Akıl Hastalıkları
AKIL HASTALIKLARI, ya da Psikiyatrik hastalıklar. Bu hastalıklar beyinin yüksek merkezlerinin düşünce, algılama, anlama ve davranışla ilgili anormal fonksiyonlarla belirlenen bir grubu oluşturmaktadırlar. Ayrıca akıl hastalığı teşhisi için belirtilere neden olabilecek organik bir bozukluğun mevcut olmaması gereklidir. Hastalık ile olağan davranışlarda değişikliklerden hoşlanma arasındaki sınır, bazen belirgin değildir ve ancak kültürel faktörler gözö-nüne alınarak değerlendirilebilir. Suç akıl hastalıklarına bağlı olabilir; ancak Çağdaş Batı toplumu bir suçluyu adalete teslim ölmeden önce suçluda bir akıl hastalığının olmadığından emin olmak istemektedir. Buna rağmen bazı baskı rejimlerinde politik ya da ideolojik acıdan rejime uymama, akıl hastanelerine gönderilme nedeni olabilir. Akıl hastalıkları eski çağlardan beri bilinmekteydi.
Hipokrat ve Galen bunların kökenleri üzerinde kuramlar ilc-ri sürmüşlerdi; ancak birçok uygarlıkta yüzyıllar boyunca delilik şeyian ruhunun insana girmesi olarak anlaşılmış ve bu hastalara çoğu kez “cadı” denerek kötü davranılmış, akciğer hastalıkları vardır [bkz. Aslım; Bronşit; Emboiizm; Kanser; Plörezi; Pnomo-konyoz; PrtÖmoni; PnÖmotoraks; Tüberküloz). Vücuıîu etkileyen birçok hastalık fsar-koidoz ve bkz. Lupus Erythematosus) akciğerleri de etkiler. Akciğer hastalılarının belirtileri öksürük, balgam, balgamda kan, so-iuk daralması şeklindedir. Solunumun birdenbire yetmez hale geçmesi hemen yapay solunum uygulanmasını gerektirir. Göğüs filmleri,, kan gazı düzeylerinin saptanması ve akciğer hacim değerlerinin ölçülmesi, teşhiste yardımcı olur.
AKCİĞERLİ BALIKLAR, Kemikli Balıkların Çok sayıda fosil şekli ile günümüz tatil sularında da (Afrika, Güney Amerika ve Avustralya'da) yaşamakta olan üç türü bulunan bir canlıdır. Bu balıklarda, diğer balıkların hiçbirinde olmayan bir özellik (akciğerler) vardır. Afrika ve G. Amerika'da yaşayan türler, kuraklık dönemlerini çamurdan kozaîar içinde geçirirler.
AKIL, insanın düşündüğü, mantık ileri sürdüğü, anımsadığı ve iradesini kullanıp isteklerde bulunduğu zihinsel özelliği. Beyinin çalışmalarından ayrı olarak aklın varlığı, Materyalizm (6A.-z.Vde reddedilmektedir. Ancak Descartes (bkz.) öğretisi gibi dua-lizmlerde [bkz. Dualizm) böyle bir kavram, daha baştan onaylanmıştır. AKIL HASTALIKLARI, ya da Psikiyatrik hastalıklar. Bu hastalıklar beyinin yüksek merkezlerinin düşünce, algılama, anlama ve davranışla ilgili anormal fonksiyonlarla belirlenen bir grubu oluşturmaktadırlar. Ayrıca akıl hastalığı teşhisi için belirtilere neden olabilecek organik bir bozukluğun mevcut olmaması gereklidir.
Hastalık ile olağan davranışlarda değişikliklerden hoşlanma arasındaki sınır, bazen belirgin değildir ve ancak kültürel faktörler gözö-nüne alınarak değerlendirilebilir. Suç. akıf hastalıklarına bağlı olabilir; ancak Çağdaş Batı toplumu bir suçluyu adalete teslim ölmeden önce suçluda bir akıl hastalığının olmadığından emin olmak istemekledir. Buna rağmen bazı baskı rejimlerinde politik ya da ideolojik acıdan rejime uymama, akıl hastanelerine gönderilme nedeni olabilir. Akıl hastalıkları eski çağlardan beri bilinmekteydi. Hipokrat ve Galen bunların kökenleri üzerinde kuramlar ilc-ri sürmüşlerdi; ancak birçok uygarlıkta yüzyıllar boyunca delilik şeyian ruhunun insana girmesi olarak anlaşılmış ve bu hastalara çoğu kez "cadı" denerek kötü davranılmış,
hatta yakılmışlar, eziyet çektirilmişlerdir. ]5. yüzyılda Paracelsus delilerin davranışının Ay’ın değişimlerine bağlı olduğunu öne sürmüştür (İngilizcedeki Lunacy deyimi veyahut Kameri deyimi buradan gelir). 18. yüzyılda ise Mesmer hayvansal manyetiz-min neden olarak etkili olduğunu ileri sürmüştür (hipnoz kavramı buradan gelmiştir). Eski çağlarda akıl hastaları, fakirler ve yaşlıların yaşadığı bakımevlerinde ya da manastırlarda, çoğu bağlanarak yatırılırdı. Tarihteki İlk akıl hastanelerinden biri Selçuklular tarafından Kayseri Şifaiyesinde 12. yüzyılda kurulmuş, daha sonra Osmanlı Darüşşifalannda akıl hastaları için düzenlemeler yapılmıştır. Ortaçağlarda Türk hekimliği bu açıdan öncü bir yapı özelliği göstermektedir. Çağdaş anlamında ilk tımarhane Paris’te, Pinel tarafından kurulmuştur (1795).
Bu tür hastanelere önceleri yalnızca toplumsal açıdan dışarıda yaşayamayacak kişiler kabul ediliyordu. Fakat günümüzde kendi isteği ile gelenlerin de bu tür kuruluşlara yatırıldıkları görülmektedir. Daha sonra Viyana Psikoloji Okulu ve özellikle Sigmund Freud (bkz.) ve Ögrenci-Ictİ, hastanın geçmişinin değerlendirilmesi, çocukluk deneyimleri, cinsel davranışları ve başka işlevsel Öğeler üzerinde ısrarla durmuşlardır. Davranış tedavisi, yani “Psikanaliz” {bkz.) ‘ve “Psikoterapi” [bkz.) bu okul tarafından geliştirilmiştir. Diğer taraftan cok hassas organik faktörler (örneğin, beyin biyokimyası), ayrıntıları ile incelenmiştir.
Akıl hastalıkları psikoz, nevroz ve kişilik bozuklukları şeklinde sınıflandırılırlar. Şizofreni düşünce ve algılama bozuklukları ile belirgin olan, davranış kişiliğinin ve ilgi alanının dağılması sonucu gelişen bir hastalıktır. Belirtileri arasında hayali sesler duyma; kişilik karmaşası (örneğin “ben İspanya Kralıyım”); çevresinde yaşayanlarla ilişki bozukluğu lörneğin Paranoyada olduğu gibi herkesten şüphelenmek); kavrama karışıklığı ve bunun açıklanması, mantıksal düşünce bozuklukları gibi çok Özel tutumlar vardır. Bu hastalar “kelime salatası” diye tanımlanan karışık sözcüklerle konuşurlar; tekrarlarla, Stereotip ve inatçı olumsuzlukla konulara yaklaşırlar. Şizofreni’de, Fenotiazin türevleri özellikle Klorpromazin ve benzeri uzun etkili nö-roleptik ilaçlar yararlıdır

Leave a Reply