<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.omeksus.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.omeksus.net</link>
	<description>Sağlıklı Yaşam, Hastalıklar ve Tedavisi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Jun 2010 01:10:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Sarılık</title>
		<link>http://www.omeksus.net/sarilik/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/sarilik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 13:15:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.net/?p=44028</guid>
		<description><![CDATA[SARILIK Kanda aşırı miktarda bilirübin pigmenti bulunması sonucu derinin ve göz aklarının sarı renk alması. Hemoglobi­nin yıkım ürünü olan bilirubinî, karaciğer Safra  içine gönderir. Eğer hemoglo­bin, normalden çok daha hızlı ve fazla mik­tarda parçalanacak olursa (hemoliz) ka­raciğer ortaya çıkan aşırı bilirübini kan­dan yeterince hızlı temizleyemez. Bundan başka sarılık, karaciğerin zarar gördüğü hastalıklarda ve kara­ciğerden onikiparmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;"><strong>SARILIK </strong></span></span></p>
<p>Kanda aşırı miktarda bilirübin pigmenti bulunması sonucu derinin ve göz aklarının sarı renk alması. Hemoglobi­nin yıkım ürünü olan bilirubinî, karaciğer Safra  içine gönderir. Eğer hemoglo­bin, normalden çok daha hızlı ve fazla mik­tarda parçalanacak olursa (hemoliz) ka­raciğer ortaya çıkan aşırı bilirübini kan­dan yeterince hızlı temizleyemez. Bundan başka sarılık, karaciğerin zarar gördüğü hastalıklarda ve kara­ciğerden onikiparmak barsağma giden ka­nalların Safra Kesesi  taşlan veya pankreas ya da safra kesesi kanseri tara­fından tıkanması halinde meydana gele­bilmektedir (tıkanma sanlığı). .</p>
<p>Halk arasında basitçe “<a href="http://www.omeksus.net/sarilik/">Sarılık</a>” olarak adlandırılan hastalık. Bazı virüslerin etkisiyle karaciğerde gelişmiş olan iltihabi bir hastalıktır. “Hepatit”, <a href="http://www.omeksus.net/karaciger-iltihabi/">karaciğer iltihaplanması</a> demektir. “Akut viral hepatit” ise bazı virüslerin etkisiyle karaciğerde ani bir iltihap gelişmesi olayıdır. Hepatit yalnız virüslerle değil çeşitli ilaçların, zehirlerin, mikroorganizmaların etkisiyle de gelişebilir. Hepatit durumunun belirtilerinden biri sarılık olabilir. Hepatite yol açan etkenler arasında en sık rastlananı virüs etkenleridir.</p>
<p>Başlıca iki çeşit akut viral hepatit bulunmaktadır. Bunlardan birine “infeksiyöz hepatit”, “Hepatitis A”, “HA”, “MS-I Hepatiti” gibi adlar verilirken, diğerine “Serum hepatiti”, “Hepatitis B” “HB”, “MS-2 Hepatiti” adları verilmektedir. Biz burada “İnfeksiyöz hepatit” ve “Serum hepatiti” terimlerini kullanacağız.</p>
<p>İnfeksiyöz hepatite yol açan etkeni, “Enterovirüs” grubuna ait bir RNA virüsüdür. Virüs içeren dışkının hastaya kirli eller ve ağız yoluyla bulaşması, hastalığın bulaşma yoludur. Ender vakalarda ise bu virüsle bulaşmış enjeksiyonların hastaya uygulanmasıyla gelişmektedir. Hastalık bulaştıktan 15-45 gün sonra belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Bu gecikme süresine “Kuluçka devri” denilmektedir. Bu virüsle karşılaşmış olan hasta, “İmmün globulin G” (IgG) ve “İmmün globulin M” (IgM) yapısında antikorlar gelişir .Bu antikorlar aracılığıyla virüsle karşılaşmış olan insanların ancak % 10&#8242;unda infeksiyöz hepatit gelişmektedir. Ultraviyole ışınları, 100 santigrad derecedeki ısının 5 dakika süreyle uygulanması ya da 1/4000&#8242;lik formalin çözeltisi bu virüslerin ölmelerine yol açabilmektedirler.</p>
<p>Serum hepatitinin etkeni ise bir DNA virüsüdür. Bu virüsle kirlenmiş olan serum ve enjeksiyonların hastalara yugulanmasıyla hastalık ortaya çıkar .Serum hepatitinin kuluçka süresi 45-180 gün kadardır. Virüsün yüzey antijenine karşı, vücutta “Anti hepatitis B yüzey antikoru” (Anti HBs) ve virüsün vücut antijenine karşı ise “Anti hepatitis B vücut antikoru’ (Anti-HBc) gelişir. Bu antikorlar IgG ve IgM yapısmdadırlar. Anü-HBs hastalığa karşı gelişecek olan hatırlayıcı bağışıklık yanıtının doğmasına yol açabilirler. Anti-HBc antikoru hastalığın bütün seyri boyunca ve iyileşme döneminde varlığını sürdürürken, anti-HBs antikoru hastalığın iyileşme döneminde ortaya çıkar.</p>
<p>Virüsün tipi ne olursa olsun, karaciğerdeki bozukluklar sürekli aynıdır. Karaciğerdeki iltihap bir süre sonra karaciğer hücrelerini zedeleyip onların ölmesine, yani nekroza yol açar. Karaciğere akyuvarlar adeta saldırır. Bu sırada ölmüş olan karaciğer hücrelerinin yerini, yenileri ;oğalarak alırlar. İltihabi olay üç ay kadar sürebilir. Eğer iltihap müzminleşecek olursa, karaciğerde nedbeleşme de gelişir. Akut viral hepatit, belirti yönünden oldukça zengindir. Halsizlik, iştahsızlık, kas-eklem ağrıları, bulantı, kusma, ateş, ışıktan rahatsız olma, koku ve tat duyusunda değişiklikler. Göz akının sararması ve derinin sararması hastalığının belirtilerindendir. Sarılık, hastalığın 1-2. haftasında en üst düzeyine ulaşır. Hastalığın belirti ve bulguları sarılığın gelişmesinden 6 hafta sonrasına kadar varlıklarını korurlar. Hastanın karaciğeri, % 10 vakada da dalak da büyümektedir.Bunların büyümüş olduğu muayene ile ortaya konulabilir.</p>
<p>Karaciğer hücresinde çeşitli enzimler bulunmaktadır. Karaciğerdeki iltihap sırasında bu hücrelerin bir bölümü ölüp parçalandığından, içlerindeki enzimler kana karışır. Bu enzimlerin kandaki miktarları saptanarak hastalığın gidişiyle ilgili bilgi edinilebilir. Kısa adları GOT, GPT, LDH, ICD olan enzimlerin kanda yüksek miktarda bulunması, karaciğerdeki hücresel yıkımın ağır olduğunu gösterir. Karaciğer hücrelerinin zedelenmeleri ve bazılarının da ölmesi sonucu, vücudun bilirubin metabolizması da bozulur.Bunun sonucu olarak da kandaki bilirubin miktarı yükselmeye başlar. Bilirubinin 100 mi. kandaki miktarı, 2.5 mg.’ın üstüne çıkması halinde hastada sarılık gelişir. Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastaların 15-20 günlük bir yatak istirahatine alınmaları gerekir. Beslenmeye özel bir Özen gösterilmelidir. Yağ, beslenme rejiminden çıkartılmalıdır. Karbonhidratlı besinler, örneğin şekerli besinler çok yararlıdır. Hastalara protein verilmesinin de büyük yararı vardır. Ancak yağdan fakir peynir, süt yoğurt gibi protein kaynaklarına yönelinmelidir B ve C vitaminleri ve özellikle de B12 vitamini yararlıdır. Hastaların yorulmamaları, alkol kullanmamaları gerekir.</p>
<p>Alkolün bir yıl süreyle yasaklanması yaramaır. İnfeksiyöz hepatit vakalarında hastanın yakınlarına kilo başına 0,02 mi. IgG antikoru yapılması koruyucu bir etkiye sahiptir. Serum hepatiti için böyle bir koruyucu önlem yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/sarilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyon</title>
		<link>http://www.omeksus.net/yuksek-tansiyon/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/yuksek-tansiyon/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 00:41:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.net/yuksek-tansiyon/</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek tansiyon, atardamarlarda kan basıncının yükselmesini belirten tıp terimi. Tansiyon yükselmesinden ötürü kalbin ve damarların yükünün artması kalp krizi, inme gibi ihtilatlarla sonuçlanabilir. Tuzsuz ve yağsız beslenme rejiminin yanı sıra, ilaç tedavisi, tansiyonun düşürülmesini sağlar. İnsan damarlarının aşırı derecede kan ile dolmasına, organ­larda kanın çoğalarak hassas noktaları rahatsız etmeye başlamasına ve normal durumdan uzaklaşmasına “kan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.omeksus.net/yuksek-tansiyon/">Yüksek tansiyon</a>, <a href="http://www.omeksus.net/atardamar/">atardamar</a>larda <a href="http://www.omeksus.net/tansiyon/">kan basıncı</a>nın yükselmesini belirten tıp terimi. <a href="http://www.omeksus.net/yuksek-tansiyon/">Tansiyon yükselmesi</a>nden ötürü kalbin ve damarların yükünün artması kalp krizi, inme gibi ihtilatlarla sonuçlanabilir. Tuzsuz ve yağsız <a href="http://www.omeksus.net/beslenme/">beslenme</a> rejiminin yanı sıra, ilaç tedavisi, <a href="http://www.omeksus.net/tansiyon/">tansiyon</a>un düşürülmesini sağlar.</p>
<p>İnsan damarlarının aşırı derecede kan ile dolmasına, organ­larda kanın çoğalarak hassas noktaları rahatsız etmeye başlamasına ve normal durumdan uzaklaşmasına “kan hücumu” (hipertansiyon) adı verilir.</p>
<p><a title="Yüksek tansiyon belirtileri" href="http://www.omeksus.net/yuksek-tansiyon/"><strong>Yüksek Tansiyon Belirtileri</strong></a>:</p>
<p><img class="size-full wp-image-53343 alignleft" title="tansiyon" src="http://www.omeksus.net/wp-content/uploads/2009/12/tansiyon.jpg" alt="" width="290" height="217" /></p>
<p>” <a href="http://www.omeksus.net/bas-agrisi/">Baş ağrısı</a>, <a title="halsizlik" href="http://www.saglik.im/yorgunluk/">halsizlik</a>, <a title="bayılma" href="http://www.saglik.im/yazi/bayilma/">bayılma</a>, <a title="baş dönmesi" href="http://www.omeksus.net/bas-donmesi/">baş dönmesi</a>, her şeye karşı isteksizlik, basit bir olayda infial, gözlerde rahat­sızlık gibi belirtiler göstermektedir.</p>
<p><strong><a title="Yüksek tansiyon tedavisi" href="http://www.omeksus.net/yuksek-tansiyon/">Yüksek tansiyon Tedavisi</a>:</strong></p>
<p>* Kan Aldırmak:</p>
<p>“Sıcak havaların arttığı dönemlerde, kan vermekle sıcak havanın zararını azaltmaya çalışınız. Çünkü sıcak havalarda kan hücuma geçerek sizi öldürebilir.</p>
<p>“Aç karına kan vermek çok daha iyidir. Kan vermekte şifa ve bereket vardır. Kan vermek zekayı ve zihin gücünü de yükseltir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/yuksek-tansiyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan grupları</title>
		<link>http://www.omeksus.net/kan-gruplari/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/kan-gruplari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 10:27:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.net/?p=49996</guid>
		<description><![CDATA[Kan grupları, kan aktarımında kullanılmak için kanların sınıflanmasını sağlayan sistemleri belirten genel ad. Kan gruplarının bilinmesi hastaya kan aktarımı yapmak gereken durumlarda son derece önemlidir; çünkü, verilen kan bedenin kanıyla uyuşmazsa yeni kanın hücreleri biraraya kümelenir ve beden tarafından yok edilir. Bu İşleme alıcının kanında bulunan ve yeni kan hücrelerinin yüzey antijenleriyle etkileşmeye giren antikorlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kan grupları, kan aktarımında kullanılmak için kanların sınıflanmasını sağlayan sistemleri belirten genel ad. <a title="kan grupları, kan grubu nedir ne demektir" href="http://www.omeksus.net/kan-gruplari/">Kan grupları</a>nın bilinmesi hastaya kan aktarımı yapmak gereken durumlarda son derece önemlidir; çünkü, verilen kan bedenin kanıyla uyuşmazsa yeni kanın hücreleri biraraya kümelenir ve beden tarafından yok edilir. Bu İşleme alıcının kanında bulunan ve yeni kan hücrelerinin yüzey antijenleriyle etkileşmeye giren antikorlar neden olur. Sayıları 110&#8242;u bulan <a title=",kan grubu, kan grubu nedir ne demektir" href="http://www.omeksus.net/kan-gruplari/">kan grubu</a> sistemleri içinde en önemlileri AHO ve Rhesus(Rh) sistemleridir .,ABO sistemine göre insanlar, alyuvarların yüzeyinde bulunan A ve R antijenlerine göre kan grupları bakımından dörde ayrılırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/kan-gruplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lenf Bezleri</title>
		<link>http://www.omeksus.net/lenf-bezleri/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/lenf-bezleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 08:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.net/?p=50237</guid>
		<description><![CDATA[Lenf bezleri, bez dokusu içermediklerinden lenf düğümü diye adlandırılmaları daha doğru olan, lenf damarları boyunca bedenin her yanına dağılmış, büyüklük ve biçim bakımından fasulyeyi andıran küçük yapıları belirten terim. Dokulardan gelen sıvıların (lenf sıvısı) dolduğu lenf damarlarının uçlarındaki kapakçıklar, lenf sıvısının belirli bir yönde akmasını ve sonunda kana karışmasını sağlarlar. Kan damarları yönünden zengin olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lenf bezleri, bez dokusu içermediklerinden lenf düğümü diye adlandırılmaları daha doğru olan, lenf damarları boyunca bedenin her yanına dağılmış, büyüklük ve biçim bakımından fasulyeyi andıran küçük yapıları belirten terim. Dokulardan  gelen sıvıların (lenf sıvısı) dolduğu lenf damarlarının uçlarındaki kapakçıklar, lenf sıvısının belirli bir yönde akmasını ve sonunda kana karışmasını sağlarlar. Kan damarları yönünden zengin olan lenf bezleri çok sayıda lenfosit (iri çekirdekli küçük akyuvar) kapsarlar. İçlerinde bulunan ince kanal ağı, büyük tanecikleri süzerek kana karışmalarını önler ve makrofaj adı verilen hücreler bu tanecikleri parçalarken, lenfositleri de uyararak, ilgili protein moleküllerine (antijenler) karşı özel antikorlar yapmalarını sağlarlar. Lenfositler,lenf bezleri ile kan arasındaki dolaşımlarını birkaç saatte tamamladıklarından, antijenler ile karşılaşma olasılıkları oldukça yüksektir: Böylece bedenin yabancı moleküllere karşı bağışıklığı sağlanır. Enfeksiyon hastalıkları sırasında lenf bezleri büyür ve bazen çok ağrılı olabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/lenf-bezleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hıçkırık</title>
		<link>http://www.omeksus.net/hickirik/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/hickirik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 07:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.net/?p=50117</guid>
		<description><![CDATA[Hıçkırık, insanda diyafram kaslarının istemsiz ola rak apansız ve şiddetle kasılması. Sindirim bozukluğu, aşırı alkol alma, çeşitli metabolizma hastalıkları, bazı ilaçlar, vb. pek çok nedenden kaynaklanabilen hıçkırık, birkaç dakikadan uzun sürerse son derece rahatsız edicidir. Geçici bir hıçkırık durumunda büyük bir şeker parçası, ekmek kabuğu yemek, gözyuvarları üstüne hafifçe bastırmak,burunabir parça tütün çekmek, vb: herkesçe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hıçkırık, insanda diyafram kaslarının istemsiz ola rak apansız ve şiddetle kasılması. Sindirim bozukluğu, aşırı alkol alma, çeşitli metabolizma hastalıkları, bazı ilaçlar, vb. pek çok nedenden kaynaklanabilen hıçkırık, birkaç dakikadan uzun sürerse son derece rahatsız edicidir. Geçici bir hıçkırık durumunda büyük bir şeker parçası, ekmek kabuğu yemek, gözyuvarları üstüne hafifçe bastırmak,burunabir parça tütün çekmek, vb: herkesçe bilinen yalın yöntemler etkilidir. Bu yöntemlerle geçirilemeyen ve tekrarlayan hıçkırıklar&#8217; için mutlaka bir hekime başvurmak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/hickirik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İştahsızlık</title>
		<link>http://www.omeksus.net/istahsizlik/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/istahsizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 23:53:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.net/?p=48869</guid>
		<description><![CDATA[İştahsızlık, çok çeşitli nedenlere bağlı olarak beslenme isteğinin azalması. Enfeksiyon hastalıkları, sindirim sistemi bozuklukları, alkoliktik,  kanser, verem,   vitamin eksikliği,  kansızlık, vb. pek çok hastalığın iştahsızlığa yol açabilmesinin nedeni, iştahı düzenleyen mekanizmanın sindirim sistemi, beyin, hormonlar, beyin kabuğunun ortak etkisine bağlı olmasıdır. Genellikle genç kızlarda görülen anoreksi ya da sinirsel iştahsızlık (anorexia nervosa), ciddi bir ruhsal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İştahsızlık, çok çeşitli nedenlere bağlı olarak <a title="beslenme" href="http://www.omeksus.net/beslenme/">beslenme</a> isteğinin azalması. Enfeksiyon hastalıkları, <a title="sindirim sistemi" href="http://www.omeksus.net/sindirim-sistemi/">sindirim sistemi</a> bozuklukları, alkoliktik,  <a title="kanser, kanser belirtileri" href="http://www.omeksus.net/kanser/">kanser</a>, verem,   vitamin eksikliği,  <a title="kansızlık, kansızlık belirtileri nedenleri" href="http://www.omeksus.net/kansizlik/">kansızlık</a>, vb. pek çok hastalığın iştahsızlığa yol açabilmesinin nedeni, iştahı düzenleyen mekanizmanın sindirim sistemi, <a title="beyin, beyin nedir özellikleri görevleri" href="http://www.omeksus.net/beyin/">beyin</a>, <a title="hormonlar, hormon nedir" href="http://www.omeksus.net/hormonlar/">hormonlar</a>, beyin kabuğunun ortak etkisine bağlı olmasıdır. Genellikle genç kızlarda görülen anoreksi ya da sinirsel iştahsızlık (anorexia nervosa), ciddi bir ruhsal <a title="hastalık, hastalıklar" href="http://www.omeksus.net">hastalıklar</a>dandır. Hiçbir şey yemek istemeyen hasta, hızla zayıflamaya başlar. Tedavinin hastayı aile çevresinden ayırarak hastanede uygulanması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/istahsizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asit Fosfataz</title>
		<link>http://www.omeksus.net/asit-fosfataz/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/asit-fosfataz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 18:27:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=52471</guid>
		<description><![CDATA[ASİT FOSFATAZ: Fosforik asit esterlerini asit ortamda hidroliz eden enzimlerdir. Serumdaki asit fosfataz enzimi başlıca eritrositler, trombositler ve prostat bezi tarafından oluşmaktadır. Alkali fosfataz gibi asit fosfataz enzimi için de değişik üniteler tanımlanmıştır. Normal değer olarak 1-1.5 King-Armstrong ünitesi, 0.5-2 Bodansky ünitesi, 0.5-2 Gutraan ünitesi, 0.1-1 Şinovara ünitesi, 0.1-0.63 BesseyLowfy ünitesi verilmektedir.Serumdaki asit fosfataz aktivitesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ASİT FOSFATAZ: Fosforik asit esterlerini asit ortamda hidroliz eden enzimlerdir. Serumdaki asit fosfataz enzimi başlıca eritrositler, trombositler ve prostat bezi tarafından oluşmaktadır. Alkali fosfataz gibi asit fosfataz enzimi için de değişik üniteler tanımlanmıştır. Normal değer olarak 1-1.5 King-Armstrong ünitesi, 0.5-2 Bodansky ünitesi, 0.5-2 Gutraan ünitesi, 0.1-1 Şinovara ünitesi, 0.1-0.63 BesseyLowfy ünitesi verilmektedir.Serumdaki asit fosfataz aktivitesinin en fazla arttığı klinik durum prostat kanserleridir. Bundan başka Gaucher hastalığında, orak hücreli anemide ve bazı kemik hastalıklarında artabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/asit-fosfataz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kükürt</title>
		<link>http://www.omeksus.net/kukurt/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/kukurt/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 17:47:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=52463</guid>
		<description><![CDATA[ABD, Meksika, Japon¬ya, Sicilya ile yurdumuzda (Keçiborlu, Sarayköy yöresinde) bulunur ve çıkarılır. Dünya kükürt üretiminin % 90 kadarını sağlayan ABD&#8217;de kükürt Frasch Yöntemi (bkz.) ile çıkarılır. Dogalgaz ve petrolün arı¬tılması sırasında da yan ürün olarak ortaya çıkar. Doğada kükürdün çoğu bileşik kükürt durumundadır. Bunlar sülfatlar ve sülfürler grufljflrma giren minerallerdir, Kükürdün üç allotropu (bkz. Allotropİ) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD, Meksika, Japon¬ya, Sicilya ile yurdumuzda (Keçiborlu, Sarayköy yöresinde) bulunur ve çıkarılır. Dünya kükürt üretiminin % 90 kadarını sağlayan ABD&#8217;de kükürt Frasch Yöntemi (bkz.) ile çıkarılır. Dogalgaz ve petrolün arı¬tılması sırasında da yan ürün olarak ortaya çıkar. Doğada kükürdün çoğu bileşik kükürt durumundadır. Bunlar sülfatlar ve sülfürler grufljflrma giren minerallerdir, Kükürdün üç allotropu (bkz. Allotropİ) vardır. Bun¬lar sırası ile rombik, monoklinik ve amorf kükürt adlarını alırlar. Rombik kükürt priz¬ma biçimli kristaller oluşturan san renkli, kırılgan bir katıdır. 95,6° ve daha yukarı sıcaklıkta iğne biçimli kristal yapılı, çok açık sarı renkli monoklinlk kükürt biçimi¬ne dönüşür. Bu sıcaklığın üstünde mono¬klinik, altında ise rombik kükürt dengede olurlar. îkisi de suda çözünmez; karbon disülfür (CS2)\ ve sıcak benzen içinde çözü¬nürler. Her ikisi de kükürt atomlarının oluşturduğu 8 atomlu halka biçimli mo¬lekül Sa yapılıdırlar. Isıtıldıktan zaman rombik kükürt H3°C&#8217;de, monoklinik kükürt 119°C&#8217;de ergir; sıvı kükürt 444&#8243;C&#8217;de kay¬nar. Sıvı kükürt kaynamaya başladığı za¬man birden soğuk su içine dökülürse sakız gibi uzayan amorf kükürt elde edilir; buna plastik kükürt adı da verilir. Bunun mo¬lekülleri çok sayıda kükürt atomu içerirler; bu madde hiçbir çözücüde çözünmez. Düşük sıcaklıklarda dengesizdir; yavaş yavaş monoklinik ve sonra da rombik kükürt biçimine dönüşür. Kükürt havada ya da ok¬sijen içinde yanar kükürt dioksit (SO2) olu¬şur. Ayrıca başka birçok metal ve ametalle doğrudan birleşerek ikili bileşikler oluş¬turur. Örnek olarak karbonla karbon disül¬für (CSa), klorla kükürt klorür (SsCb) verir; metallerle birleşerek metal- sülfürlerini ya¬par {bkz. Sülfürler). Dünyada üretilen kü¬kürdün en büyük bölümü yakılarak kükürt dioksit&#8217;e çevrilir; bundan da sülfürik asit üretilir. Kükürt dioksitin bir bölümü ise kâğıt endüstrisinde kullanılan sülfitlere, örnek olarak kalsiyum bisülfite [Ca(HSO3)3] çevrilir. Kükürtten ayrıca karbon sülfür ve kibrit başlarına sürülen antimon sülfür (Sb2S3) yapılır. Kükürt ve bazı organik kükürt bileşikleri, mantar ve böcekleri yok etmek için kullanılır. Yurdumuzda üretilen kükürdün önemli bir bölümü bağcılıkta Jcülleme hastalığına karşı kullanılır {bkz. Külteme). Vulkanizasyon (bkz.) işlemi ile kauçuk yapısına kükürt atomları girer; las¬tik oluşur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/kukurt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deri iltihabı</title>
		<link>http://www.omeksus.net/deri-iltihabi/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/deri-iltihabi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 07:49:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.net/?p=47563</guid>
		<description><![CDATA[Deri iltihabı ,tahriş edici bir maddeyle doğrudan temas ya da yalnızca alerji tepkimesi gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çeşitli deri hastalıklarını belirten ortak ad (dermatit). Deri iltihabına yol açan madde herkeste aynı etkiye yol açan türden olabileceği gibi, yalnız o kişiye özgü de olabilir. Bazı alerji kökenli deri iltihaplarına egzama adı verilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deri iltihabı ,tahriş edici bir maddeyle doğrudan temas ya da yalnızca alerji tepkimesi gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çeşitli <a title="deri hastalıkları" href="http://www.omeksus.net/deri/">deri hastalıkları</a>nı belirten ortak ad (dermatit). <a title="Deri iltihabı" href="http://www.omeksus.net/deri-iltihabi/">Deri iltihabı</a>na yol açan madde herkeste aynı etkiye yol açan türden olabileceği gibi, yalnız o kişiye özgü de olabilir. Bazı alerji kökenli deri <a title="iltihap, iltihap nedir" href="http://www.omeksus.net/iltihap/">iltihap</a>larına <a title="egzama, egzama nedir" href="http://www.omeksus.net/egzama/">egzama</a> adı verilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/deri-iltihabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apandisit</title>
		<link>http://www.omeksus.net/apandisit/</link>
		<comments>http://www.omeksus.net/apandisit/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 18:25:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omeksus.net/?p=52469</guid>
		<description><![CDATA[Apandisit, apendiks vermiformisin iltihaplanmasıdır. Apandisiti hazırlayan çeşitli etkenler vardır. En sık rastlanan etken, apendiks vermiformis mukozasının salgısının, apendiksin boşluğuna birikip organa baskı yapılması sonucu organın kan dolaşımının azalmasıdır. Kan dolaşımı azalan mukozada küçük bir ülser gelişir. Bu ülser kolayca mikrop kapar. Zamanla bu bölgedeki ülserasyon derinleşebilir. Bu ise apendiksin delinmesine yol açabilir. Gerek ülserleşme gerekse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Apandisit, apendiks vermiformisin iltihaplanmasıdır. Apandisiti hazırlayan çeşitli etkenler vardır. En sık rastlanan etken,<br />
apendiks vermiformis mukozasının salgısının, apendiksin boşluğuna birikip organa baskı yapılması sonucu organın kan dolaşımının azalmasıdır. Kan dolaşımı azalan mukozada küçük bir ülser gelişir. Bu ülser kolayca mikrop kapar. Zamanla bu bölgedeki ülserasyon derinleşebilir. Bu ise apendiksin delinmesine yol açabilir. Gerek ülserleşme gerekse bölgenin mikropların istilasına uğraması apendikste bir iltihaplanmaya, yani, apandisite yol açar. Apandisite yol açan bir diğer olay, vücudun herhangi bir bölgesindeki mikrobik hastalıkta, kana karışan mikropların apendiksin lenfatik yapısını büyütüp, mukozanın kan dolaşımını dolaylı bir biçimde bozmasıdır. Bir diğer yol da apendiksin içine bağırsak parazitlerinin {örneğin askaris, oksiür gibi) ya da yutulmuş olan yabancı cisimlerin birikmesiyle mukozaya baskı yaparak, buranın kan dolaşımını bozup ülserasyona ve daha sonra da iltihaplanmaya yol açmalarıdır. Apandisitte en sık rastlanan mikrop “Eşeria koli” dir.<br />
Hastalık en sık ergenlik çağında ve erişkinlik döneminin ilk yıllarında ortaya çıkmaktadır. Hastalık 15-24 yaşları arasında sıklık bakımından doruğa ulaşmaktadır.<br />
Apandisitin klinik özelliklerini ve belirtilerini, delinmemiş ve delinmiş apandisit İçin ayrı ayrı ele alacağız.<br />
Delinmemiş apandisitte, ağrı göbek deliği çevresinde başlar ve 6-8 saat sonra karnın sağ alt kadranına yerleşir. Ağrı sarısında hastalar hareket ölmekten kaçınırlar. Ağrı ile birlikte iştihsızhk da başlar. Bulantı ve kusma da gelişir. Ağrıyla birlikte başlayan bir diğer yakınma da kabızlıktır. Bazan ishal de gelişebilir. Hastalarda hafif bir aleş yükselmesi saptanır. Ateş 37.5 santigrad dorece kadardır. Çocuklarda biraz daha yüksek olabilir. Eğer ateş 37.5′dan yüksekse, delinmiş apandistten kuşku duyulmalıdır. Hastanın kurın ön duvarının sol alt kadranına dört parmnkla bastırdıktan sonra, baskı aniden kaldırıldığında sol alt kadranda ağrı doğabilir. Bu ağn tipi apandisit için oldukça özgündür. Hasla rektumdan parmakla muayene edildiğinde de karının sol alt kadranında ağrı, hassasiyet doğabilir.<br />
Hastadan alınan kan örneğinde, lökositlerin sayısının yükselmiş olduğu görülür. Buna lökositoz denilmektedir. Lökositlerin sayısı başlangıçta 10000-12000 kadarken, sonraları 14000 ve daha yükseğe çıkabilir. Eğer lökositlerin sayısı 18000′in üzerine çıkmışsa, delinmiş apandisitten kuşkulanılmalıdır. Yukarıda belirttiğimiz lökosit sayıları 100 mi. kan için geçerlidir. Eğer apendiks mesane ya da üretere yapışmışsa, apandisit durumunda idrar içinde kan çıkabilir. Kandaki al yuvarların çökme hızı (eritrosit sedimantasyon hızı) artmış olarak bulunur.<br />
Klinik ve laboratuvar incelemeler, eğer delinme-miş apandisiti düşündürüyorsa, hastaya herhangi bir antibiyotik ve/veya ağrı kesici ilaç verilmeksizin hasta kontrol altına alınır. 3-4 saatte bir klinik ve laboratuvar incelemeler yinelenir. Apandisite karar verildiğindeyse hasta ameliyata alınır.<br />
Delinmiş apandisitlerde ölüm riski yüksektir. Çocuklarda apandisitin delinmesi daha hızlıdır ve daha çok görülür. Delinmiş apandisit periton apselerine, peritonite, karaciğer apselerine, bağırsak tıkanmasına ve çekum fistüllerine yol açabilir. Karında yaygın hassasiyet ve ağrının bulunması, sol alt kadrandaki parmak baskısının kaldırılmasıyla sağ alt kadranda ağrı belirmesi (ribaund testi), lökositozun çok yüksek olması ve hastanın genel durumunun daha ağır olması delinmiş apandisit kuşkusunu artırmalıdır. Apandisitin ilaçla tedavisi yoktur ve denenmemelidir.<br />
Delinmemiş apandisit cerrahi bir girişimle çıkartılır. Bu ameliyata “Apendektomi” denilmektedir. Eğer apandisit delinmişse, apendekto mi burada da uygulanır. Ek olarak da, karın içinde peritona yayılmış olan iltihap artıkları drenaja alınır.<br />
Eğer apendikse bağırsak ya da omentum denilen bir periton kıvrımı yapışmışsa, hasta muayene edildiğinde bu bölgede bir sertlik hissedilir. Bu durumda acil cerrahi girişim yapılmayıp, önce yüksek dozda antibiyotik verilir. Eğer yakınmalar gerileyecek olursa, ameliyat en az 6 hafta ertelenir. Eğer antibiyotik tedavisine karşın, yakınma ve belirtiler ilerlerse, hasta acil olarak ameliyata alınır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omeksus.net/apandisit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
