Basur

Hemoroid, anus çevresindeki “Hemoroid pleksus” denilen toplardamar ağım oluşturan damarlardan bir ya da birkaçının varisleşmesi olayıdır. Basit bir anlatımla, basur bir varistir. Bilindiği gibi varis, toplardamarın genişleyip kıvrımlar yapıpboyunun uzamasına verilen addır. Hemoroidlere erkeklerde, kadınlardan iki kat daha sık rastlanmaktadır. Anusda ‘ ‘İç hemoroidal pleksus” ve ‘ ‘Dış hemoroidal pleksus” olmak üzere iki toplardamar ağı bulunmaktadır. İç hemoroid pleksus, rektumun son 2.5 cm.’lik bölümü ile anusun ilk 2/3′lük bölümünde mukoza tabakasının altındaki submukoza tabakasında bulunmaktadır. Dış hemoroidal pleksus ise anusun son bölümünde , çok kath skuamöz epitel tabakasının altında bulunmaktadır. Her iki toplardamar ağı “Vena porta” denilen toplardamar sistemiyle vücudun diğer toplardamar sistemi arasında bir köprü niteliğindedir (bilindiği gibi vena porta sindirim kanalının toplardamar kanını karaciğere taşımaktadır. Bu kanın içinde sindirim kanalından emilen besin maddeleri bulunmaktadır).

Göden barsağının alt ucundaki ve makattaki damarların genişlemesiyle oluşan küçük düzensiz çıkıntılara verilen ad (hemoroit de denir). Dışkılama için aşırı ıkınan sürekli kabızlık çeken kişilerde, gebelerde, siroz ya da kalp yetmezliği hastaları gibi kapıtoplardamarı basıncı yüksek kişilerde, meslek gereği uzun süre oturması gereken kimselerde, vb. görülen basurlar iki çeşittir: İç basur; dış basur. Dış basurlar makat büzücü kasının altında yerleşmişlerdir; gözle görülebilirler. İç basurlar, makat büzücü kasının üstünde yerleşmişlerdir; genellikle dıştan görünmezler; kanamaya ve kaşıntı veren akıntılara yol açabilir, dışkılama sırasında makattan dışarı sarkabilirler. Dış basurların içinde kanın pıhtılaşması bazen son derece ağrılı şişliklere neden olur. Sürekli dışarı taşan ya da aşırı ağrı yapan basurların, cerrahi girişimle çıkarılması gerekir.

Vena porta sistemini oluşturan toplardamarlarda kapakçıklar bulunmamaktadır. Karın içi ve vena porta sisteminde basınç artışına yol açan her hangi bir etken, bu basıncın hemoroid pleksuslâ-ra da yansımasına yol açar. Bu basınç artışı ise hemoroidlerin, yani basurların gelişmesine yol açmaktadır.

Hemoroide yol açan etkenleri şöyle özetliyebiliriz: a) Siroz b) Vena portanın pıhtı ile tıkanması cj Gebelik ya da karın içi tümörlerine bağlı olarak karın içi basıncının artması d) Kabızlık, ishal gibi nedenlerle ıkınma yoluyla karın içi basıncının artması e) Sürekli olarak oturarak çalışma sonucu kabızlık gelişmesi ve bunun da yukarıdaki yolla hemoroid oluşumuna yol açması f) Kaktım. Hemoroidlerin, anus kanalının duvarında yerleşmelerine göre incelenmesi halinde başhca üç büyük ve üç de küçük hemoroidin anusun belli bölgelerinde geliştiği görülür. Anus kanalının 1,5,9 hizasında küçük hemoroidler; 3,7,11, hizalarında ise büyük hemoroidler yerleşmektedir. Hemoroidler görülme biçimleri bakımından 4 dereceye ayrılmıştır. Bu sınıflamaya “Miligan-Morgan” sınıflaması denilmektedir.

1. Derece: Hemoroid yalnız dışkılama sırasında anus kanalının içine doğru, dışarı çıkar. Dışkının Üzerinde kan vardır. Dışkılama sonrasında hemoroid anus duvarına geri çekilir.

2. Derece: Dışkılama sırasında anus kanalına çıkmış olan hemoroid, anus deliğinden de dışarı çıkar. Dışkılama sona erdiğinde kanalın içine kendiliğinden geri çekilir. Dışkılama sırasında kanar.

3. Derece: Dışkılama sırasında amıs deliğinden dışarı çıkmış olan hemoroid, ancak parmakla itildiğinde anus kanalının içine girer. Dışkılama sırasında kanar.

4. Derece: Anus deliğinden dışarı çıkmış olan hemoroid. hiçbir şekilde geriye, anus kanalının içine itilemez. Dışkılama sırasında kanar. Hastalığın belirtilerini şöyle özetleyebiliriz. Kanama en sık rastlanan belirtidir. Birinci derecedeki kanama, dışkının kanlı çıkması biçimindedir. İkinci ve üçüncü derecede kan, damla damla dışkının üzerine akar. Dördüncü derecede ise hemoroidin ülserleşmesi sonucu kilotta kan lekeleri görülür. Hastalığın bir diğer belirtisi ise ağrıdır. Ağrı, hemoroid içinde pıhtılaşma geliştiğinde ortaya çıkar. Anustan mukus akıntısı gelebilir. Bu belirti daha çok üçüncü ve dördüncü derecelerde ortaya çıkar ve kilotu kirletir. Hastalarda anemi gelişebilir. Hemoroidler mikrop kapıp apseleşebilirler, fistül oluşmasına yol açabilirler, içlerinde kan pıhtıla-şabilir.

Hastalığın derecelerine göre, çeşitli tedaviler uygulanabilir. Belirti vermeyen vakalarda, kabızlığın önlenmesi etkili bir tedavi sağlayabilir. Bir diğer tedavi yöntemi “Sklerozan tedavi” dir. Bu tedavide fenollü, ürelikininli birtakım ilaçlar hemoroidlerin çevresine zerk edilmektedir. Bunun sonucunda bölgede iltibabi bir reaksiyon doğar. Bu iltihabı reaksiyon ise nedbe dokusu ile iyileşip, hemoroidler ortadan kalkar. Sklerozan tedavi, birinci ve ikinci derecelerin de bazılarına uygulanır.

Kriyotedavi denilen bir diğer tedavide, hemoroid dondurularak tedavi edilmektedir. Başka bir tedavi de cerrahidir. Bu yöntemde, hemoroid pleksusun atardamarı bağlanır sonra da hemoroid çıkartılır. Bu ameliyata “Hemoroidektomi” denilmektedir.

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>