<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık &#187; Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.omeksus.net/hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.omeksus.net</link>
	<description>Sağlıklı Yaşam, Hastalıklar ve Tedavisi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2011 18:08:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Tetanoz</title>
		<link>http://www.omeksus.net/tetanoz/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/tetanoz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 18:07:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53758</guid>
		<description><![CDATA[Tetanos, çoğunlukta hayvan dışkılı topraklarda yaşamlarını sürdüren bakterilerin yol açtığı bir hastalık türüdür. Tetanos mikrobunun çeşitli sıyrık, kesik, çizik ya da yabancı cisimlerin deriye batması gibi nedenlerle kana karışması sonucunda oluşmaktadır. Tetanosta yaş sınırı olmamakla beraber özellikle bu mikroba karşı bağışıklığı olmayan ve direnç gösteremeyen bünyeler bu hastalığa daha çabuk yenik düşmektedirler. Tetanosun Belirtileri: İlk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tetanos, çoğunlukta hayvan dışkılı topraklarda yaşamlarını sürdüren bakterilerin yol açtığı bir hastalık türüdür. Tetanos mikrobunun çeşitli sıyrık, kesik, çizik ya da yabancı cisimlerin deriye batması gibi nedenlerle kana karışması sonucunda oluşmaktadır. Tetanosta yaş sınırı olmamakla beraber özellikle bu mikroba karşı bağışıklığı olmayan ve direnç gösteremeyen bünyeler bu hastalığa daha çabuk yenik düşmektedirler.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Tetanosun Belirtileri:</strong></span><br />
İlk etapta farklı şiddetlerde baş ağrıları görülmektedir. Bu ağrıları asıl belirtiler olarak bilinen ağrılı kas krampları takip eder. Bu kramplar çoğunlukta çene ve boyun kaslarında ortaya çıkar. Vücudun genelinde kramplara ve adele sertleşmesine neden olmakla beraber çeşitli ateşlenmeler ve nefes darlıkları da oluşur. Tetanos mikrobu vücuda girdikten sonra belirtileri yaklaşık 5-20 gün arasında görülür. Havale nöbetlerine oldukça sık rastlanır. Henüz tam anlamıyla etkili bir tedavi yöntemi keşfedilmemiştir. Bu hastalık ölümlere de neden olabilmektedir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/Tetanoz.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53774" title="Tetanoz" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/Tetanoz-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Tetanos Aşısı:</strong></span><br />
Temel bağışıklığı kazandırma amaç ile bebeklere uygulanan karma aşı difteri, boğmaca ve tetanosa karşı alınacak en büyük önlemdir fakat bu aşıların etkisi ömürlük olmadığından her on yılda bir mutlaka tekrarlanmalıdır. Bu sayede tetanos mikrobuna karşı vücudun direnci artırılmış, haliyle hastalığın riski de azaltılmış olur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Yaralanma Ve Isırıklarda Tetanos:</strong></span><br />
Çeşitli nedenlerle oluşan derin yarık ve çiziklerde, hayvan ısırıklarında, kirlenmiş yaralarda tetanos aşısı yaptırmak şarttır. Isırıklarla ve ya pislikle vücuda bulaşan mikroplar enfeksiyona yol açmaktadır. Buna engel olmak için en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmek yapılacak en akıllıca şey olacaktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Hangi Durumlarda Tetanos Aşısı Uygulanır?</strong></span><br />
1-Öncesinde hiç tetanos aşısı yaptırılmamış olması,<br />
2- Tetanos için bağışıklığı güçlendirmek adına uygulanan son aşının üzerinden 5 yıl ya da daha fazla zaman geçmiş olması,<br />
3- Uygulanan temel aşı programının üstünden en az 6 yıl geçmiş olması<br />
Durumlarında mutlaka tetanos aşısı uygulanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/tetanoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kas Ağrısı</title>
		<link>http://www.omeksus.net/kas-agrisi/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/kas-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 10:54:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemik ve Eklem Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53752</guid>
		<description><![CDATA[Hemen hemen hepimizin hayatımızın bir döneminde kas ağrısı çekeriz. Kas ağrıları genelde, hızlı ve uzun süren yürüyüşler, aşırı beden yoran fiziksel aktiviteler kas ağrılarına sebep olabilmektedir. Kas ağrısının yanında tendon, lif gibi kası kemiğe bağlayan dokular ve kemik, iç organlarda da ağrılara sebep olabilmektedir. Aşırı spor ya da fiziksel güç gerektiren işler yapıldığında meydan gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen hemen hepimizin hayatımızın bir döneminde kas ağrısı çekeriz. Kas ağrıları genelde, hızlı ve uzun süren yürüyüşler, aşırı beden yoran fiziksel aktiviteler kas ağrılarına sebep olabilmektedir. Kas ağrısının yanında tendon, lif gibi kası kemiğe bağlayan dokular ve kemik, iç organlarda da ağrılara sebep olabilmektedir.</p>
<p>Aşırı spor ya da fiziksel güç gerektiren işler yapıldığında meydan gelen kas ağrıları, kasların zedelenmesi ile dikkat çeker. Kas ağrısının yeri çok net fark edilir zira hangi bölgedeki kaslara yüklenildiğiyse o bölgede ağrı hissedilir.</p>
<p>Bunun dışında tek bir bölgedeki kas ağrısı yerine bütün vücudu etkisi altına alan kas ağrıları da vardır. Sistematik hastalıklar, bütün vücutta kas ağrılarının çekilmesine sebep olur. Örneğin grip hastalığı esnasında vücuttaki bütün kasların ağrıdığı hissedilir.</p>
<p>Bunun yanında özellikle son yıllarda dikkat çeken, kas ağrısına sebep olan bir diğer etken ise<br />
Fibromiyalji hastalığıdır. Bu hastalıkta kasların ve kasların etrafının ağrıdığı, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, uyku sorunu dikkat çeker.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/kas-agrisi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-53753" title="kas agrisi" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/kas-agrisi.jpg" alt="Kas Ağrısı" width="296" height="220" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Adale, kas ağrılarının nedenleri </strong></span></p>
<p>Kas ağrılarında en önemli neden kasların gerilmesi, kasların zedelenmesi, kasa fazla yüklenilmesi gibi etkenlerdir. Ayrıca kullanılan bazı kolesterol ve tansiyon ilaçları da kas ağrılarına sebep olabilir. grip, astım gibi enfeksiyon hastalıkları, potasyum, kalsiyum gibi vitamin eksiklikleri kas ağrısının diğer sebepleridir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Adale Ağrılarını Önlemek İçin Neler Yapılabilir?</strong></span></p>
<p>Kas ağrısına sebep şayet zorlanma veya ağır spor ise, kas ağrısı olan bölgeyi hemen dinlendirin ve ağrı kesici alın. 1 ila 3 gün arasında buz kompleksi uygulayın. Bir torbanın içine koyacağınız buzları, kas ağrısının olan bölgeye 20 dakika koyabilir ve gün içinde 3–4 defa 20 dakikalık setler yapabilirsiniz. 1–3 gün sonrasında ağrı tamamen geçmiş veya hafiflemiş ise çok hafif egzersiz yaparak bölgeyi ısıtabilirsiniz. Ağrı devam ettiği sürece asla bölgeyi zorlamayın. Rahat bir gece uykusu çekin. Ayet 3 gün olmasına rağmen hala geçmiyorsa kas ağrılarınız, bölgede şişme, kızarma, dolaşım bozukluğu, ödem, nefes darlığı, güç kaybı varsa mutlaka fizik tedavi uzmanına, ortopedi uzmanına muayene olun. Doktorunuz muayene ettikten sonra ilaç tedavisi veya fizik tedavi yoluna gidecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/kas-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolesterol</title>
		<link>http://www.omeksus.net/kolesterol-2/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/kolesterol-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 11:38:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53725</guid>
		<description><![CDATA[Kolesterol halk arasında zararlı olarak biliniyor olsa da yaşam için çok gereklidir. Kolesterol vücutta mum kıvamında yer almaktadır ve yağımsıdır. Kolesterol vücut geneline yayılmıştır ve birçok yerde bulunmaktadır. Kolesterol vücut içerisinde çok fazla görev üstlenmektedir. Bu görevler arasında hormonların üretilmesi ve yağların sindirilmesini sağlamakta olan asitlerin üretilmesi de yer almaktadır. Fakat kolesterolün vücut için görevlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kolesterol halk arasında zararlı olarak biliniyor olsa da yaşam için çok gereklidir. Kolesterol vücutta mum kıvamında yer almaktadır ve yağımsıdır. Kolesterol vücut geneline yayılmıştır ve birçok yerde bulunmaktadır. Kolesterol vücut içerisinde çok fazla görev üstlenmektedir. Bu görevler arasında hormonların üretilmesi ve yağların sindirilmesini sağlamakta olan asitlerin üretilmesi de yer almaktadır. Fakat kolesterolün vücut için görevlerini gerçekleştirebilmesi için çok az bir miktarda bulunması yeterlidir. Kanda fazla miktarda bulunması kolesterolün zararlı bir hal almasına, damarların sertleşmesine ve daralmasına yol açmaktadır. Vücut içerisinde damarlar organlara kan taşımak amacıyla her yere yayılmış durumdadır. Kolesterol birikmesine bağlı olarak damar sertleşmesi hangi organa giden damarlarda oluştuysa o organın işleyişinde problemler ve o organa bağlı hastalıklar ortaya çıkabilir. Örnek verecek olursa kalbe giden damarlarda kolesterole bağlı olarak sertleşme veya daralma meydana gelirse o kişide kalp krizi riski artmış olacaktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Yüksek Kolesterol Nedir?</strong></span><br />
Yağımsı bir madde olan kolesterolün vücut içerisindeki görevlerini yerine getirebilmesi için kan içerisinde az bir miktarda bulunması yeterli olacaktır. Görevlerin yerine getirilmesi haricinde kanda bulunan kolesterol vücuda yarar değil zarar verecektir. Her yaşa göre ihtiyaç olan kolesterol miktarları değişiklik gösteriyor olsa da ihtiyaç fazla kolesterol yüksek kolesterol olarak adlandırılmaktadır. Kanda yüksek miktarda kolesterol olması normal bir durum değildir. Bu durum yağ metabolizmasının bozukluğundan kaynaklanmaktadır. Yüksek kolesterolün varlığı yapılacak testlerle kolay bir şekilde ortaya çıkabilir. Yağ metabolizmasındaki bozukluğun tedavi edilmesinde vücuttaki yüksek kolesterol miktarının bilinmesi ve buna göre tedavi yollarının oluşturulması gerekmektedir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/kolesterol.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53749" title="kolesterol" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/kolesterol-300x237.jpg" alt="Kolesterol" width="300" height="237" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Kolesterol Niye Yükselir?</strong></span><br />
Kanda bulunan kolesterol miktarının yükselme sebepleri birden fazladır. Fazla kilolar, tüketilen gıda maddeleri, kalıtımsal faktörler ve günümüzün kaçılamayan sorunu stres kandaki kolesterol miktarını arttıran etmenler arasında sayılabilir. Bu etmenler iyi huylu olmayan yani kötü huylu kolesterolün yükselmesine neden olmaktadır. Kişinin gün içerisinde düzenli bir şekilde spor yapması ve buna süreklilik kazandırması iyi huylu kolesterolü yükseltirken kötü huylu kolesterol seviyesinin düşmesine neden olacaktır. Ayrıca kadınlarda görülen menopoz durumundan sonra da kolesterol seviyesi artmaktadır. Kolesterolün yükselmesine neden olan bazı hastalıklar da vardır. Karaciğer hastalıklarını, nefrit hastalığını ve şeker hastalığını kolesterolün yükselmesine neden olan hastalıklar arasında sıralayabiliriz. Ayrıca tedavi için kullanılan bazı ilaçların da kolesterolü yükselttiği bilinmektedir. Eğer kolesterolün artmasına neden olan ilaçlar zaten bir uzman tavsiyesiyle alınıyorsa gerekli önlemler onun tarafından alınacaktır. Kolesterolün yükselmesi bilgi dahilinde gerçekleşmiş olacaktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Kolesterolün Önemi</strong></span><br />
Dünyada kalıcı sakatlıklara ve ölümlere yol açan nedenler incelendiğinde kalp ve damar hastalıklarının üst sıralarda yer aldığını görmekteyiz. Kalp ve damar hastalıklarının sebepleri arasında yüksek kolesterolün olduğu bilinmektedir. Yüksek kolesterolün önüne geçilmesi sayesinde kalıcı sakatlıkların azaltılması ve ölümlerin geciktirilmesi kolay bir şekilde sağlanabilir. Tüm bunlara dikkat edildiğinde oranlarda gözle görülür ciddi bir azalma olacaktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Kardiyovasküler Risk Faktörleri</strong></span><br />
Bazı hastalıklar ve durumlar kalp ve damar rahatsızlıklarının oluşma riskini arttırmaktadır. Bu gibi durumlara ve hastalıklara kardiyovasküler risk faktörleri denmektedir. Kardiyovasküler risk kolesterolü yüksek olan hastalıklarda oldukça fazladır. Kardiyovasküler riske ayrıca hipertansiyon, normalden fazla kiloya sahip olma, şeker hastalığı, aşırı sigara tüketimi, alkolizm, erkek olma, (kadınlarda risk daha azdır) yaşlılık, fibrinojen eksikliği, ürik asit eksikliği ve egzersiz yapmama gibi durumlar neden olmaktadır. Hipertansiyon kardiyovasküler riski etkileyen en önemli unsurlardan birisidir. Hipertansiyonun tedavi yollarının denenmesi ve başarıya ulaşılması sayesinde kardiyovasküler risk azalacaktır. Fazla kiloların sonucu olan şişmanlığa bağlı olarak birçok hastalık ortaya çıktığı ve bunlar kardiyovasküler riski arttırdığı için riskin azalması adına fazla kilolardan kurtulmak gerekmektedir. .<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Yüksek Kolesterolün Vücuda Verdiği Zararlar</strong></span><br />
Kolesterolün vücut içerisindeki görevlerini yerine getirebilmesi için çok az bir miktarda bulunması yeterlidir. Bu her ne kadar yaşa göre değişiyor olsa da kolesterolün normalden fazla olması her zaman için zarardır. İhtiyaçtan fazla bulunan kolesterol olumsuz etkilerini hemen göstermeye başlamaz. Yıllara yayılan süreçte fazla olan kolesterol damar duvarlarında birikmeye başlar. Damar duvarlarında kolesterolün birikmesi ise damarlarda tıkanıklığa veya daralmaya yol açmaktadır. Damarlar organlarla iletişimi sağlamaktadırlar. Kolesterolün biriktiği damarlar hangi ortamla iletişim halindeyse zaman içerisinde o organlarla ilgili hastalıkların ortaya çıkma riski oldukça fazladır. Kandaki kolesterol miktarının anlık artışı bahsettiğimiz olumsuzlukların ortaya çıkmasına neden olmaz. Uzun süreli artışlar vücut içerisinde sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Fakat bu kolesterolün anlık artışlarının önemsenmemesi gerektiği anlamına gelmemelidir. Kolesterolün uzun zaman yüksek kalmasına bağlı olarak hastalıklar ortaya çıktığında vücudun toparlaması zordur. Bu nedenle kolesterolü iyi takip edilmeli ve anlık yükselişlerde bile gerekli önlemler alınmalıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Kolesterol &#8211; Yüksek Tansiyon İlişkisi</strong></span><br />
Halk arasında bilinen bir yanlış da kolesterol ve yüksek tansiyon arasında bir ilişkinin olduğudur. İnsanlar genellikle kolesterol yükseldiğinde yüksek tansiyonun da yükseldiğini veya tam tersi olduğunu düşünmektedir. Fakat böyle bir değerlendirme yapmak yanlıştır. Kolesterol ve yüksek tansiyon arasındaki tek ortak nokta ikisinin de aynı organa yani kan damarlarına zarar veriyor olmalarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/kolesterol-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amilaz</title>
		<link>http://www.omeksus.net/amilaz/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/amilaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 14:53:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53739</guid>
		<description><![CDATA[Amilaz Nedir? Amilaz, protein yapılı bir enzim olup, nişastanın sindirilmesinde oldukça etkilidir. Nişasta içeren besinler arasında patates, mısır, pirinç, buğday, fındık, bakla, fıstık sayılabilir. Bu tip yüksek oranda nişasta içeren besinlerin sindirilmesi işleminde amilaz ağızda başlar ve ince bağırsak, oradan da bağırsaklara devam ederek görevini sonlandırır. Amilazın en çok üretildiği organ pankreas olup bunun yanında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Amilaz Nedir?</strong></span></p>
<p>Amilaz, protein yapılı bir enzim olup, nişastanın sindirilmesinde oldukça etkilidir. Nişasta içeren besinler arasında patates, mısır, pirinç, buğday, fındık, bakla, fıstık sayılabilir. Bu tip yüksek oranda nişasta içeren besinlerin sindirilmesi işleminde amilaz ağızda başlar ve ince bağırsak, oradan da bağırsaklara devam ederek görevini sonlandırır.</p>
<p>Amilazın en çok üretildiği organ pankreas olup bunun yanında karaciğer, böbrekler, yumurtalıklar, tükürük bezlerinde de amilaz üretimi gerçekleşmektedir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Amilaz yüksekliği nedir?</strong></span></p>
<p>Amilaz, idrar ve kan içinde belli oranlarda bulunmaktadır. Amilaz değerlerinde bir miktar yükselme olması demek, belli bir hastalığın habercisi demek değildir. Kan içinde bulunan amilaz miktarının genelde üçte biri pankreastan kaynaklanırken, üçte ikisi tükürük bezlerinden kaynaklanmaktadır. Pankreastan geçiş yapan amilazın, geçiş kanallarının herhangi bir sebeple tıkanması durumunda kandaki ve idrardaki amilaz miktarında yükselme meydana gelir. Söz konusu bu durum amilaz yüksekliği olarak adlandırılır.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/amilaz-yukselmesi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-53741" title="amilaz " src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/10/amilaz-yukselmesi.jpg" alt="Amilaz" width="300" height="287" /></a></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Amilaz yüksekliğinin sebepleri nelerdir?</strong></span></p>
<p>Amilaz yüksekliğinin birçok farklı nedeni olabilir. Bunlar arasında:</p>
<p>Tükürük bezleri ve pankreas kaynaklı amilaz yükselmesi.<br />
Kullanılan bazı ilaçların pankreas enzim üretimini artırması.<br />
Pankreas kanalının ağzındaki kasların fonksiyonlarında meydana gelen bozukluklar.<br />
Kullanılan bazı ilaçların pankreas salgısını uyarması.<br />
Mide delinmeleri ile bağırsak delinmeleri durumunda.<br />
Akrep sokması, bağırsak tıkanması, metanol zehirlenmesi, akut alkol zehirlenmesi, şeker koması, akut safra kesesi taşları, böbrek yetersizliği durumlarında amilaz değerlerinde yükselme görülebilir.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Çocuklarda Amilaz Yükselmesi</strong></span></p>
<p>Çocuklarda amilaz değerlerinin yükselmesinin en önemli sebebi, kabakulak hastalığıdır. Kabakulak hastalığı esnasında, çocukların tükürük bezlerinde iltihaplanmalar meydana gelir. Bu sebeple kabakulak olan çocuğun kan ve idrar testleri yapılmalı ve amilaz değerleri gözlenmelidir. Bunun yanında akut pankreas iltihabı da çocuklarda amilaz yükselmesinin sebepleri arasındadır.</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Amilaz Yüksekliği Tedavisi</strong></span></p>
<p>Kandaki amilaz değerinin yükseldiği görüldüğü anda doktora başvurulması gerekir. Zira amilaz değerinin yükselmesinin birçok farklı sebebi olabilir. Doktorunuz yapacağı bazı testler ile amilaz değerinin neden yükseldiğini tespit edecek ve ona göre bir tedavi yöntemi uygulayacaktır. Kişi bu esnada sigara ve alkolü bırakıp, daha sağlıklı bir yemek menüsü alışkanlığı edinmesi faydalı olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/amilaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüz Felci</title>
		<link>http://www.omeksus.net/yuz-felci/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/yuz-felci/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Sep 2011 12:51:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53735</guid>
		<description><![CDATA[Yüz Felci Ne Demektir? Yüz bölgesindeki dudaklar, yanaklar, kaşlar ve göz çevresi hareketlerini çalıştırmak için yüz sinirleri kullanırlar. Yüz sinirleri beyinden aldıkları hareket emirlerini yüz kaslarına iletir ve istenilen hareketlerin yapılmasını sağlar. Şayet beyin ve yüz sinirinde bir takım hastalıklar gelişmiş ise bu iletiler engellenir ve yüz felci meydana gelir. Böylece yüz hareketlerinde tamamen veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yüz Felci Ne Demektir?</strong></span></p>
<p>Yüz bölgesindeki dudaklar, yanaklar, kaşlar ve göz çevresi hareketlerini çalıştırmak için yüz sinirleri kullanırlar. Yüz sinirleri beyinden aldıkları hareket emirlerini yüz kaslarına iletir ve istenilen hareketlerin yapılmasını sağlar. Şayet beyin ve yüz sinirinde bir takım hastalıklar gelişmiş ise bu iletiler engellenir ve yüz felci meydana gelir. Böylece yüz hareketlerinde tamamen veya kısmen hareket kaybı oluşur. Tıp alanında yüz felci fasial paralizi olarak adlandırılır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yüz Siniri Nerededir?</strong></span></p>
<p>Genelde nörolojik alanda incelenir ve beyin ile beyin sapı arasında bulunan lifler karışık şekilde yüz sinirini oluşturmak üzere bulunurlar. Beyin sapının ardından yüz sinirini kıvrımlı bir yol ile akabinde iç kulaktan geçerek orta kulağın etrafını dolaşır ve son olarak kulağın ardından birkaç dal şeklinde yüz kaslarına gelir. Yüz kaslarına gelmeden önce kulağın önünde bulunan tükrük bezlerinin içinden geçerler.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Yüz Felcinin Nedenleri Nelerdir?</span></strong></p>
<p>Yüz felci birçok sebebe bağlı olarak gelişebilirken, genelde beyin ile beyin sapı arasındaki ya da beyin sapından yüz kaslarına kadar olan alanlarda meydana gelen hastalıklar yüzünden olabilir. Beyin-beyin sapı arasında meydana gelen yüz felci genelde beyin kanamasına bağlıdır ve nöroloji bölümünde araştırılır. Bu sebeplerle meydana gelen yüz felcine merkezi yüz felci adı verilir. Beyin sapından sonra gelen yüz siniri hastalıkları yüzünden meydana gelen yüz felcine ise periferik yüz felci adı verilir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/yuz-felci-nedir.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53737" title="yüz felci nedir" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/yuz-felci-nedir-300x285.jpg" alt="yüz felci belirtileri" width="300" height="285" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Periferik yüz felcinin birçok neden vardır:</strong></span></p>
<p>-Bell Paralizisi: Yüz felcinin en çok görülme sebeplerinden biridir. Sebepleri net değildir. Yüz sinirinin iç kulak etrafında meydana gelen iltihaplanmalar yüzünden olduğu düşünülür. Genelde soğuk ve rüzgârın sebep olduğu düşünülür. Kasksız motor kullananlarda, yüksek ve çok rüzgârlı yerde uzun süre duranlarda görülmektedir. Sinirlerin fonksiyonlarını kaybetmesi dışında farklı bir belirtisi yoktur. Çoğu vakada tedavi sonunda tam anlamıyla iyileşme görülür.</p>
<p>—Ramsay-Hunt Sendromu: Virüs kaynaklı bir hastalıktır. Bell paralizisindeki belirtilerin yanında ağrı ve dış kulak yolunda meydana gelen bir takım lezyonlar vardır. Tedavi sonunda iyileşme oranı Bell paralizisine göre daha azdır.</p>
<p>—Orta Kulak İltihapları: Çocuklarda meydana gelen akut orta kulak iltihabi, yetişkinlerde meydana gelen orta kulak iltihabı etrafındaki kemiği eriterek veya var olan boşluklardan yüz sinirine ulaşabilir ve yüz felcine sebep olabilir.</p>
<p>—Sistemik Hastalıklar: Bu tür hastalıklar şeker hastalığı, hipertansiyon, vitamin eksikliği olarak sayılabilir ve yüz felcine sebep olabilir.</p>
<p>-Tümöral Hastalıklar: Yüz sinirlerinde ya da yüz sinirine giden yollarda meydana gelen tümörler yüz felcine sebep olabilir.</p>
<p>—Travmalar: Yüz bölgesine ya da kulak etrafına gelen travmalar, darbeler yüz sinirine hasar vererek yüz felcine sebep olabilir.</p>
<p>—Ameliyatlar: Farklı sebepler yüzünden kafa içinde, kulakta veya tükürük bezinde yapılan ameliyatlar yüzünden yüz felci oluşabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yüz Felci Belirtileri Nelerdir?</strong></span></p>
<p>Yüz felci olan kişi, kaşlarını kaldıramadığını, göz kapamakta zorlandığını, gülümseyemediğin, yanaklarında şişe meydana geldiğini, dudaklarını büzüştüremediğini fark eder. Aynı zamanda gözyaşı azalması, tükürük salgılarının azalması, tat alma duyusunda bozukluklar meydana gelmesi, gürültüden aşırı rahatsızlık duyma yüz felci belirtileri arasında sayılabilir. Muayene esnasında hastanın yüz hareketlerini yapamadığı görülür.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yüz Felci İçin Ne Gibi Tetkikler Yapılır?</strong></span></p>
<p>Yüz felci için genelde açlık kan şekeri ölçümü, tansiyon ölçümü, duyma ölçümü, gözyaşı miktarının testi, kolesterol ölçümleri yapılabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yüz Felci Nasıl Tedavi Edilir?</strong></span></p>
<p>Yüz felcinin tedavisi için önce yüz felci sebebi ya da sebepleri saptanır ve sebeplere göre tedavi yolu seçilir. İlaç tedavisi, krem tedavisi, masaj tedavisi, sıcak su uygulamaları, sakız çiğneyerek yüz kaslarının hareket etmesi gibi yöntemler yüz felci tedavisi için kullanılabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yüz Felci Tedavisi İçin Ameliyat Gerekli Midir?</strong></span></p>
<p>Yüz felcinin bazı nedenleri yüzünden tedavi için ameliyat gerektirir. Tümör vakalarında, kronik orta kulak iltihap durumlarında ameliyat gerekebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Yüz Felci Tedavisi İçin Fizik Tedavi Gerekli Midir?</span></strong></p>
<p>Yüz kaslarına fizik tedavi yönteminin yapılması yüz sinirine tekrardan fonksiyon kazandıran metotlar değildir. Fakat özellikle uzun müddet devam eden yüz felçlerinde yüz kasları hareketsizlikten güç kaybeder ve akabinde yüz siniri çalışsa bile yüzde asimetri kayıpları görülebilir. Bu sebeple kişinin kendi kendine yapabileceği masaj ve sakız çiğneme dışında fizik tedavi uygulanması önerilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/yuz-felci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer iltihabı</title>
		<link>http://www.omeksus.net/akciger-iltihabi-2/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/akciger-iltihabi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Sep 2011 12:31:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akciğer Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53714</guid>
		<description><![CDATA[Akciğer iltihaplanması, kişide göğüs ağrısı, üşüme, titreme nöbetleri, yüksek ateş, şiddetli öksürük, kanlı ve balgamlı öksürük olarak kendini gösterir. Pnömoni yani akciğer iltihabı, akciğerlerde var olan dokuların iltihaplanması anlamına gelir. Akciğer iltihabının birçok sebebinin olması, tedavi yöntemlerinde zorluklar yaşanmasına sebep olur. Zira akciğer iltihap nedenleri arasında virüsler, kimyasal maddeler yer alırken, sebebi tam olarak tespit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer iltihaplanması, kişide göğüs ağrısı, üşüme, titreme nöbetleri, yüksek ateş, şiddetli öksürük, kanlı ve balgamlı öksürük olarak kendini gösterir.</p>
<p>Pnömoni yani akciğer iltihabı, akciğerlerde var olan dokuların iltihaplanması anlamına gelir. Akciğer iltihabının birçok sebebinin olması, tedavi yöntemlerinde zorluklar yaşanmasına sebep olur. Zira akciğer iltihap nedenleri arasında virüsler, kimyasal maddeler yer alırken, sebebi tam olarak tespit edip tedavi aşamasına geçmek zor olmaktadır.</p>
<p><em><span style="color: #ff0000;"><strong>Akciğer iltihabı genel olarak üç şekilde kapılmaktadır:</strong></span></em><br />
1) Topluluktan kapılan akciğer iltihabı<br />
2) Hastaneden kapılan akciğer iltihabı<br />
3) Aspirasyon pnömonisi.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Topluluktan Kapılan Pnömoni</strong></em></span></p>
<p>Topluluktan kapılan akciğer iltihabı, adı üstünde kalabalık ortamlarda, kalabalıktan bulaşan bir hastalık türüdür. Bu tip akciğer iltihabının ortak sebepleri araştırıldığında pönomokok, mikoplazma ve grip virüsü vardır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Hastaneden Kapılan Pnömoni</strong></em></span></p>
<p>Pönoniye sebep olan etken, hastaneden kapılması halinde durum daha ciddi bir hal alır.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/akciger-iltihabi-tedavisi.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53733" title="Akciğer iltihabı" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/akciger-iltihabi-tedavisi-300x285.jpg" alt="Akciğer iltihabı tedavisi" width="300" height="285" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Aspirasyon Pnömonisi</strong></em></span></p>
<p>Bu tip bir akciğer iltihabının sebebi, akciğerlere geçen yabancı maddelerdir. Söz konusu geçiş çoğunlukla kişinin kusmasının ardından midedeki şeylerin ciğere girmesiyle meydana gelir.<br />
Akciğer iltihabı ortalama bir yıl içinde 1000 kişiden birinde görülebilen bir hastalıktır.<br />
Her insan bazı dönemlerde farkında olarak veya olmayarak hastalıklara sebep olan maddeleri solunum yoluyla içine çeker. Lakin sağlıklı bir bedene sahip olan insanda bu tip enfeksiyonları nötrleştirecek olan yeterli miktarda savunma mekanizması mevcuttur. Şayet savunma mekanizması yaşlanma, yaralanma, bağışıklığı giderici ilaçların kullanımı, alkolik olma gibi sebeplerle zayıflamışsa, akciğer iltihabına yakalanma riski yükselir. Bünyesi zayıf düşmüş kişilerde akciğer iltihabı ölümlere sebep olabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Akciğer İltihabının Teşhisi</strong></em></span></p>
<p>Akciğer iltihabı teşhisi için, doktorunuz şikâyetlerinizi dinler ve enfeksiyonun yerini ve dağılımını belirlemek için göğüs röntgeni çektirmenizi ister. Bunun yanında enfeksiyonunun sebebini bulmak için balgam kültürü isteyebilir. Bu balgam testi için ilk etapta sadece öksürükle çıkardığınız balgamın incelenmesi yeterli olurken, bazı durumlarda nefes borusuna bir kateter sokularak örnek alınması gerekebilir. Akabinde kan testleri de yapılabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Akciğer İltihabının Tedavisi</strong></em></span></p>
<p>Ciddi bir pnömoni hastalığı hayati tehlikeye sebep olabilir. Akciğer iltihabı tedavisi için hemen bir hekime başvurmalısınız. Şayet akciğer iltihabının sebebi bakteri ise antibiyotik ilaç tedavisine başlanır. Penisilin veya eritromisin gibi antibiyotikler verilebilir. Durum daha ciddi ise hastaneye yatılması ve oksijen verilmesi gerekebilir. Bunun yanında aşı tedavisi de akciğer iltihaplanmasında etkili bir tedavi yöntemidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/akciger-iltihabi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reflü</title>
		<link>http://www.omeksus.net/reflu/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/reflu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2011 12:21:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53699</guid>
		<description><![CDATA[Reflü hastalığı nedir? Sindirim sisteminde bulunan gıdalar ağızdan, yemek borusuna, mideye en son olarak da bağırsaklara ulaşır. Reflü ise midenin içinde hiçbir zorlama olmadan geriye doğru yemek borusuna kaçması olarak ifade edilir. Yaşanan bu problem çoğu zaman bir hastalık olarak kabul edilmez. Ancak söz konusu şikâyetler bir hafta içinde 2 defadan fazla oluyorsa, o zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reflü hastalığı nedir?</strong></em></span></p>
<p>Sindirim sisteminde bulunan gıdalar ağızdan, yemek borusuna, mideye en son olarak da bağırsaklara ulaşır. Reflü ise midenin içinde hiçbir zorlama olmadan geriye doğru yemek borusuna kaçması olarak ifade edilir. Yaşanan bu problem çoğu zaman bir hastalık olarak kabul edilmez. Ancak söz konusu şikâyetler bir hafta içinde 2 defadan fazla oluyorsa, o zaman kesinlikle bir doktora gidilmelidir zira böyle bir durumda hastalık söz konusu olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reflü Belirtileri Nelerdir?</strong></em></span></p>
<p>Reflü hastalığının en tipik belirtisi gırtlakta hissedilen yanma ve ekşi tat hissidir.<br />
Mideden göğse doğru yükselen yanma ve ekşime hissi, ağza gelen acı-ekşi-su tadı, ses kısılması, farenjit, larenjit, öksürük, astım gibi belirtiler reflü belirtileri arasındadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reflü Hastalığı Sebepleri Nelerdir?</strong></em></span></p>
<p>Reflü hastalığının birçok nedeni olabilir. Bazı durumlarda mide ve yemek borusu arasında bulunan ve kapak görevi yapan bazı kaslar hiçbir sebep olmaksızın gevşeyerek açılabilir. Akabinde mide içinde bulunanlar yemek borusuna kaçarak, kişide şikâyetler oluşmasına sebep olur. Bazı durumlar ise mide fıtığı hastalığı da kapağın çalışmasına mani olur. Reflü hastalığına neden olan daha birçok faktör vardır. Hangi sebepten olursa olsun, asıl sorun, mide asidinin yanlış bir yere doğru ilerleyişi ve orada bulunan hücreleri tahrip etmesidir.<br />
Midede bulunan asit miktarı sanılanın aksine yüksek değildir. Asıl olan asit miktarı normal olmasına rağmen asıl sorun bulunduğu yerin yanlış olmasıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reflü Hastalığın Türkiye’de Görülme Sıklığın Nedir?</strong></em></span></p>
<p>Ülkemizde yapılan araştırmalar sonucu reflü hastalığının ülkemizde görülme sıklığı, Amerika Birleşik Devletleri veya Avrupa ülkeleriyle aynı oranda olduğu görülmüştür. Yetişkinlerin yüzde yirmisinde reflü hastalığı görülmektedir. Bunun yanında geçmişte gastrit hastalığı yaşamış birçok kişinin aslında reflü hastası olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/reflu-belirtileri.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53731" title="reflü belirtileri" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/reflu-belirtileri-300x252.jpg" alt="reflü tedavisi" width="300" height="252" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reflü Hastalığında Şikâyetler Nelerdir?</strong></em></span></p>
<p>Reflü hastalığının en net belirtileri, göğüs kemiğinin arkasında gerçekleşen yanma hissi ve ağza acı ve ekşi su gelmesidir. Bazı durumlarda ise ender olmakla birlikte atipik belirtiler görülebilir. Örneğin kişi kalp kriziyle karıştırılabilen göğüs ağrısı, boğaz, akciğer ve diş problemleri şikâyetlerinde bulunabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yemek Borusunda Meydana Gelen Farklılıklar Herkeste Aynı Tipte Mi Seyreder?</strong></em></span></p>
<p>Reflü hastalığı farklı şekillerde meydana gelebilir. Genelde “non eroziv” diye ifade edilen şekli ile bilinir. Çok sık rastlanılan tipte, çok fazla şikâyetlere rağmen endoskopik araştırmalarda yemek borusunda dikkat çeken bir hasar görülmemektedir. Bu tip durumlarda endoskopi dışındaki teşhis yöntemlerine başvurmamız söz konusudur.</p>
<p>“Eroziv” tip incelediğinde ise yemek borusunda dikkat çeken seviyede yaralar yani ülserler oluşmaktadır. Bu sorunun acilen tedavi edilmesi gerekir aksi halde daha ciddi problemlerle karşılaşılabilir</p>
<p>“Barrett” ise gelişmiş bir üçüncü tip reflü probleminde ise, yemek borusunda bulunan hücrelerin aside maruz kalarak şekil değiştirmiş oldukları görülür. Bu şekil değişikliği istenemeyen bir durumdur ve yemek borusunda meydana gelebilecek kanser riskini arttığı düşülmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reflü Hastalığının Tanısı Nasıl Konulmaktadır?</strong></em></span></p>
<p>Reflü teşhisinde en önemli nokta, hastanın şikâyetlerini net olarak ifade edebilmesidir. Reflü hastalığının teşhisi için yapılacak tetkikler arasında endoskopik inceleme, pH-metri, BRAVO kapsül pH-metri, impedans, manometri gibi özelleşmiş tetkikler sayılabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reflü Hastalığının Tedavisi Nedir?</strong></em></span></p>
<p>Reflü hastalığının tedavisinde, yatak başlığının yüksek tutulması yani yastığın yüksek tutulması, portakal suyu, kola, gazoz gibi asitli içeceklerden uzak durulması, vücudu sıkan kıyafetler giyilmemesi, gerekli ilaç kullanılması ve ameliyat edilmesi olarak tercih edilebilir.<br />
Reflü ameliyatı ortalama 45 dakika 1 saat kadar sürer. Genel anestezi ile yapılır. Ameliyat sonrasında 3–5 gün yatak istirahatı yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/reflu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanseri</title>
		<link>http://www.omeksus.net/kolon-kanseri/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/kolon-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 11:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bağırsak Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53663</guid>
		<description><![CDATA[Kolon Kanseri Nedir? Kalın bağırsağın diğer bir adı da kolondur. Kalın bağırsak yani kolon ince bağırsaktan sonra gelen ortalama 200 santimetrelik bir organdır. Kolon kanseri belirgin olarak batı da ki ülkelerde görülür. Erkeklerde ve kadınlarda görülme sıklığı eşittir. Toplumlarda yaklaşık olarak on bin kişiden beşi kolon kanserine yakalanır. Kanser hastalığı olarak sırlama yapılırsa en çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kolon Kanseri Nedir?</strong></span><br />
Kalın bağırsağın diğer bir adı da kolondur. Kalın bağırsak yani kolon ince bağırsaktan sonra gelen ortalama 200 santimetrelik bir organdır. Kolon kanseri belirgin olarak batı da ki ülkelerde görülür. Erkeklerde ve kadınlarda görülme sıklığı eşittir. Toplumlarda yaklaşık olarak on bin kişiden beşi kolon kanserine yakalanır. Kanser hastalığı olarak sırlama yapılırsa en çok rastlanılan üçüncü kanser türüdür.<br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Kolon Kanserine Neden Yakalanılır?</strong></span><br />
Kolon kanseri rahatsızlığının neden oluştuğu kesin olarak ortaya konulamamıştır. Bunun yanında bazı etmenlerin kolon kanserini tetiklediği düşünülmektedir. Etmenler arasında genetik yatkınlık vardır. Bir bireyin ailesinde kanser ve özellikle de kolon kanseri varsa bireyin kolon kanserine yakalanma yüzdesi artar. Bunun yanında direkt olarak bireyin kendisinde veya bir aile üyesinde meme veya yumurtalık kanserine yakalanmış bireyler varsa yüzde biraz daha fazlalaşır. Aynı zamanda Ailesel Polipozis ve Gardner Sendromu gibi kalıtsal hastalık geçirenle ya da ülseratif kolit ve cronh hastalığı geçiren bireylerde kolon kanserinin görülmesi yüzdeyi arttıran durumlar arasındadır. Hastalığa etki eden dış etmenlerden bahsetmek gerekirse beslenme tarzındaki yanlışlıkları da gösterebiliriz. Batı tipi beslenme veya diyet yapmak bunun yanında hayvansal yağ tüketmek kolon kanserine doğru iddialı bir adım atmak demektir. Kimyasal maddelerin etkisini de unutmamak lazım tabi. Direk olarak vücuda bir kimyasal alımı yapılmasa bile bazı fabrika işçilerinde kolon kanseri görülmüştür. Bu işçiler özellikle de kimyasal ürün yapımında çalışan bireyler olduğu gözlenmiştir. Kimyasal ürünün olduğu ortamda aynı havayı solumak bile kolon kanserin davetiye çıkartır.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/kolon-kanseri.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53728" title="kolon kanseri" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/kolon-kanseri-300x203.jpg" alt="kolon kanseri" width="300" height="203" /></a><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Kolon Kanseri Kendisini Nasıl Belli Eder?</strong></span><br />
Kanser evre evredir. İlk başlangıç evresinde karın bölgesinde bir dolgunluk hissi mevcuttur. Zamanla hızla kilo kaybına yol açar. İştahsızlık başlar. Çabuk yorulma gözlemlenir. Kabızlık veya ishal durumu olabilir. Aslında bu evrede kolon kanseri kendisini belli etmez. Bu rahatsızlıklarla doktora gidilirse ve hekiminiz iyi bir hekimse sizden görüntüleme cihazları ile yapılan bir test isteyebilir. Sadece bu testte bağırsaklarınızda her hangi bir değişiklik var mı yok mu görülebilir. Eğer bir farklılık ya da sorun görünürse erken teşhis olarak tedaviye başlanır. Bu evrede tespit edilmezse ki şunu belirtmekte yarar vardır genellikle hiç kimse bu evrede doktora başvurmamaktadır. Tespit edilmezse kolon kanseri evreler halinde gelişmeye başlar. Bağırsak çapında bir daralma olur. Bağırsak daralınca yediğimiz yiyeceklerin dışkıya dönüşmesi sonucunda dışkıların bağırsaktan geçmesi zorlaşır. Vücudumuzun doğası gereği dışkılar bağırsağı zorlayarak bile olsa atılmak istenir. Bu sırada kabızlık başlar ve aynı zamanda bu zorlanma dolayısıyla ağrılar ortaya çıkar. Kanser tedavi edilemez. İlerlemesi durumunda bu belirtiler daha da ağırlaşır. Hasta yemek yiyemez. Çok yorulur. Bunun yanında kansızlık başlar. Bu durum hastayı iyice halsiz bırakır. Bağırsak tamamen işleme kapanır. Hiçbir dışkı çıkımı söz konusu olamaz. Bir zaman sonra burada oluşan kanser maddesinden geçiş olarak dışkılar atılabilir. Fakat en son sonuç olarak yine bağırsak tamamen kapanmış olur. Bu nokta da hastanın durumu çok kötü olur. Çünkü vücutta biriken dışkıların içinde atık maddeler ve belli zehirli maddeler diğer yararlı maddelerden süzülerek posa halinde kalır. Bu zehirli maddeler zamanla yararlı maddeler gibi kana karışmaya başlar. Hastanın kanında zehirlenme görülür ki bu artık son aşamadır. Ameliyat kararı alınması olasıdır. Fakat ameliyat kanser hastası için riskli ve zordur.<br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Kolon Kanserinin Teşhisi Nasıl Olur?</strong></span><br />
Kolon kanseri tedavi edilemiyor olsa da teşhisi kolaydır. Kolonoskopi adı verilen bir cihaz ile kalın bağırsak incelenir. Polipe rastlanırsa eğer incelemeye alınır. Doktor tarafından belli zamanlarda yine muayene edilmeniz gerekmektedir. Kolonoskopinin dışında sigmoidoskopi incelemesi de yapılabilir. Bu sayede de kalın bağırsağın alt kısmı incelenir. Tahlil olarak da gaita yani kakada gizli kan olup olmadığı araştırılır. Bunların hiç biri yeterli olmazsa bağırsaktan parça alınıp incelenebilir.<br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Kolon Kanserinin Tedavisi:</strong></span><br />
Tedavide cerrahi yöntemlere başvurulur. Ameliyatta kanserin olduğu yer tamamen kesilip çıkarılır. Bağırsağın kalan kısımları ise birbirine birleştirilir. Ameliyatta ışın tedavisinden yararlanılamaz. Fakat daha sonra ilaç tedavisi olarak hastalara kemoterapi uygulanır.<br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Kolon Kanserinden Nasıl Korunabiliriz?</strong></span><br />
Lifli besinleri hayatımızdan eksik etmemeliyiz. Lifli besinlerin kanseri ve özelliklede kolon kanseri riskinden uzaklaştırdığı tespit edilmiştir.<br />
Yağlı yeme alışkanlığımızı terk etmeliyiz. Yağlı besinler direkt olarak ileride kolon kanseriyle tanışmanıza neden olur ki durum hiç de hoş değildir. Kırmızı et gibi hayvansal yağ içeren besinlerden uzak durmalıyız. Tüketmeyin diyemeyiz ama her şeyin azı karardır.<br />
Kalıtsal bir hastalık olduğundan daha öncede bahsetmiştik. Bu nedenle genetik yatkınlığı olan kişiler yani ailesindeki bireylerden biri kolon kanseriyle tanışmış olan kişiler tetkik yaptırmalıdır. Bu tetkikler belli periyotlarda sürekli tekrarlanmalıdır. Bahsettiğimiz tetkikler sadece genetik yatkınlığı bulunan hastalarda değil herkes için yapılması gerekilen durumlardır. Belki de ailede kolon kanserini geçirecek olan ilk kişi sizsinizdir. Unutmayın ki erken teşhis her zaman hayat kurtarır.<br />
Tüm bunların yanında vücudu sürekli hareket halinde tutmak her zaman iyidir. Egzersizi hayatınızdan çıkartmayın. Çay olarak da yeşil çayı tercih edebilirsiniz. Yeşil çay sindirim sisteminizin yani bağırsaklarınızın en büyük yardımcısı olduğu gibi içindeki bulundurduğu bir madde ile sizi kansere karşı da korumaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/kolon-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altıncı Hastalık</title>
		<link>http://www.omeksus.net/altinci-hastalik/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/altinci-hastalik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 14:40:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53721</guid>
		<description><![CDATA[Altıncı hastalık adı ile bilinen hastalık, tıp dilinde Roseola adı anılan, döküntülü bir enfeksiyon hastalığı olup, virüs kökenlidir. Altıncı hastalık etkeni olarak Herpes virüs tip VT olarak belirtilmiştir. Altıncı hastalık süt çağındaki çocuklarda görülürken 2 yaş üzerindeki çocuklarda genelde yanlış teşhis ile altıncı hastalık görülür. En sık karşılaşılan vakalardan biride bebeğin, çocuğun diş çıkarma zamanında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Altıncı hastalık adı ile bilinen hastalık, tıp dilinde Roseola adı anılan, döküntülü bir enfeksiyon hastalığı olup, virüs kökenlidir. Altıncı hastalık etkeni olarak Herpes virüs tip VT olarak belirtilmiştir. Altıncı hastalık süt çağındaki çocuklarda görülürken 2 yaş üzerindeki çocuklarda genelde yanlış teşhis ile altıncı hastalık görülür. En sık karşılaşılan vakalardan biride bebeğin, çocuğun diş çıkarma zamanında bu hastalığa yakalanmasıdır. Zira altıncı hastalık esnasında bebeğin ateşi 40 dereceğe kadar çıkarken, normal bir diş çıkarma esnasında asla bir bebeğin ateşi bu denli yükselmez. Altıncı hastalığın en çok görüldüğü mevsimler ilkbahar ve sonbahar mevsimleridir. Altıncı hastalığın genelde tükürük ve solunum salgıları ile kişiden kişiye geçtiği sanılsa da aslında sebep olan virüsün bulaşıcı özelliği azdır. Çoğunlukla her ailede bir süt çocuğu olur ve hastalıkta süt çocuklarında görülür bu sebeple altıncı hastalığın bulaşma ihtimali azalır. Kreşlerde, anaokullarında, çocuk yuvalarında altıncı hastalığa daha sık rastlanılır.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/altinci-hastalik-belirtileri.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53723" title="Altıncı Hastalık" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/altinci-hastalik-belirtileri-300x222.jpg" alt="Altıncı Hastalık" width="300" height="222" /></a><br />
Ortalama kuluçka süresi 9 ila 12 gün olan altıncı hastalığın belirtileri arasında uykusuzluk, huzursuzluk, boğazda kızarıklık, bademciklerde şişme sayılabilir. Bazı durumlarda ise hiçbir belirti vermeden hastalık vücuda yerleşir. Hastanın gövdesindeki, boynundaki, kalçalarındaki deri döküntüleri dikkat çeker. Ancak bu döküntülerde hiç iz bırakmadan geçer. Üç süren ateş, üçüncü günün sonunda birden bire düşer. Hastanın genel durumunda düzelme gözlenir. Altıncı hastalığın doktora başvurma evresi de zaten ateş yükselmesinin görüldüğü evredir. Zira hastanın yüksek ateşten havale geçirme riski endişeye sebep olur.<br />
Altıncı hastalık tedavisi için ise ilk önce hastanın yüksek ateşini düşürmeye yönelik tedavi yolu seçilir. Akabinde hastanın deri döküntüleri tamamen yok olana kadar yatak istirahatı tavsiye edilir. Hastalık için herhangi bir aşı tedavisi yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/altinci-hastalik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boyun Eğriliği</title>
		<link>http://www.omeksus.net/boyun-egriligi/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/boyun-egriligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 05:18:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=53711</guid>
		<description><![CDATA[Boyun eğriliği, kişinin başının sağ veya sola tek yönlü olarak çekilerek, kişinin başının tek yana doğru yamuk bir hal aldığı konusunda şikâyet etmesi durumudur. Tıp dilinde boyun eğriliği tortikollis adı ile tanımlanır. Boyun eğriliğinin farklı sebepleri vardır: Doğumsal etkilere bağlı boyun eğrilikleri Kaslardan veya kemik yapısından kaynaklanan sorunlara bağlı boyun eğriliği Eklem, kemik, sinir, iltihaplanmalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boyun eğriliği, kişinin başının sağ veya sola tek yönlü olarak çekilerek, kişinin başının tek yana doğru yamuk bir hal aldığı konusunda şikâyet etmesi durumudur. Tıp dilinde boyun eğriliği tortikollis adı ile tanımlanır.</p>
<p>Boyun eğriliğinin farklı sebepleri vardır:</p>
<p>Doğumsal etkilere bağlı boyun eğrilikleri<br />
Kaslardan veya kemik yapısından kaynaklanan sorunlara bağlı boyun eğriliği<br />
Eklem, kemik, sinir, iltihaplanmalar gibi farklı hastalıkların akabinde meydana gelen boyun eğriliği<br />
Doğuştan boyun eğrilikleri, doğum esnasında yaşanan sorunların akabinde meydana gelir. Örneğin bebeğin doğarken ter gelmesi durumunda gerçekleşme riski olan boyun eğriliği, bebek 8-9 aylık olana kadar fark edilmeyebilir.</p>
<p><a href="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/boyun-egriligi-tedavisi.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-53712" title="Boyun Eğriliği" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2011/09/boyun-egriligi-tedavisi-300x288.jpg" alt="Boyun Eğriliği" width="300" height="288" /></a><br />
Bazı kişilerde var olan göz kasları felci veya astigmatizm gibi hastalıklara bağlı olarak da gelişebilen boyun eğriliği, çift görme sorunlarını önlemek için istemsiz olarak başını anormal bir şekilde tutma refleksi daha da netleşir.<br />
Boyun eğriliği olan kişi, sanki bir omzu ile ağır bir yük taşıyormuş gibi diğer omzuna doğru başını eğer.<br />
En çok rastlanılan boyun eğriliği ise soğuktan kaynaklanan kas lezyonlarından veya omurganın boyun kısmında kireçlenme, eğrilme ve disk hastalığı gibi problemlerden kaynaklanmaktadır.<br />
Boyun eğriliği olan hastanın boynuna dokunulduğunda, hasta ağrı hissederek tepki verir.<br />
Hastada baş ağrısı, sinirlilik, uyku sorunları, kabızlık, sindirim sistemi bozuklukları gibi şikâyetler baş gösterir.<br />
Boyun eğriliği tedavisi için, boyunda travmaya bağlı bir boyun eğriliği varsa, boyunluk kullanımı ve ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir.<br />
Doğumsal nedenler ile boyun eğriliği var ise ve erken tanı konulmuş ise farklı boyun egzersizleri ile özel boyunluklar ile sorun giderilmeye çalışır. Bunlar çözüm getirmediği takdirde ameliyat gerekebilir.<br />
Kas gevşetici ilaçlar ile tedavi yoluna gidildiği takdirde, ilaç kullanırken asla alkol alınmamalıdır. Kas gevşeticiler ani tansiyon düşüklüğüne sebep olabileceğinden, merdiven inip çıkarken dikkatli olunmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/boyun-egriligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

