu denir. Bu hastalığın tedavisi biraz uzun sürer fakat prolaktin hormonunun aşırı salgılanması durumunda ise tedavi daha kolaydır ve sonuç verir. Hormon rahatsızlıklarının tedavisi uzun sürmekle birlikte sonuç alınabilir niteliktedir fakat yumurtaların bulunduğu tüplerde rahatsızlık varsa tedavi biraz daha zordur. Tüp tıkalı ise ya da hasar görmüş ise döllenme olmayacağı için hamile kalınmaz. Sperm tüpler tıkalı olduğu için yumurtaya ulaşmaz ve böylece döllenme meydana gelmez. Rahim ağzında salgılanan mukuslu sıvı sayesinde sperm tüplere ilerler rahim ağzındaki bozukluk da gebeliği önler. Bu rahatsızlıkların nedeninin en başında cinsel yolla bulaşan hastalıklar gelmektedir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar tüplerde iltihaplara neden olur ve tüpleri tıkar bu nedenle döllenme gerçekleşmez. Hastalıktan kurtulmak ve hastalığı önlemek için koruyucu tedaviler uygulanmalı ve tek eşli ilişkiye özen gösterilmelidir. Şişmanlık, içki, sigara, kullanılan bazı ilaçlar, vitamin eksikliği ve yaş kısırlığı tetiklemektedir. Otuz beş yaşın üstündeki kadınlarda hamilelik ihtimali zorlaşmaktadır. Düşük olma durumu ise kırk yaş ve üstündeki yaşındaki kadınlarda olasıdır.<br />
Erkeklerde ise kısırlığın en büyük nedeni sperm sayısının azlığıdır. Sperm yapısının ya da üretiminin bozukluğu ve sperm kanalındaki tıkanıklıktan dolayı sperm gelmemesi durumu kısırlık nedeni olabilir. Döllenmenin meydana gelmesi için en az iki milyon spermin yarısının hareketli olması gerekir. Erkeklerin sperm sayısının azalmasında hormonların da büyük rolü vardır. Ateşli hastalıklar, enfeksiyonlar ve kullanılan bazı ilaçlar sperm kalitesini düşürür. Sperm salgılanmasını engelleyen hormonlarda kısırlık oluşumunda etkilidir. Ayrıca diz üstü bilgisayar kullanımı da sperm kalitesini düşürmekte ve kısırlığı tetiklemektedir. Bunların yanı sıra stresin de kısırlığı etkilediği söylenmektedir fakat bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Kadınlarda olduğu gibi alkol alımı sigara ve şişmanlık da erkeklerde kısırlığa neden olur. Radyoterapi spermlerin hasar görmesine neden olur bu nedenle kanserli hastalarda kısır olma durumu fazla görülür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Hastalık Nasıl Teşhis Edilir?</strong></em></span><br />
Erkeklerde ve kadınlarda kısır olma oranı neredeyse eşittir. Hastalığın tedavisi için hastaneye birlikte gidilmesi gerekir. Gebeliği önleyen şeyin ne olduğunun tespit edilmesi için doktorla açık konuşulması ve çekinmeden hissedilen rahatsızlığın anlatılması gereklidir. Geçirilen hastalıklar ve kullanılan ilaçların isimleri verilmeli bu sayede hastalığın nedeni belirlenebilir. Önce kadının rahatsızlığı dinlenir ve tetkikler yapılır. Çekilen ultrason ve jinekolojik muayenenin ardından hastalık varsa bulunur ve tedaviye başlanır. Sorun bayanda değilse erkeğin muayenesi yapılır. Sperm sayımı, spermlerin ne kadarının hareketli olduğu ve boyutları araştırılmak üzere erkekten sperm alınır. İltihaplı bir durum var mı yok mu araştırılır ve bunun sonunda kısırlığa neden olan sorun tespit edilir. Eğer yeterli bir sonuç alınamadıysa aynı muayene yirmi ya da yirmi beş gün içinde tekrarlanır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kısırlığın Tedavi Şekilleri:</strong></em></span><br />
Yapılan tetkik ve muayene sonucunda kısırlığa neden olan etken bulunur ve bunun ortadan kaldırılması amacıyla hastaya en uygun tedavi şekli seçilir.<br />
Eğer sorun erkeğin sperm sayısında ya da hareketliliğindeyse ilaçla tedaviye başlanır. Sperm kalitesinin artması için hastanın en azından tedavi sürecinde sigara alkol gibi alışkanlıklarını terk etmesi gerekmektedir. Erkeğin sperm kanallarının tıkanması yüzünden yeterli spermin döllenme kanalına ulaşmaması halinde gebelik gerçekleşmiyorsa aşılama yardımıyla yani erkekten alınan ve hareketli spermlerin seçilerek kateter yardımıyla anne rahmine yerleştirilmesi yöntemiyle döllenmenin gerçekleşmesi sağlanır.<br />
Tüp bebek yönteminde ise benzer şekilde erkekten sperm alınır ve alınan sağlıklı ve hareketli spermler anneden alınan sağlıklı yumurta hücreleriyle laboratuar ortamında uygun sıcaklıkta birleştirilerek dışarıda döllenme oluşumu sağlanır ve döllenen hücreler anne rahmine ya da yumurtalık tüplerine yerleştirilir. Eğer erkeğin sperm sayısı az ise bu sefer de mikroenjeksiyon yöntemi kullanılarak erkekten alınan tek bir sperm hücresi kadının yumurtasına enjekte edilir ve döllenme gerçekleştirilmiş olur. Bu yöntem az sayıda spermi olan erkekler için kullanılan yöntemdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/kisirlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ailesel Akdeniz Ateşi (Aaa)</title>
		<link>http://www.omeksus.net/ailesel-akdeniz-atesi-aaa/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/ailesel-akdeniz-atesi-aaa/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2011 10:17:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53620</guid>
		<description><![CDATA[Ailesel Akdeniz Ateşi (Aaa) Hakkında Bilmedikleriniz: AAA olarak kodlanan bu hastalık kalıtsal bir hastalıktır ve ateş, karın, eklem ve göğüs bölgesinde oluşan ağrılarla kendini gösterir. Bu gelen ataklar birkaç gün boyunca sürer ve bu günlerin sonunda diğer atak gelene kadar hiçbir rahatsızlık duyulmaz. Öyle ki hastalığın belirtileri diğer atak gelene kadar ortadan tamamen kaybolur. Anne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ailesel Akdeniz Ateşi (Aaa) Hakkında Bilmedikleriniz:</strong></em></span></p>
<p>AAA olarak kodlanan bu hastalık kalıtsal bir hastalıktır ve ateş, karın, eklem ve göğüs bölgesinde oluşan ağrılarla kendini gösterir. Bu gelen ataklar birkaç gün boyunca sürer ve bu günlerin sonunda diğer atak gelene kadar hiçbir rahatsızlık duyulmaz. Öyle ki hastalığın belirtileri diğer atak gelene kadar ortadan tamamen kaybolur. Anne veya babanın hasta olması doğacak olan çocuk da Ailesel Akdeniz Ateşi hastalığına yakalanmak için iyi bir adaydır.</p>
<p>Hastalık adı üzerinde Akdeniz ülkelerinde görülür. Aynı zamanda Türklerde, Araplarda ve Yahudilerde de sıkça Ailesel Akdeniz Ateşi hastalığına rastlanır. Bu hastalık bireyde yirmili yaşlardan önce çocukken kendini belli eder.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/Ailesel-Akdeniz-Atesi-Belirtileri.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53658" title="Ailesel Akdeniz Ateşi Belirtileri" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/Ailesel-Akdeniz-Atesi-Belirtileri-300x285.jpg" alt="Ailesel Akdeniz Ateşi (Aaa)" width="300" height="285" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aaa Kendini Nasıl Belli Eder?</strong></em></span><br />
Ataklar halinde görülen bu rahatsızlık aylık veya belli periyotlarda kendini hatırlatır. Bu hatırlatma süresi üç gün bile sürebilir. Belirtilerinden biri şiddetli karın ağrısıdır. Öyle ki hasta karın ağrısından dolayı hareket bile edemez. Bunun nedeni iç organlarımızı birbirine bağlı tutan zarın iltihaplanmış olmasıdır. Ağrı kendini apandisit gibi de hissettirebilir bu yüzden hasta bilmeyerek ameliyat bile olabilir. Zaten zamanla bu iltihaplanma apandisite de yol açmaktadır. Hastalığın belirtilerinden biriside ateştir. Eğer hastanın kırk dereceye kadar fırlaması beklenen ateşi düşürülmezse hasta havale bile geçirebilir. Hastalığın bir diğer belirtisi de şiddetli eklem ağrılarıdır. Diz, ayak ve göğüste ciddi bir ağrı olur. Ağrıyan yerler kızarır. Efes alıp verirken göğüs çok zorlanır. Tüm bunların yanında bulantı kusma gibi genel rahatsızlıklarda görülür.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aaa Hastalığının Hayatımızdaki Diğer Etkileri:</strong></em></span><br />
Hastalık vücudumuzdaki organların protein yapısını oluşturan amiloidin’in birikmesine yol açar. Amiloidin birikmesi demek organlarımızın görevlerini yerine getirememesi demektir. Vücutta fazlaca biriken bu madde damarlara zarar vermeye başlar. Hatta bu madde böbrek yemezliğini tetiklemektedir. Aynı zamanda kadınlarda kısırlığa yol açar. Düşük yapma olasılığı yüksektir. Ve bir AAA hastası hamile kadınlarda da bebeğin hastalığı taşıma olasılığı ve durumu araştırılır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aaa Hastalık İle Tanışma:</strong></em></span><br />
Bu hastalığı tanıyabilmek için genetik araştırma yapılır. Fakat bu sistem pahalı olduğu için uygulanmamaktadır. Doktorunuzla iyi bir iletişim halinde olmanız önemlidir. Muayene ve testlerle bir karar varılır. Aynı zamanda aile içinde hastalık olabilir fakat görülme sıklığına göre de sizin AAA hastası olup olmadığınız anlaşılır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Hastalığın tedavisi:</strong></em></span><br />
Tedavide kolşisin adı verilen bir ilaç kullanılır. Bu ilaç ağrı seviyesini azaltır aynı zamanda atakların periyot süresini uzatır. Tüm bunların yanında rahatsızlığa neden olan amiloid in doğru oranda üretilmesini sağlar. Yinede bu ilacı doktorunuz tavsiye etmedikçe kullanmamalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/ailesel-akdeniz-atesi-aaa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı Terleme</title>
		<link>http://www.omeksus.net/asiri-terleme/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/asiri-terleme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2011 10:02:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53630</guid>
		<description><![CDATA[Aşırı Terleme (Hiperhidroz) Nedir? Ter bezleri sayesinde vücudumuzdan tuz ve bazı maddeler atılır. Terlemenin nedeni vücut homeostasisidir. Bu sayede vücut var olan dengesini korur. Dengeden kasıt değişen vücut sıcaklıklarıdır. Sıcak havalarda insanlar terlemeye başlarlar. Fakat bu normal bir insanın terlemesinden 30 kat daha fazla olabilir. Biz bu duruma tıpta hiperhidroz yani aşırı terleme diyoruz. El, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aşırı Terleme (Hiperhidroz) Nedir?</strong></em></span><br />
Ter bezleri sayesinde vücudumuzdan tuz ve bazı maddeler atılır. Terlemenin nedeni vücut homeostasisidir. Bu sayede vücut var olan dengesini korur. Dengeden kasıt değişen vücut sıcaklıklarıdır. Sıcak havalarda insanlar terlemeye başlarlar. Fakat bu normal bir insanın terlemesinden 30 kat daha fazla olabilir. Biz bu duruma tıpta hiperhidroz yani aşırı terleme diyoruz. El, ayak, koltuk altı ve yüzde bu terleme sık görülür. Birey bakım uyguluyor olsa da bunun önüne geçemez. Bu artık kendisini aşan bir durum haline gelmiştir. Bir hekime görünmek zorundadır. Aynı zamanda aşırı terleme bireyin toplumda kendisini rahatsız hissetmesine yol açan bir durumdur. Aşırı terleme sadece bir rahatsızlık değildir. Aşırı terlemeye maruz kalınan stres ve korku anları da vardır. Tabi bunlar tamamıyla psikolojiktir. Tedavi sırasında bireyin neden terlemeye maruz kaldığı da araştırılmalıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Neden Aşırı Derecede Terleme Görülür?</strong></em></span><br />
Aşırı terleme direk kendi başına bir rahatsızlık olabileceği gibi aynı zamanda başka rahatsızlıklarla birlikte de görülebilir. Bu rahatsızlıklar tiroid beziyle alakalı hormonal bir sorun olabilir. Aynı zamanda tiroid bezini etkileyen şeker veya böbrek üstü bezlerinde oluşan sorunlardan dolayı da kaynaklanıyor olabilir. Tüm bunların yanında obezite gibi bir sorun olabileceği gibi tamamen psikolojik nedenlere bağlı veya kullanılan belli başlı bazı ilaçlardan ötürü de aşırı terleme yaşıyor olabilirsiniz. Hastalıklara bağlı olmayarak vücut sempatik sisteminin aşırı derecede aktive olması da terlemeye yol açar. Bu sistem genelde korku ve heyecan anlarında daha fazla aktive olur.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/asiri-terleme-sorunu.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53651" title="aşırı terleme" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/asiri-terleme-sorunu-300x285.jpg" alt="aşırı terleme çözümü" width="300" height="285" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aşırı Terlemenin Açtığı Psikolojik Sorunlar:</strong></em></span><br />
Aşırı terleme psikolojik bir rahatsızlığın nedeni olduğu gibi sonucu da olabilir. Hayatı güç bir duruma sokan bir haldir. Sürekli terleyeceğini düşünen bir birey zaten sürekli olarak terlemeye başlar. Aynı zamanda rahatsız olunan konulardan birisi de terlerin kokuyor olmasıdır. Ter görülen bölgede bakteriler oluşur ve bu bakteriler bireyin kabusu olan ter kokusunu ortaya çıkartır. Hiçbir insan bir toplum içinde ağır bir ter kokusuna sebep olmak istemez. Bu terleme ellerde de sık sık görülür. Sosyalliğin en büyük kanıtı olan tokalaşma sırasında sürekli olarak elleri silmek sosyalliğin önünde büyük bir duvardır birey bu yüzden içine bile kapanabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aşırı Terleme Nasıl Tedavi Edilir?</strong></em></span><br />
Öncelikle terlemeye neyin neden olduğu açıklanmaya çalışılır. Bir hastalıktan dolayı mı oluşuyor yoksa belli olmayan bir nedenden ötürü mü bu kadar sık terleme gözlemleniyor. Eğer bir hastalıktan ötürü değilse doğuştan gelen bir sorun olduğu düşünülerek tedavi süreç başlatılır. Öncelikle hastanın hayatında bazı değişiklikler yapılır. Bunların başında hastanın hafif kıyafetleri tercih etmesiyle başlanır. Daha sonra ilaç ve psikolojik tedaviye başlanır. İyontoforez denilen bir yöntemle hasta tanışır. Bu yöntemde su içerisinde bulunan hastaya küçük elektrik akımı verilir. İlk zamanlarda bu yöntem işe yaramaz. Daha sonraki zamanlarda hasta iyileşmeyi hissedecektir. Tüm bunların yanında cerrahi olarak da müdahale edilebilir. Özellikle de eller ve yüz için cerrahi müdahale önerilir. Bu müdahalede koltuk altından girilerek ellere ve yüze giden sinirlerin uçları kesilir. Koltuk altı için de çözüm koltuk altındaki ter bezlerini almaktan geçer. Ama unutulmamalıdır ki cerrahi müdahale en son çözümdür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aşırı Terleme ve Botoks Tedavisi:</strong></em></span><br />
Aşırı terleyen bireylere botoks sayesinde de müdahale edilebilir. Koltuk altı için uygun bir yöntemdir. Botoks işlemi ortalama yirmi dakikalık bir süreçtir. Bu süreç içinde iğnelerle ter bezlerini olduğu bölgeye botulinum adı verilen zehirli bir madde verilir. Sonuçlar olumludur. Sağlık problemi yaratmaz. Fakat hamilelerin kullanıp kullanamayacağı konusunda belirgin araştırmalar yoktur. Bu yüzden tedbir amaçlı hamile bayanların kullanması tavsiye edilmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/asiri-terleme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun Kanaması</title>
		<link>http://www.omeksus.net/burun-kanamasi/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/burun-kanamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 09:40:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53575</guid>
		<description><![CDATA[Burun kanamasının nedenleri nelerdir? Burun kanamaları, burnun kendi yapısından kaynaklanan bir sorun veya vücutta var olan bazı hastalıklara bağlı olarak gelişir. Burunda meydana gelen kabuklanmalar yüzünden kişinin refleks olarak sürekli parmağıyla burun içindeki kabukları soyma ihtiyacı sonucu burnun orta bölgesinin ön kısmında kolayca kanayan bölgenin tahriş olarak kanamasıdır. Bu tür burun kanamaları çoğunlukla çocuklarda görülür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Burun kanamasının nedenleri nelerdir? </strong></span></p>
<p>Burun kanamaları, burnun kendi yapısından kaynaklanan bir sorun veya vücutta var olan bazı hastalıklara bağlı olarak gelişir.</p>
<p>Burunda meydana gelen kabuklanmalar yüzünden kişinin refleks olarak sürekli parmağıyla burun içindeki kabukları soyma ihtiyacı sonucu burnun orta bölgesinin ön kısmında kolayca kanayan bölgenin tahriş olarak kanamasıdır. Bu tür burun kanamaları çoğunlukla çocuklarda görülür.<br />
Bunun yanında kişi kaza, burun ameliyatı, burun yaralanması gibi durumlar yaşadığında ortaya çıkan burun kanamaları görülebilir ancak bu tür burun kanamaları çok kısa sürelidir. Lakin yüzdeki kemiklerin kırılmasında ortaya çıkan burun kanaması daha şiddetli bir şekilde oluşabilir.<br />
Aynı zamanda yine özellikle küçük çocuklarda görülen burun kanaması sebeplerinden biri de, burna kaçırılan yabancı cisimlerin burna verdiği hasar sonucu meydana gelen burun kanamalarıdır.<br />
Kişinin zaman zaman yaşadığı bazı enfeksiyon hastalıkları, sinüzit, öksürük, nezle, tüberküloz gibi hastalıklar aralıklarla burun kanamasına sebep olabilir.<br />
Kişinin yaşı ilerledikçe burun damarlarında bozulmalar meydana gelmektedir. Bunun akabinde de burunda kanamalar olabilir.<br />
Hipertansiyon hastası kişiler sık sık burun kanamasından şikâyet etmektedir. Kişinin tansiyonun aniden yükselmesi veya aniden düşmesi durumlarında burun kanaması olabilir.<br />
Hemogili hastalıklarında, pıhtılaşma bozukluklarında ya da pıhtılaşmayı geciktiren ilaçların kullanılması durumlarında burun kanamaları olabilir.<br />
Kişinin yüzünde, dilinde, dudağında, burnunda, kalıtımsal damar genişlemelerinde burun kanamaları görülebilir.<br />
Kan kanseri gibi akut lösemilerde burun kanamaları görülebilir.<br />
Kişide alerjik burun hastalıkları varsa burun kanamaları görülebilir.<br />
Aşırı spor yaparken, ani basınç değişiklikleri yaşanan dalgıçlık mesleklerinde burun kanamaları görülebilir.<br />
Bunların yanında yalancı burun kanaması diye tabir edilen yemek borusu varislerinin kanaması, boğaz duvarlarında yerleşmiş tümörlerin kanaması durumları gerçekleşebilir.<br />
Kişinin yaşadığı yerdeki havanın kuru olması, kimyasal buharların olması burun kanamasına sebep olabilir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/06/burun-kanamasi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-53576" title="burun kanaması" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/06/burun-kanamasi.jpg" alt="burun kanaması" width="406" height="276" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Her burun kanaması aynı mıdır? </strong></span></p>
<p>Her burun kanaması aynı değildir. Burun kanamasının tam yeri, nedeni, şiddeti, tekrar etme durumu her burun kanamasının farklı olduğunu gösterir ve doğal olarak da her burun kanamasının tedavisi de farklı olmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ön burun kanaması nasıl anlaşılır? </strong></span></p>
<p>Ön burun kanamalarında kişi otururken veya yatarken burundan dışarı doğru kan akmaya başlarken kişi yatar pozisyona gelirse ve burun kanaması kişinin burnun arkasından boğaza doğru akarsa ön burun kanaması gerçekleşmiş olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ön burun kanaması sık olursa ne yapmalı?</strong></span><br />
Burun kanaması burunda meydana gelen kuruma, burun içinde meydana gelen kabuklanmadan meydana geliyorsa, yaşanılan havanın nemlendirilmesi, burun içine nemlendirici krem, vazelin kullanılması faydalı olur. Ancak bunlara rağmen burun kanaması sık sık tekrar ediyorsa şiddetli ise doktora görüşülmelidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Arka burun kanaması nasıl anlaşılır? </strong></span></p>
<p>Arka burun kanamaları genelde geniz ardına doğru akar. Genelde yetişkinlerde örülürken hipertansiyon hastalarında, damar yapısında bozukluklar olanlarda çok sık görülür. Kişi kanı genellikle yutar veya ağız yoluyla aksırarak atmak ister. Burun kanaması şiddetli ise kan hızla burun dışarı akmaya başlayabilir. Yutulan kan miktarının çokluğuna göre kişide mide bulantısı veya kusma görülebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Burun kanaması tehlikeli midir? </strong></span></p>
<p>Burun kanaması çoğu zaman kişi endişelendirse de ender olarak hayati tehlikeye yol açabilir. Burun yapısı gereği damarlarının ince bir mukoza ile örtülmüş olması sebebi ile vücudun diğer bölgelerine göre daha çabuk kanayabilmektedir. Hemen herkez hayatının bazı dönemlerinde burun kanaması sıkıntısı yaşar ve çoğu zaman tehlike arz etmez. Fakat sürekli devam eden burun kanamalarında kesinlikle doktora gidilmelidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Burun kanamasında acil olarak ne yapılmalıdır? </strong></span></p>
<p>Burun kanamasında burnun kanatlarını iki parmak arasında alarak 5 dakika kadar sıkıştırın.<br />
Oturur pozisyonda durun ve başınızı bedeninizden yüksekte olacak şekilde durun.<br />
Enseye, burun ve yanaklara plastik torba içinde buz koyun ve 15 dakika da bir buz torbasını yenileyin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Burun kanaması durduktan sonra tekrar başlamasını engellemek için ne yapılmalı? </strong></span></p>
<p>Ağır bir eşya kaldırmaktan, zorlayıcı sporlar yapmaktan kaçının.<br />
Burnun içinde biriken kan pıhtıları varsa sümkürerek atın.<br />
Başınızı göğsünüzden yüksekte tutun.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Hangi durumlarda doktora veya acil servise başvurmalı? </strong></span></p>
<p>Burun kanaması sık sık tekrar ediyorsa ve uzun süre devam ediyorsa.<br />
Kanama çok fazla ise ve kan kaybı durumu oluşmuş ise.<br />
Burun kanaması sebebiyle yorgunluk, halsizlik, göz kararması, bulantı meydana gelirse.<br />
Burun kanaması burun arkasından boğaza doğru akıyorsa kesinlikle doktora gitmelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/burun-kanamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ROMATOİD ARTRİT (KRONİK POLİARTRİTİS=RA)</title>
		<link>http://www.omeksus.net/romatoid-artrit-kronik-poliartritisra/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/romatoid-artrit-kronik-poliartritisra/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 15:53:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53520</guid>
		<description><![CDATA[Eklemde iltihap biçiminde ortaya çıkan romatizmal bir rahatsızlıktır. En sıkça rastlanan ve de kronik iltihaplı bir romatizma rahatsızlığıdır. Eklemde bozulmanın olmasına sebep olur. Kronik poliartrisit diye de bilinmektedir. Romatoid artritte eklemde kıkırdakta tutulmaktadır; kalpte, akciğerlerde, deride, kaslarda tutulmuş olursa SLE ve ya sklerodermanın işaretidir. Ama ender olarak da gözleri ve cildi de etkilemektedir. Rahatsızlığın nedeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eklemde iltihap biçiminde ortaya çıkan romatizmal bir rahatsızlıktır. En sıkça rastlanan ve de kronik iltihaplı bir romatizma rahatsızlığıdır. Eklemde bozulmanın olmasına sebep olur. Kronik poliartrisit diye de bilinmektedir. Romatoid artritte eklemde kıkırdakta tutulmaktadır; kalpte, akciğerlerde, deride, kaslarda tutulmuş olursa SLE ve ya sklerodermanın işaretidir. Ama ender olarak da gözleri ve cildi de etkilemektedir. Rahatsızlığın nedeni hala tam anlamıyla bilinmiyor. Tanısının konulması için ellerin ve de ayakların filmini çekmek çok faydalı olur. Tedavi neticesinde tam anlamıyla iyileşmenin imkanı yoktur.<br />
RA, görülme sıklığı %1 gibi rastlanma sıklığı vardır. Bayanlarda, baylara göre daha sık görülmektedir. Bu rahatsızlık sıkça 40 ila 50 yaşlarının arasında görülür ve de 60 yaş sonrasında da oldukça fazla görülür. Çocuklarda da görülme olasılığı vardır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>RA&#8217;NIN SEBEPLERİ</strong></span><br />
Nedenleri hala tamamen bilinmemekte olan bir rahatsızlıktır. Bağışıklık sistemi kendi hücreleriyle savaşarak, hücrelerin yok olmasını sağlaması nedenlerinden birisi olarak görülür. Ayrıca kimi moleküller Romatoid artrit rahatsızlarında fazla görülüyor, buda rahatsızlığın genetik yönünün ortaya çıkmasını sağlar.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>RA&#8217;NIN BELİRTİLERİ</strong></span><br />
Romatoid artritte eklem iltihabı öncelikli olarak bir, iki eklemde görülmektedir. Ardından da iltihap daha fazla eklemi tutmaktadır. Sıkça ellerde ve de parmaklardaki eklemlerde rastlanır; ama omurga bundan etkilenmemektedir. Rahatsız kişinin öncelikli şikayeti, gece ve de sabah eklemlerinde ağrıların oluşudur. Parmak eklemleri başta olarak, eklemlerde şişme görülür. Eklemin dışında düğümler meydana gelir. Bundan ayrı parmakların duruşlarında anormal bozulmalar olur.<br />
Parmakların kemiklerinde çıkıntılar oluşabilir ve ya parmaklarda dışa kaymalar olabilir. Parmağın uçları aşağıya katlanmış bir şekil alır.<br />
Bunlardan başka sıkça karşılaşılan şikayetlerinden bir tanesi de rahatsız kişi sabahları kalkarken meydana gelen eklemlerindeki tutulmalardır.<br />
Eklemlerin bu tutulma süreleri 20 dakikayı aşar. Yorgun olma durumu, bitkinlik ve de rahatsızlık hali sıkça rastlanmakta olan ama RA’ ya ait olmamakta olan belirtilerdendir.</p>
<p>Öbür organlarda da belirtiler görülebilir. Kalp zarı ile akciğerlerin zarında iltihap, gözlerde ortaya çıkan iltihaplar RA’ nın etkilemesinden dolayı organlarda ortaya çıkan bulgulardır. Ciltte vaskülitis denilen, genelliklede baldırın altında rastlanan, kılcal damarlarda iltihap olabilir. Ağız ve de gözlerde kuruluklar olabilir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/05/romatoid-artrit.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-53553" title="romatoid-artrit" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/05/romatoid-artrit.jpg" alt="romatoid-artrit" width="404" height="298" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>RA TEŞHİSİ</strong></span><br />
İlk olarak hekiminiz, sizdeki şikayeti dinleyecektir ve de ardından fiziki muayene yapacaktır. Bu muayene esnasında sizinde söylediğiniz şikayetleri de göze alarak, bedende şişme, eklem hareketinde meydana çıkmış nodül, yüksek ateş şeklindeki bulguları inceler.<br />
Ayrıca kan testide isteyebilir. Romatoid faktör(RF) ismi verilen bir antikor aranmaktadır kanda. Pozitif çıkarda romatoid artriti göstermektedir. Hemoglobinin değerinde düşme ve de iltihap anemisi oluşur. Öbür iltihabi rahatsızlıklardan ayırt etmek için test yapılır. Birde rahatsızlık ilerleyince röntgen filmi çekerek eklemde oluşan hasarın tanısını destekleme açısından mühimdir.<br />
Teşhisinin kolaylaşması açısından bazı kriterler konulmuştur;<br />
• Sabah 30 dakikadan uzun süre eklemlerde tutulma ve de bu durumun 1,5 ayın üzerinde devam etmesi<br />
• Üçün üzerinde eklemde şişlik oluşması,<br />
• Ellerin ve ayakların parmaklarında eklem iltihabının olması,<br />
• Her iki ekleminde aynı anda iltihaplanması,<br />
• Romatizma düğümü,<br />
• Kanda RH faktörünün olması şeklindeki bulgulardan en az dört tanesinin olması gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>RA&#8217;NIN TEDAVİSİ</strong></span><br />
Rahatsızlığın sebebi hala tam anlamıyla bilinmediği için, kati bir tedavi şekli bulunmamaktadır. Bundan dolayı tam anlamıyla yok edilemez. Tedavinin amacı, rahatsızlığın belirtilerinin azaltılmasına yönelik olur.<br />
Eklemde meydana gelen tahribat ve de ağrılar en aşağıya indirmeye çalışılır. Tedavisi yapılmaz ise geriye dönüşünün mümkün olmayacağı eklemlerde tahribatlar meydana gelir.<br />
Rahatsızlık romatizmal olduğu için, tedavisi romatologlarca yapılmatadır. Bununla birlikte fizyoterapist, psikiyatrist, ortopedik cerrahlarda tedavide yardım edebilirler.<br />
Kullanılacak olan ilaçlar da rahatsızlığın sebep olduğu bozulmaların durmasını sağlayan ve de bulgularının hafiflemesine yönelik olanlar şeklinde iki tiptir.<br />
Bu rahatsızlıkta kullanılmakta olan ilaçların kimisi NSAİİ denilen iltihabın azalmasını sağlamak için, aspirin ile ağrı kesici olanlardır. Ama bu ilaçlar yalnız başına yetmez ve de yan etkileri de meydana gelebilir. Tedavi süresince takibi gereklidir.<br />
Fizyoterapistin kontrolü altında uygulanan egzersizler ile kas ve de kemiklerin güçlenmesi sağlanır. Gene sağlığın iyileşmesini ve de rahatsız kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlamaktadır. Ama eklemlerdeki ağrı, şişse ve de ağrılıysa dinlenilmelidir.<br />
Büyük tahribatlardaysa ameliyat gerekmektedir. Ortopedik cerrahlarca uygulanmaktadır. Hasar görmüş eklem parçalarının yerlerine plastik parça takılır ve de kemiğe yapıştırılmaktadır. Ardından rahatsız kişiye rehabilitasyon uygulanmaktadır ve de ekleme alışması sağlanmaktadır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/romatoid-artrit-kronik-poliartritisra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siroz</title>
		<link>http://www.omeksus.net/siroz/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/siroz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 15:21:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53529</guid>
		<description><![CDATA[Karaciğerimiz bedenin kimya fabrikası şeklinde çalışmakta olan organıdır. Kan şekerini düzenlemede, yağı, şekeri ve de proteini birbirine dönüştürmek gibi bir sürü vazifesi bulunmaktadır. Düzenli bir biçimde dizilmiştir hücreleri. İlk olarak alkol kullanılmasından dolayı hepatit tipi rahatsızlıkların neticesinde karaciğer yapısında düzensizleşme ile hücrelerde tahribat oluşur. Hücrelerde yok olma neticesinde karaciğerde küçülme ve de vazifesini yapamaz biçime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğerimiz bedenin kimya fabrikası şeklinde çalışmakta olan organıdır. Kan şekerini düzenlemede, yağı, şekeri ve de proteini birbirine dönüştürmek gibi bir sürü vazifesi bulunmaktadır. Düzenli bir biçimde dizilmiştir hücreleri. İlk olarak alkol kullanılmasından dolayı hepatit tipi rahatsızlıkların neticesinde karaciğer yapısında düzensizleşme ile hücrelerde tahribat oluşur. Hücrelerde yok olma neticesinde karaciğerde küçülme ve de vazifesini yapamaz biçime gelmektedir. Şüphe yoktur ki bedenin kimya fabrikası denilen karaciğerin bozulması yaşamı tehdit edecek problemler yaratır. Bu nedenlerin sonucunda tedavisi mümkün olmayan siroz rahatsızlığı meydana gelir. Siroz olan karaciğer ufalır ve de pütürlü bir yapısı olur. Ortadan kaybolan karaciğerin hücreleri yerine yenileri üretilir ama bu dağınık ve de çok fazla miktarda olur. Bundan dolayı bağ dokusu tüm karaciğere dağınık olarak yerleşir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SİROZ HASTALIĞININ SEBEPLERİ</strong></span><br />
Siroz, batıdaki ülkelerde ölüm sebeplerinin içerisinde ilk 10’ a girmektedir. Sebebi en çok alkol kullanımındandır. Alkol sebebiyle meydana gelen sirozun tedavisi mümkün değildir. Kesinlikle alkol alımının bırakılması gereklidir. Gün içerisinde 60 kilogramdan çok uzun zaman alkol kullanan bir bay karaciğer sirozu olur. Bayanlardaysa bu oran 20 kilogramdır. Başka bir sebebi de hepatit virüsünün sebep olduğu hepatit B, C ve de D rahatsızlığıdır. Bunlar karaciğerin iltihaplanmasına sebep olur. Özellikle de hepatit B kronik bir rahatsızlıktır ve de bu iltihaplanma karaciğerde kalıcı olur. Genellikle gelişmemiş milletler de bu sebepten dolayı siroza yakalanmanın oranı çok fazla olur. Karaciğerde çok fazla demir birikmesiyle, safra kesesinde rahatsızlık, kronik kalp yetmezliğinin olması siroz sebeplerindendir.<br />
Bedenin savunma sistemi karaciğerde bozukluk olunca yabancı algılamaktadır kendi hücresini ve de bundan dolayı hücre yok olur. Uzun zaman ağrı kesicilerin kontrolsüzce kullanılması, kimyasal ilaç ile temasta sirozun oluşmasında etkilidir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/05/siroz.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-53542" title="siroz" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/05/siroz.jpg" alt="siroz" width="480" height="400" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SİROZ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ</strong></span><br />
Rahatsızlık başlangıç ile ileriki evresi olarak ikiye ayrılır;<br />
Rahatsızlık meydana geldiği ilk anda bitkinlik, hemen yorulmak, iştah kaybı, sarılık, kaşınma, mide bulantısı, fazlaca gaz birikmesi, karın ve bacakta şişme, kabız olma, erkeklerde göğüste büyüme olur. Bunlar yalnızca siroz olunca meydana gelen belirtiler değildirler. Diğer rahatsızlıklarda da bu şekilde belirtiler olabilir.</p>
<p>Rahatsızlığın ileriki evrelerinde belirtisi çoğalır ve de tanının konulmasını sağlar. aşırı miktarda zayıflama olur. Rahatsız kişi yemek yiyemez hale gelir. Bacaklarında zayıflama olur. Su dokularda tutulmaz. Yemek borusundaki damarlarda patlama olur ise iç kanama oluşabilir.  Karaciğerde zehirli maddeler süzülür ama siroz neticesinde bu vazifesini yerine getiremez ve de zehirli bu maddeler hücrelerin tahrip olmasına sebep olur. Beyindeki hücrelerin hasar görmesi neticesinde insanda aptallaşma olur, motivasyon da zorluk çekilir. Cinsel isteğinde azalma olur, daha da ileride iktidarsızlık olabilir. Aç karınayken istifra olur, gece idrara çıkmak çoğalır. Rahatsız kişinin görüntüsünde değişme olur. Yanaklarında kızarma olur. Hormon dengesizliği neticesinde vücuttaki kıllarda dökülme olur, damarlar genişleme yapar ve de boyun ile sırt bölgesinde gözle görülür şekil alır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SİROZ NASIL TEŞHİS EDİLİR</strong></span><br />
İlk yapılacak olan muayenede hekim hasta kişinin geçmişinden bilgiler alır. Alkol alıp, almadığı, hepatit geçirip, geçirmediğini öğrenir. Rahatsızlığın bulaşmış olacağı olasılığı a düşünülür ve de ailesinde eş ve ya beraber olduğu insanda hepatit var mı öğrenilir.<br />
Ardından el muayenesi ile karaciğerin durumuna bakılır. Sirozlu kişinin karaciğerinde sertleşme olur. Kenarları belirgindir. Siroz olanların çoğunluğunda dalak büyür. Hekim rahatsız kişinin görüntüsünü de inceler. Rahatsız kişi sararır, yanaklarıyla ellerinde kızarma olur. Bacakları zayıftır ve de karnınsa su toplaması olduğu için muayeneyle karnınsa su birikmiş mi, birikmemiş mi anlaşılır.<br />
Kati tanının konulması için kan tahlili ile gerekli görülürse karaciğerden parça alınır. Kanda albumin oranı düşükse, bilirubin oranı yüksekse karaciğerde problem vardır demektir. Kanda karaciğer hücrelerinin ne vaziyette olduğu araştırılır. Bundan başka ultrasonla karaciğerin görüntüsüne bakılır. Karaciğerin yüzeyiyle, yapısıyla ilgili bozukluklar ile ilgili bilgi alınmaktadır. Sirozun tanısının konulması için güvenli ve de etkili bir yoldur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>SİROZ TEDAVİSİ</strong></span><br />
Alkolün sebep olduğu sirozda tedavi mümkün değildir. Ama rahatsızlığın erken teşhisi sayesinde alınacak önlemler ile rahatsızlığın derecesi azaltılır ve de kimi belirtileri azaltılarak rahatsız kişinin rahatlatılması hedeflenir. Hepatitin neticesinde siroza yakalananlardaysa interferon tedavisi ile virüsün artmasın mani olunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/siroz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

