Travma

Travma, Yunanca “yara”, “yaralanma” sözcüğünden kaynaklanan, dıştan mekanik etkiyle bir doku ya da organda ortaya çıkan yerel bozunlan belirten tıp terimi. Psikanalizde bireylerin duygusal gelişmelerini ve mutluluklarını etkileyen olumsuz olay ve deneyimler de travma diye adlandırılır.

Şizofreni

Şizofreni, başlıca psikoz türlerinden biri olan, ciddi aküruh hastalığı. Şizofreni nöbetindeki hasta, gerçeklerden koparak garip düşünceler ileri sürer, sesler duyduğunu sanır, düşüncelerine karışıldığına, bedeninin ve aklının dış güçler tarafından yönetildiğine inanır. Nedeni bilinmeyen, ama ortaya çıkmasında kalıtımsal etmenlerin ve streslerin payı olduğu sanılan, şizofreni, bazı hastalarda büyük ölçüde tedavi edilebilmektedir.

Safra Taşları

Safra kesesi ve safra yollarında kolesteroldan, safra pigmentlerinden ya da bunların karışımının yanı sıra, kalsiyum tuzlarından oluşan birikintileri belirten tıp terimi. Safra Taşları , genellikle kolesterol arttığı durumlarda ya da enfeksiyonlar yüzünden çökelmesiyle oluşur. Yaşlılarda daha çok rastlanır ve ağrılara ya da safra kanalını tıkayarak sanlığa yol açabilir. Küçük safra taşı çeşitli yollarla eritilebilirse de, [...]

Saman nezlesi

Saman nezlesi, göz ve burun zarlarının çiçektozlarından etkilenmesi yi e nezle belirtileri ve gözlerde sulanma biçiminde yansıyan alerji tepkisi. Çoğunlukla ailenin birkaç bireyinde astım ve egzama gibi rahatsızlıklarla birlikte görülen saman nezlesinde, çiçektozu özlerinin iğneyle verilmesiyle sağlanan duyarsızlaştırma, nöbetleri önleyebilir; ama mevsiminden önce uygulanması gerekir. Histaminkarşıtı ilaçlardan da oldukça başarılı sonuç elde edilir.

Sindirim

Sindirim kanalının çizimi ve sindirim enzimlerinin kimyasal işlevlerini gösteren çizelge aralıklarla onikiparmakbarsağına geçen asitli sıvılar orada pankreas suyu ve safra ile karışır. Pankreas enzimlerinin nişastaları, protein türevlerini ve yağları daha yalın bileşiklere dönüştürmeleri için yansız bir uğrar. ortam gerekir. Bu bileşenler daha sonra barsaklardan emilerek kana karışırlar.

Sinirler

Sinirler, bedenin her yanından beyine sinyalleri taşıyan sinir lifi demetlerini belirten tıp terimi. Çokhücreli hayvanların tümünde bulunan sinir lifleri, merkez sinir sisteminde yer alan sinir hücrelerinin (nöronlar) uzantısıdırlar. Her lifin üstü Özel bir hücre Öbeğinden oluşan ve Öbür liflerle elektrik etkileşmesini engelleyen yalıtıcı bir tabakayla {miyelin tabakası) kaplıdır. liflerdeki sinyaller yarı elektriksel akılar halinde iletilir, [...]

Sinir sistemi

Sinir sistemi, duyu sinirleri ve hareket sinirleri aracılığıyla organizmanın dış dünyayla ilişkisini sağlayan, ayrıca, bedenin çeşitli bölümleri arasında bilgileri ileten,sinir hücreleri ve liflerinden oluşan bütünü belirten tıp terimi. Sinir sistemi genellikle iki bölümde incelenir:  Merkez sinir sistemi; özerk sinir sistemi. Beyin ve omurilikten oluşan merkez sinir sistemi, çevre sinir sistemine gelen bilgiler ile sistemin bunlara [...]

Soluk borusu

Soluk borusu, memelilerde gırtlağın altından başlayarak yemek borusunun önünde aşağı doğru uzanan, silindir biçiminde, kassı zarsı boruyu belirten tıp terimi. İnsanda erkekte 22 cm, kadında 16 cm kadar uzunlukta olan soluk borusunun iç yüzü yabancı cisimleri ciğerlerden uzağa sürükleyecek biçimde dalgalanan tüycüklerle kaplı ve nemlidir. Çeperlerin deki 12-16 kıkırdak yapılı halka, açık kalmasını ve ezilmesini [...]

Stres

Stres, bireylerde denetimleri dışındaki olaylar yüzünden oluşan bozuklukları ve olumsuz etkileri belirten ruhbilim terimi. Duyarlı kişilerde ruhsal çöküntüye ve kaygıya yol açabüen stres, aşırı durumlarda yüksek tansiyon, kalp krizi, inme, vb. bedensel hastalıklara da neden olabilir.

Suçiçeği

Suçiçeği genellikle 2-7 yaşlar arasındaki çocuklarda görülen, bulaşıcı enfeksiyon hastalığı. Aynı zamanda zona hastalığına da neden olan suçiçeği virüsünün (Poxvirus varicellae) yolaçtığı hastalık, küçük, kırmızı, düz lekeler halinde niteleyici bir döküntü ve sıvı dolu keseciklerle gelişir. 4.-5. günlerde keseciklerin üstü kaşıntı isteği uyandıran bir kabukla Örtülür. 10. gün, çocuk hiç kaşımamışsa, kabuk hiçbir iz bırakmadan [...]

Susuzluk

Susuzluk, bedenin su gereksinimi arttığı zaman ortaya çıkan güçlü duyum. Karada yaşayan canlıların çoğu, bedenlerinde su eksildiği zaman onları vakit geçirmeden su aramaya iten bir duyumun sayesinde varlıklarını sürdürürler. Bununla birlikte ağız, dil ve boğaz kuruluğuyla birlikte ortaya çıkmasına karşın, susuzluk tam bir duyu sayılmaz. Kanama, şeker hastalığı, kolera gibi bedenin aşırı su yitirmedi durumlarında [...]

Proteinler

Proteinler, birbirine peptit bağlarıyla bağlı aminoasitlerden oluşan uzun zincirleri belirten terim. Canlı organizmalarda kuru beden ağırlığının yaklaşık yansım oluşturan proteinlerin birincil yapısı, polipeptit zincirini oluşturan ve her proteinde farklı olan, aminoasit-lerin diziliş sırasıdır. Aminoasitlerin dizilişi ayrıca, proteinlerin üç boyutlu biçimini de belirler. Uzun protein zincirinin üç boyutlu yapıya dönüşmesi sırasındaikincil yapı, protein zincirinin çeşitli bölgeleri [...]

Özerk sinir sistemi

Özerk sinir sistemi, sinir sisteminin kan dolaşımı, barsaklann çalışması, dışkının atılması, kandaki haberci moleküllerin (hormonlar) yapımı gibi işlemleri düzenleyen bolümü, özerk sinir sistemi ikiye ayrılır: Sempatik sinir sistemi; parasempatik sinir sistemi. Bunların ikisini de beyinde ya da omurilikte yer alan ve organlann istemsiz hareketlerini düzenleyen sinirleri kapsayan merkez sinir sistemi bölgeleri yönetir. Her iki sistemin [...]

Oksijen çevrimi

Oksijen çevrimi, oksijenin canlı organizmalar ile cansız çevre arasındaki biy6jeokimyasal çevrimini belir-’ ten terim, Dünyanın ilk atmosferi çok az oksijen içerdiği halde, bitkilerin evrimi sonucunda oksijen, zamanla atmosferin önemli bileşenlerinden biri olmuş, oksijen oranı milyonlarca yıl boyunca artarak günümüzdeki %21 hacim oranına ulaşmış ve bu miktarın tümü önce mavi yeşil suyosunlarının, daha sonraları da yeşil [...]

Onkoserka hastalığı

Onkoserka hastalığı, Onchocerca volvulus türü filaryanın yol açtığı asalak hastalığı. Özellikle Afrika’ nın bazı bölgeleri ile Orta Amerika ve Güney Amerika’ da rastlanan onkoserka hastalığında, beden solucanların varlığına çevrelerinde bağdakusu urları oluşturarak tepki gösterdiğinden, deride iltihaplanmalar belirir. Solucan larvasının göze girmesi körlüğe yol açabilir. Tedavide dietilkarbamazin kullanılır.

Meme bezleri

Meme bezleri, yalnızca memelilerde bulunan, yavruların emzirilmesi için gerekli sütü salgılayan organları belirten terim. Doğumdan sonra salgılanan sütün miktarı, oluşan sütün düzgün bir biçimde emilerek boşaltılmasına bağlıdır. Karın çeperinde, derinin altında yer alan meme bezleri, sayıları yavruların sayısına bağlı olarak değişen meme uçlarına bağlıdırlar. Meme estetiği .İnsan dahil bütün omurgalılarda meme uçları ve bezleri her [...]

Meme iltihabı

Meme iltihabı birbiriyle hiçbir ilgisi bulunmayan iki Meme iltihabı, kadınlarda enfeksiyon kökenli olmabahk cinsinin üyelerine verilen ortak ad. Güney yan, iyicil kistleri tanımlamak için kullanılan terim Amerika’da tatlısularda yaşayan Pterophyllum cinsinmastitis). Terim, ineklerde enfeksiyon kökenli, sütle insana da bulaşabilen ciddi bir hastalığı da belirtir; emziren kadınlarda da görülen hastalık, antibiyotiklerle tedavi edilir.

Metabolizma

Metabolizma, organizmada gerçekleşen bütün kimyasal tepkimeleri topluca belirten terim. Metabolizma ikiye [ayrılır: Katabolizma, yani karmaşık maddelerin daha yalın bileşenlere ayrılması; anabolizma, yani yeni bileşenlerin yapılması. Katabolizma işlemlerinin en önemlisi enerji sağlayan solunumdur. Bu işlem sonucundan açığa çıkan enerjinin yaklaşık % 6O’ı ısı biçimindedir. Dolayısıyla, organizmanın çevreye yaydığı ısı miktarı, bedende gerçekleşen kimyasal tepkimelerin ölçüsüdür. Metabolizma [...]

Hemofili

Hemofili kanda pıhtılaşma eksikliğiyle yansıyan kalıtım kökenli kanama hastalığı. Eşeylik kromozomla-nndan x kromozomuyla taşındığından çok büyük oranda erkeklerde görülen, kadınlardaysa çok ender rastlanan, ama “taşıyıcı” kadınlar tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan hemofilinin nedeni, “Etmen VIII” diye adlandırılan maddenin eksikliğidir. Kadınlarda çok ender görülmesinin nedeni, erkeklerde bir x ve bir y kromozomu, kadınlardaysa 2 x kromozomu bulunmasıdır: [...]

Hipnoz

Hipnoz, biri insanda, öbürü hayvanlarda iki ayrı durumu tanımlamak için kullanılan terim, insanda hiphoz, bilgili bir uzman tarafından yaratılan, bir tür yapay uyku durumudur. Geçmiş olayların ayrıntılarını ortaya çıkarmaya yarayan hipnoz, ilgili kişinin zihnini yeniden koşullandırmayı da sağlar.Çeşitli fobiler, vb. ruh hastalıklarının tedavisinin yanı sıra, özellikle dişçilikte anestezi amacıyla da kullanılır. Hayvanlarda hipnoz, korkunun etkisiyle [...]

Kabakulak

Kabakulak, miksovirüs grubundan “kabakulak virüsü” adı verilen virüsün yol açtığı bulaşıcı enfeksiyon hastalığı. Sürekli ateş, başağrısı, kusma ve daha sonra da kıılakaltı bezlerinin şişmesiyle belirti veren kabakulak, kızamık ve suçiçeği kadar bulaşıcı olmadığından çocukların ancak bir bölümünü etkileyen, buna karşılık büyüklerde de görülebilen bir hastalıktır. Virüsün alınmasını izleyen 3 günden sonraki gelişmesi hafif olan hastalık, [...]

Kaburgalar

Kaburgalar, arkada belkemiğine, önde doğrudan ya da dolaylı olarak göğüs kemiğine bağlanan yassı ve kıvrık kemiklere verilen genel ad. Kaburgalar, ön uçları esnek kaburga kıkırdaklarıyla göğüs kemiğine bağlıdırlar. Bu yapı, göğüsün kasların hareketine bağlı olarak genişleyip sıkışmasına olanak verir. Kaburgaların içindeki boşluklarda kırmızı, kan yapıcı kemik iliği yer alır. Kaburgaları göğüs kafesi içinde birbiriyle ilişkide [...]

Kafa

Kafa, omurgalıların başındaki bir dizi birbirine bitişik, yassı ve alt çene dışında hareketsiz kemikten oluşan içi boş iskelet parçası. Ortalama hacmi 1 500 cm;! kadar olan kafa, iki bölüme ayrılabilir: Beyni koruyan kafatası ya da kubbe bölümü; yüz bölümü. Omurganın üstüne yerleşen kafayı boyun kasları hareket ettirir. Kafatası sert ve çarpmaya dayanıklı bir kutu oluşturan, [...]

Kalın barsak

Kalın barsak, memelilerde sindirim kanalının ince barsak ile gidenbarsağı arasında kalan bölümüne verilen ad. İnsanda mideden sonra yer alan ince barsak, ‘karnın sağında, apandisin biraz üstünde kalın barsağa bağlamr. Bu noktada başlayan ve yükselen ya da çıkan kalın barsak diye adlandırılan bölüm, karaciğerin altına kadar dik olarak çıkar ve bükülerek karaciğer dirseğini (sağ dirsek) oluşturur. [...]

Kalıtım

Kalıtım, organizmanın özelliklerinin bir kuşaktan; sonrakine aktarılması. Kalıtımın genlerle ve genler dışında gerçekleşen iki türü vardır. Genler dışında gerçekleşen kalıtım, öğrenilerek edinilen bilgi ve özelliklerin iletilmesidir ve yalnızca insanlarda görülür. Ana babadan bir sonraki kuşağa geçen kalıtımsal özellikler onların hücreleriyle taşınır. Genetik özellikler kromozomlarda, DNA molekülünün üstündeki şifrelerle genetik şifre) belirlenir ve her bireyde farklı [...]

Kalp atardamarı trombozu

Kalp atardamarı trombozu kalbi besleyen atar-lamarlardan birinin bir kan pıhtısıyla tıkanması. Etkilenen atardamar genellikle, yağ birikimi nedeniyle laralmış bir noktasında tıkanır. Tıkanmanın sonucu [enellikle, kalp kasının bir bölümünde kanlanma azlığına bağlı kalp kası enfarktüsüdür (kalp krizi). Kalp Lası enfarktüsü, hastaların % 60′a yakınında bir ihtilata ‘ol açmaksızın iyileşirse de, geri kalanlarda ihtilatlara rol açar; % [...]

Kan

Kan, ilkel birkaç omurgasız canlı dışında, bütün canlıların bedeninde dolaşan ve belirli hücreler içeren sıvı. Dokulara oksijen ve besin taşıyan kan, artıkları da boşaltım sistemine iletir. Omurgasızların çoğunda kan, dokuları içine alan yaiın bir besin maddeleri çözeltisidir. Bu canlıların gereksinimi besinlerin hücre içine, artıkların da hücrenin dışına yaymmasıyla sağlandığından, etkin bir kan akımına gerek duymazlar. [...]

Kancalıkurt

Kancalıkurt, İpliksikurtlar (‘ematomorpha) şubesinden iki tür verilen ortak ad. Tropikal ve astropikal bölgelerde rastlanan, her ikisi de yaklaşık ]cm uzunluğunda olan ve insanların barsamında asalak yaşayan bu iki türden Nccator amıricanus Amerika’da, Ancylos-torna duodenaleyse Eski Dünyamda yaygındır. Her iki tür de günde birkaç damla kan emer ve barsaklardaki kancalıkurt sayısının çokluğu, ciddi bir kansızlığa yol [...]

Kan kanseri

Kan kanseri, akyuvarların yapıldığı dokulardaki anormal gelişmeler sonucu kanda çok sayıda olgunlaşmamış akyuvar ortaya çıkmasına yol açan hastalıkları belirten genel ad (lösemi). Kan kanserlerinin, her biri akyuvarların başka bir cinsini etkileyen çeşitli türleri vardır. Sözgelimi lenfosit yapan hücreleri etkileyen kan kanserlerine lenfositli kan kanseri (lenfatik lösemi) adı verilir. Kan kanserlerinin çeşitli türleri, farklı yaş gruplarında [...]

Kan plazması

Kan plazması, omurgalı ve omurgasız birçok canlıda kanın sıvı bileşimini oluşturan, glikoz, aminoasitler, tuzlar, antikorlar ve vitaminler gibi maddeler içeren sulu çözelti. Kan plazmasındaki maddeler, bunlara gerek duyan doku hücreleri tarafından kullanılır. Kan plazması ayrıca, üre gibi artık ürünleri de bedenden atılmaları için boşaltım organlarına taşır. Kanın asıl görevi, hemoglobin gibi pigmentler yardımıyla, bedenin her [...]

Karaciğer iltihabı

Karaciğer iltihabı, çeşitli virüs, kimyasal madde ya da mantarlara özgü zehirlerin etkisiyle ortaya çıkan, başlıca belirtisi sarılık olan, karaciğer hücrelerinin çeşitli ölçülerde zarar görmesiyle sonuçlanan hastalık (hepatitis). Virüs kökenli karaciğer iltihaplarına genellikle iki virüs yol açar: İH ya da A virüsü; SH ya da B virüsü. A virüsü, hastaların dışkısıyla atılarak, lağam sularıyla kirlenmiş besinler [...]

Karaciğer kelebeği

Karaciğer kelebeği, emicisolucanlar ya da yapraksolucanlar (Trematoda) takımından, omurgalılarda asalak yaşayan iki omurgasız hayvan türüne verilen ortak ad. Omurgalıların karaciğer dokuları içinde emici ağızlarıyla tutunarak yaşayan küçük karaciğer kelebeği (Opisthorchis sinensis) ve büyük karaciğer kelebeği (Fasciola hepatica) türlerinin her ikisinin erişkinleri de yaprağı andırırlar. Belirgin olmayan başlarının uç bölümünde emici ağız yer alır. Küçük karaciğer [...]

Karaciğer köpek kisti

Karaciğer köpek kisti, köpek şeridinin (Taenia echinococcus) yol açtığı, ender rastlanan, ama tehlikeli hastalık. Normal olarak tilki ve köpeklerin barsaklarında yaşayan köpek şeridinin yumurtaları dışkıyla dışarı atılıp, bulaştıkları insanların karaciğerlerinde çapı birkaç santimetreyi bulan ve çok sayıda küçük kist içeren dev kistler oluşturur. Evrim yavaştır; ama hasta ameliyat edilmezse ölümle sonuçlanır.

Karın

Karın, canlılarda gövdenin sindirim, boşaltım ve üreme organlarını kapsayan, “karın zarı” (periton) adı verilen zarla kaplı bölüm. Karın, göğüste yer alan kalp ve akciğerlerden diyafram adı verilen zarla ayrılır. Memelilerde karnı çevreleyen kaslar, beslenme sırasında barsakların dolmasına ve diyaframın solunum sırasında genişlemesine olanak verecek biçimde esneyebilir. Balıklar, sürüngenler, ikiyaşayışlılar gibi canlılarda kalp ile öbür organları [...]

Karın zarı iltihabı

Karın zarı iltihabı, karın boşluğunu çevreleyen karın iltihaplanması (peritonit). Karın zarı iltihabına enfeksiyonlu bir bölgeden karın zarına (periton) taşınan ya da apandis iltihabı, safra kesesi hastalıkları gibi hastalıklarda görüldüğü gibi bir organın çatlaması sonucunda serbest kalan bakteriler yol açar. Çağdaş tedavi yöntemleri, karın zarı iltihaplarının tehlikesini büyük ölçüde azaltmıştır.

Kas

Kas, boyu kısalabilen, yani kasılma yeteneği bulunan doku gruplarını belirten terim. Temel işlevleri kimyasal enerjiyi mekanik harekete dönüştürmek olan kasları, her biri aktin ve miyozin adlı proteinlerden yapılı lif grupları oluşturur. Kimyasal yapıları değiştiği zaman birbirinin üstünden kayacak yapıda olan bu lifler, hareket için gerekli enerjiyi adenozin trifosfat molekülünden alırlar. Liflerinin görünümü bakımından kaslar üçe [...]

Kemik

Kemik, omuıgalılarda iskeleti oluşturan beyazımsı, sert maddelere verilen ad. Kemikler, bir yandan iskelete güçlü bir yapı kazandırırken, öte yandan kasların bağlantı noktası, mineral tuzların deposu ve kan hücrelerinin üretim yeri işlevlerini üstlenmişlerdir. Her kemik, kolagen doku ya da katılgan doku denilen oldukça yumuşak, kauçuk gibi bir maddeden oluşur; kalsiyum karbonat ve kalsiyum fosfatla pekişmiş sert [...]

Kıkırdak

Kıkırdak, mavimsi beyaz ya da sarımsı beyaz renkli yapısal doku türü. Kıkırdak hücreleri ile sertleşmiş bağdokusu niteliğindeki hücrelerarası maddeden oluşan kıkırdaklar, üçe ayrılırlar: Camsı kıkırdaklar; esnek kıkırdaklar; lifsi kıkırdaklar. Camsı kıkırdaklar, hareketli eklemlerle birleşen kemiklerin yüzeyini kaplarlar; yüzeyleri saydam ve düzgündür; eklem içi sıvısıyla ıslandıklarında, kemiklerin birbiri üstünde kolayca kaymasını sağlarlar. Esnek kıkırdaklar, lastiği andıran [...]

Kızamık

Kızamık daha çok çocuklarda görülen döküntülü ve çok bulaşıcı enfeksiyon hastalığı, Miksovirüs grubundan bir virüsün yolaçtığı kızamıkta, virüsün bulaşmasından 10 gün sonra, nezle, göz kızarıklığı, kuru bir öksürük ve ateş yükselmesiyle ilk belirtiler ortaya çıkar. Bu dönemin 4. gününde hastalığa özgü döküntü önce alın ve boyuna yayılır; 4-6 gün sonra döküntüler ortadan kalkar ve 10 [...]

Kızılcık

Kızılcık, anayurdu Asya, Avrupa ve ABD olan, kızılcıkgüler (Cornaceae) ailesinden, yaklaşık 40 türü bulunan yapraklarını dökmeyen ağaççık cinsi (Cornus). Salkınij şemsiye ya da başakçık biçiminde çiçekler açan kızılcık cinsi üyelerinden kızılcığın (Cornus mas) sarı çiçekleri yapraklardan önce açar; zeytin büyüklüğünde, kırmızı, buruk meyveleri, şerbet ve reçel yapımında kullanılır. Avrupa kızılcığının (Cornus sanguinae) çiçekleri beyazdır ve [...]

Kist

Kist, organizmada içi sıvı ya da yarı sıvı maddeyle dolu küçük, kese biçimli boşluk. Kistlere salgı bezlerinden birinin salgı yolunun tıkanması, çeşitli asalaklar, ur hücrelerinin çoğalması, vb. çeşitli etkenler yol açabilir. Bazı kistler, sonradan kansere dönüşebilirler.

Koku Alma

Kokualma, insanda kokuların ayırt edilmesini sağlayan, birçok hayvandaysa ayrıca, yiyecek bulma, eş arama ve çevreyi tanıma amacıyla kullanılan önemli duyu. Koku alma havada bulunan maddelerle, tadal-ınaysa besinlerle ilgili olmakla birlikte, her iki duyu da ı evredeki havada ya da besinlerde bulunan kimyasal maddeleri algılamanın sonucudur. Kokunun algılanması koku organlarına (hayvanların büyük bölümünde burun) gelen moleküllerin [...]

Kol

Kol, insanda ve maymunlarda üst üyelerin her birine verilen ad. Kol, dar anlamıyla, omuzdan dirseğe kadar uzanan kol kemiğinden (hamerus) oluşur. Kol kemiği dirsekte bileğe kadar uzanan önkolla birleşir. Önkol iki ayrı kemikten oluşmuştur: Dirseğe bağlı olan dirsekkemiği (uina); dirsekkemiğinin çevresinde dönerek bileğin dönmesini sağlayan dönerkemik (radius). Bütün bu yapı kaslarla omuz kemiğin bağlanır; omuz [...]

Kolesterol

Kolesterol, kanda ve gövde dokularında bulunan, hayvansal kökenli yansız yağ. Hücre zarlarının temel öğelerinden bir steroyit olan kolesterol, su atıcı tabakaların fiziksel niteliklerini değiştirir. Ayrıca, steroyit hormonların, safra tuzlarının ve asitlerin hammaddesini oluşturur. Bünyedeki kolesterolün büyük bölümü karaciğerde Üretilir, bir bölümü de hayvansal yağ bakımından zengin besinlerden alınır. Kanlarında kolesterol düzeyi yüksek kişilerde, damar sertliği [...]

Koma

Koma, kesin bir anlam taşımayan, hastanın kendine getirilemediği bütün bilinç yitimi durumları için kullanılan tıp terimi. Baş yaralanmaları, aşırı ilaç alma, şeker hastalığı, inme ve çeşitli enfeksiyonlar komaya neden olabilir. Hastaların birçoğu komadan çıktıktan sonra aşağı yukarı bütünüyle iyileşir; ama beynin önemli ölçüde zarar gördüğü durumlarda, hasta komadan çıkamayarak “bitkisel yaşama” girebilir.

Konuşma

Konuşma, insanda sözlü anlaşma yeteneği. Akciğerlerden gelen havanın, ses tellerinin direnciyle karşılaşmasıyla ortaya çıkan titreşimlerden kaynaklanan ses, dudaklar ve dilin hareketleriyle, konuşmada kullandığımız son biçimini alır. Sözcükler temel seslerden oluşan farklı dizilerden oluşur. Konuşmayı çocukluk çağında öğrenebilmek için, normal işitme yeteneğinin yanı sıra, beynin boğaz, ağız ve dil kasları üstündeki denetiminin de kusursuz olması gerekir.

İç salgı bezleri

İçsalgı bezleri salgıladıkları maddeleri bir kanal aracılığıyla boş bir yüzeye iletmek yerine kana karıştıran salgı hücreleri demetleri. Bütün omurgalılar ile bazı omurgasızlarda bulunan iç salgı bezleri , bedenin çeşitli bölgelerinde gerçekleşen, günlük, aylık ya da mevsimlik değişiklikler gösteren farklı birçok hücresel işlem arasında işbirliğini sağlarlar. Memelilerde, “hormon” adı verilen özel organik bileşikleri üretip salgılamakla görevli [...]

İşitme

İşitme, sesleri algılama ve yorumlama yeteneği. Omurgalılarda işitmeyi, kulaktaki tüysü yapıların mekanik titreşimlerle doğrudan ya da dolaylı olarak uyarılması sağlar. Uyarılan bu yapılar, işitme siniri yardımıyla beyine elektrik işaretleri gönderirler. Omurgalılarda işitme organının kulak olmasına karşılık, balıklar, titreşimleri bedenleriyle de algılayabilirler. İşitme yeteneğinin işlevleri çok çeşitlidir. Bunların en önemlisini iletişim ve yer saptama oluşturur. Erkek [...]

Sağırlık

Sağırlık ( işitme yeteneğinin yitimi ) birçok [edenden kaynaklanabilir. Yüksek frekansları duyma eteneğinin yaşlandıkça azalması doğal olmakla birlikte, konuşmaları anlamakta güçlük yaratacak düzeye laşması, sağırlık diye nitelenebilir, işitme yitimi çok ileri değilse, işitme aygıtları sağır kişilerin yeniden duymasını sağlayabilir, iç kulaktaki oluşum bozuklukları doğuştan sağırlıklara yol açarlar. Enfeksiyonlardan orta kulağın etkilenmesi sonucu ortaya çıkan sağırlıktaysa, [...]

Gebelik

Gebelik bedende gelişen embriyo ya da dölüt bulunması. Dişinin yumurtasının erkeğin sperması tarafından döllenmesiyle başlayan gebelik, doğuma kadar sürer. İnsanda bu süre yaklaşık 266 gün ya da son âdet kanamasından başlayarak 40 haftadır.