Beslenme

Beslenme  ,Canlı organizmanın besleyici maddeleri, yani büyüme ve hayatım sür­dürmek için gereksinim duyduğu besinleri ya da maddeleri alıp kullanması. Hücre içerisinde meydana getirilemeyen ve bu nedenle dışarıdan alınması zorunlu olan yaşamsal maddeler, “temel besin madde­leri” olarak adlandırılır. Yeşil bitkiler gibi organizmalar enerjilerini güneş ışığından alarak toprakta ve havada bulunan basit inorganik kimyasal maddelerden yararlanır ve kendi besinlerini sentez ederler (bkz. Bitki; Fotosentez). Diğer yandan hayvanlar ancak bitkileri veya başka hayvanları yiye­rek önceden hazırlanmış olan organik mad­deleri sağlamak durumundadırlar ( Ekoloji; Hayvan; Metabolizma; Sindirim Sistemi).
İnsanlarda besin maddelerini beş ana gruba ayırmak mümkündür; Proteinler  Yağlar  Karbonhidratlar  Vitaminler  ve Mineraller. Bu madde lerin ilk üçü vücudumuzun enerji kayna­ğını oluştururlar ve bunların oldukça bol miktarlarda alınmaları gerekir. Bu ener­jiyi sözkonusu besinler, vücut hücrelerin­de Oksidasyon yoluyla vermekte­dir. Beslenme uzmanları bu enerjiyi besin kalorisi (kilokalori, yani bin kalori) ola­rak ölçerler. Normalde en önemli ener­ji kaynağı,, karbonhidratlardır (nişastalar ve şekerler). Nitekim iyi dengelenmiş bir beslenmede kalorinin yaklaşık yarısı kar­bonhidratlardan sağlanır. Tahıl ürünleri ve patates, nişasta bakımından zengindir. Sak-karoz (bildiğimiz şeker), laktoz (süt şeke­ri) ve glikoz (üzüm şekeri) önemli şeker­lerdir. Kalori gereksiniminin yaklaşık % 40′ mı oluşturan yağlar yumurta, balık, et, te­reyağı gibi besinlerde bulunur. Yağlar ge­nellikle, doymuş ve doymamış olarak iki­ye ayrılan yağ asitlerinden ( Karboksilli asitler) meydana gelmişlerdir. Bazı belirli yağ asitlerinin dışarıdan alınmaları zorun­ludur. Ancak yenen besinlerdeki doymuş yağ asiti miktarı fazlaysa, kanda aşın Ko­lesterol  birikimi tehlikesi vardır. Geri kalan enerji gereksinimi proteinler tarafın­dan sağlanır. Proteinlerin asıl önem taşıdık­ları yer, büyük oranda proteinden yapılı Qlan vücut dokularıdır. Bunların gelişebil­mesi ve yenilenebilme si için besinlerde protein halinde bulunan bazı belirli amino asitlerin alınması gerekir. Et, balık, yumur­ta, tahıl, fasulye ve bezelye, ,amino asit-İeri sağlayacak proteinler açısından zengin yiyeceklerdir. Besinlerde yeterli protein bu­lunmaması, kwashiorkor gibi kötü beslen­me hastalıklarına neden olur ( Kwas-hiorkor).Mineraller (inorganik maddeler) ve vi­taminler (bazı belirli karmaşık organik moleküller) enerji sağlamazlar. Ancak bun­ların vazgeçilmesi olanaksız birçok işlevle­ri vardır. Bazı mineraller , vücuttaki olu­şumların yapışma girer, örneğin kalsiyum ve fosfor, kemiklerin ve dişlerin temel yapı maddesidir. Kandaki demir, oksijenin do­kulara taşınabilmesi için kesinlikle gerekli­dir; eksikliğinde Kansızlık  görülür.

Süt ve sütlü ürünler kalsiyum ve fosfor açısın­dan, karaciğer ve yumurta sarısı da demir bakımından zengin kaynaklardır. Klor, iyot, magnezyum, potasyum, kükürt ve sodyum, öteki önemli minerallerdendir. Hemen tüm besinlerde küçük miktarlarda bulunan vi­taminler, vücut hücrelerindeki enzimlerin etkinlikleriyle yakından ilgilidir. Bu neden­le vitamin eksikliği, vücuttaki sentetik ya da metabolik olayları aksatır. Örneğin uzun zamandır devam eden A vitamini eksikli­ği, derinin kuruyup sertleşmesine, gözdeki saydam katman ve konjuktiv katmanın geri dönülmez şekilde zarar görmesine yol açar. Bunun gibi Beriberi  adlı hastalık Bı vitamini eksikliğine, Skorbüt  adım verdiğimiz hastalık C vitamini eksikliğine, Raşitizm  adını verdiğimiz kemik ra­hatsızlığı da D vitamini eksikliğine bağlı olarak gelişmektedir.Beslenme uzmanları günümüzde, sağlıklı bir beslenme jçin gerekli temel besin mad­delerinin neler olduklarını harfi harfine bilmektedirler. Ancak bu bilgilerini dünya çapında uygulayabilmeleri, çeşitli engeller nedeniyle hiç de kolay değildir; hatta ola­naksızdır. Nitekim düm/a nüfusunun yakla­şık üçte ikisi, bugün yeterince ve gereğin­ce beslenememektedir ve bu nedenle yu­karıda bazılarını saydığımız eksiklik has­talıkları, bunlarda pek sık görülür. Kötü beslenme, daha zengin ülkelerde bile görü­lebilen bir durumdur. Ancak buralarda da­ha çok, besin sağlanamaması nedeniyle değil de, yanlış besinlerin seçilerek yenip içilmesinden kaynaklanmaktadır ( Per­hiz Yapma; Perhiz Yemekleri; Şişmanlık).

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>