Recent Posts

Sarılık

SARILIK Kanda aşırı miktarda bilirübin pigmenti bulunması sonucu derinin ve göz aklarının sarı renk alması. Hemoglobi­nin yıkım ürünü olan bilirubinî, karaciğer Safra  içine gönderir. Eğer hemoglo­bin, normalden çok daha hızlı ve fazla mik­tarda parçalanacak olursa (hemoliz) ka­raciğer ortaya çıkan aşırı bilirübini kan­dan yeterince hızlı temizleyemez. Bundan başka sarılık, karaciğerin zarar gördüğü hastalıklarda ve kara­ciğerden onikiparmak [...]

Yüksek Tansiyon

Yüksek Tansiyon

Yüksek tansiyon, atardamarlarda kan basıncının yükselmesini belirten tıp terimi. Tansiyon yükselmesinden ötürü kalbin ve damarların yükünün artması kalp krizi, inme gibi ihtilatlarla sonuçlanabilir. Tuzsuz ve yağsız beslenme rejiminin yanı sıra, ilaç tedavisi, tansiyonun düşürülmesini sağlar. İnsan damarlarının aşırı derecede kan ile dolmasına, organ­larda kanın çoğalarak hassas noktaları rahatsız etmeye başlamasına ve normal durumdan uzaklaşmasına “kan [...]

Kan grupları

Kan grupları, kan aktarımında kullanılmak için kanların sınıflanmasını sağlayan sistemleri belirten genel ad. Kan gruplarının bilinmesi hastaya kan aktarımı yapmak gereken durumlarda son derece önemlidir; çünkü, verilen kan bedenin kanıyla uyuşmazsa yeni kanın hücreleri biraraya kümelenir ve beden tarafından yok edilir. Bu İşleme alıcının kanında bulunan ve yeni kan hücrelerinin yüzey antijenleriyle etkileşmeye giren antikorlar [...]

Lenf Bezleri

Lenf bezleri, bez dokusu içermediklerinden lenf düğümü diye adlandırılmaları daha doğru olan, lenf damarları boyunca bedenin her yanına dağılmış, büyüklük ve biçim bakımından fasulyeyi andıran küçük yapıları belirten terim. Dokulardan gelen sıvıların (lenf sıvısı) dolduğu lenf damarlarının uçlarındaki kapakçıklar, lenf sıvısının belirli bir yönde akmasını ve sonunda kana karışmasını sağlarlar. Kan damarları yönünden zengin olan [...]

Hıçkırık

Hıçkırık, insanda diyafram kaslarının istemsiz ola rak apansız ve şiddetle kasılması. Sindirim bozukluğu, aşırı alkol alma, çeşitli metabolizma hastalıkları, bazı ilaçlar, vb. pek çok nedenden kaynaklanabilen hıçkırık, birkaç dakikadan uzun sürerse son derece rahatsız edicidir. Geçici bir hıçkırık durumunda büyük bir şeker parçası, ekmek kabuğu yemek, gözyuvarları üstüne hafifçe bastırmak,burunabir parça tütün çekmek, vb: herkesçe [...]

İştahsızlık

İştahsızlık, çok çeşitli nedenlere bağlı olarak beslenme isteğinin azalması. Enfeksiyon hastalıkları, sindirim sistemi bozuklukları, alkoliktik,  kanser, verem,   vitamin eksikliği,  kansızlık, vb. pek çok hastalığın iştahsızlığa yol açabilmesinin nedeni, iştahı düzenleyen mekanizmanın sindirim sistemi, beyin, hormonlar, beyin kabuğunun ortak etkisine bağlı olmasıdır. Genellikle genç kızlarda görülen anoreksi ya da sinirsel iştahsızlık (anorexia nervosa), ciddi bir ruhsal [...]

Asit Fosfataz

ASİT FOSFATAZ: Fosforik asit esterlerini asit ortamda hidroliz eden enzimlerdir. Serumdaki asit fosfataz enzimi başlıca eritrositler, trombositler ve prostat bezi tarafından oluşmaktadır. Alkali fosfataz gibi asit fosfataz enzimi için de değişik üniteler tanımlanmıştır. Normal değer olarak 1-1.5 King-Armstrong ünitesi, 0.5-2 Bodansky ünitesi, 0.5-2 Gutraan ünitesi, 0.1-1 Şinovara ünitesi, 0.1-0.63 BesseyLowfy ünitesi verilmektedir.Serumdaki asit fosfataz aktivitesinin [...]

Kükürt

ABD, Meksika, Japon¬ya, Sicilya ile yurdumuzda (Keçiborlu, Sarayköy yöresinde) bulunur ve çıkarılır. Dünya kükürt üretiminin % 90 kadarını sağlayan ABD’de kükürt Frasch Yöntemi (bkz.) ile çıkarılır. Dogalgaz ve petrolün arı¬tılması sırasında da yan ürün olarak ortaya çıkar. Doğada kükürdün çoğu bileşik kükürt durumundadır. Bunlar sülfatlar ve sülfürler grufljflrma giren minerallerdir, Kükürdün üç allotropu (bkz. Allotropİ) [...]

Deri iltihabı

Deri iltihabı ,tahriş edici bir maddeyle doğrudan temas ya da yalnızca alerji tepkimesi gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çeşitli deri hastalıklarını belirten ortak ad (dermatit). Deri iltihabına yol açan madde herkeste aynı etkiye yol açan türden olabileceği gibi, yalnız o kişiye özgü de olabilir. Bazı alerji kökenli deri iltihaplarına egzama adı verilir.

Apandisit

Apandisit, apendiks vermiformisin iltihaplanmasıdır. Apandisiti hazırlayan çeşitli etkenler vardır. En sık rastlanan etken, apendiks vermiformis mukozasının salgısının, apendiksin boşluğuna birikip organa baskı yapılması sonucu organın kan dolaşımının azalmasıdır. Kan dolaşımı azalan mukozada küçük bir ülser gelişir. Bu ülser kolayca mikrop kapar. Zamanla bu bölgedeki ülserasyon derinleşebilir. Bu ise apendiksin delinmesine yol açabilir. Gerek ülserleşme gerekse [...]

İltihap

İltihap, vücut dokularında zedeleme ve enfeksiyona karşı gösterilen karmaşık tepkilerdir. Hastalıklı bölgede kızarıklık, sıcaklık, şişlik ve agrı kendini gösterir. İlk değişiklik, şişerek Eriteme yol açan ve hücreler ile plazmaya karşı daha geçirgen hale gelen kılcal damarlarda olur.

Mitoz

Mitoz, bir hücrenin kalıtım yönünden birbirinin aynı iki hücreye bölünmesi. Bitkilerde ve hayvanlarda büyüme, mitozla gerçekleşir. Mitoz sırasında Önce çekirdek ile kromozomlar, daha sonra da sitoplazma bölünerek iki hücre oluşturur. İşlem dört aşamada gerçekleşir: Profaz; metafaz; anafaz; telofaz. Bölünmeden önce hücre genişler ve kromozomlar çekirdeğin içinde ipliksi bir görünüm kazanır, daha sonra kısalarak profaz boyunca [...]

Nükleotitler

Nükleotitler Nükleotitler, nükleik asitleri oluşturan birimleri topluca belirten terim. Her nükleotit, 5 karbon içeren bir şekerin, bir fosfat grubu ile azot içeren, organik bir baza bağlanmasından oluşmuştur. Şekerin türü RNA’da riboz, DNA’daysa dezoksiribozdur. Azot içeren bazlarsa, DNA’da adenin, şitozin, guanin ve timin, RNA’da adenin, sitozin guanin ve urasildir. RNA molekülünün DNA’dan kopya edilmesi sırasında, timinin [...]

Rna

RNA, uzun nükleotit zincirlerinden oluşan nükleik asit molekülü (ribonükleik asit). Üç çeşit RNA molekülü ayırt edilir: Haberci RNA; taşıyıcı RNA, ribozom RNA’ sı. Haberci RNA molekülü 3 000 kadar nükleotit içerebilir; her molekül, DNA’dan kopyalanan ve belirli bir proteini şifreleyen bilgiyi iletir. Haberci RNA molekülü, çekirdeğin içindeki bireşimi gerçekleştikten sonra, sitoplazmaya geçerek, protein bireşimini gerçekleştiren [...]

Fosfor

Fosfor, fosfat bileşikleri olarak yaşayan hücrelerin önemli bir yapısal ve fonksiyonel elemanıdır. Bu nedenle Önemli boyutlara varmayan beslenme bozukluklarında bile fosfor organizma için yeterli düzeyde alınır. Fosfor nükleikasitlerin, nükleotitlerin, fosfolipidlerin ve bazı proteinlerin yapısında yer alır. Hücre içerisinde ancak çok düşük oranda bulunan iyonik fosfor, hücre dışında serbest olarak dolaşır. Fosfatların öteki moleküllere bağlanması ve [...]

Mide

Mide, hayvanların çoğunda, barsaklarm besinleri içine alarak sindirimi başlatan ilk bölümüne verilen ad. Mide, besin parçalarını biriktirip, hidroklorik asitle ve proteinleri parçalayan enzimlerden pepsinle karışmalarını sağlayan organdır. Balıklar, sürüngenler ve ikiyaşayışlılarda yapısı boruya benzer. Kuşlardaysa besinler, yemek borusunun altında yer alan kursakta birikirler. Öbür omurgalı hayvanlarda midenin yapısı, hayvanın etçil ya da otçul olmasına göre [...]

Egzama

Egzama, özel bir ortam üzerinde bir ya da birkaç alerjinin etkisiyle nükseden, kaşıntılı, kızarık veziküllü plaklar biçiminde kendisini gösteren bir deri hastalığıdır. Egzama olayı, seyri sırasında ‘Kızarıklık dönemi’, ‘Vezikül dönemi’, ‘Sulanma ve kabuklanma dönemi’ ve ‘Kepeklenme dönemi’ olarak dört ana dönemden geçer.Kızarıklık donemi: Egzamanın ilk seyri boyunca kalıcı olan belirtisi kaşıntıdır. Kaşıntının başlamasından kısa bir [...]

Dişilik Hormonları

Gebelikte oluşan etene (plasenta), anne kanundaki dölütün beslenmesine ve metabolizma artıklarının atılmasına aracılık eden bir organdır. Damarlı yapısı anne ve dölütün birbirinden bütünüyle ayn dolaşım sistemleri arasında bağlantı sağlar. Etenenin geniş yüzeyi sayesinde anneden dölüte besin maddeleri ve dölütten anneye metabolizma artıkları kolayca geçer. Anne ile dölüt arasındaki bu alışverişin dışında etenenin Önemli bir görevi [...]

Renk Körlüğü

Renk körlüğü, belirli renklerin ayırt edilememesiyle yansıyan, genellikle kalıtımsal olan görme bozukluğu, renk körlüğüne, sağlıklı bir gözde bulunan ışığa duyarlı kırmızı, yeşil ve mavi koni biçimi hücrelerdeki pigmentlerden birinin yetersizliği ya da yokluğu yol ıçar. Hastalığın en sık rastlanan biçimi, kırmızı ve renklerin ayırt edilememesidir.

Dna

DNA. Deoksiribonükleik asit. Birbiri çev­resinde ikili bir sarmal oluşturacak şekilde dolanmış durumdaki iki nukleotid bandın­dan yapılı bir çekirdek asidi. DNA tüm canlılarda ve virüslerde bulunur.

Siğil

Siğil, virüs enfeksiyonlarının yol açtığı iyicil, yerel deri urlarını belirten tıp terimi. Siğil çoğunlukla belirli bir boyuta ulaşıncaya kadar büyür, birkaç ay süreyle değişmeden kaldıktan sonra kendiliğinden yok olur. Bu gelişme biçimi, tedavide çeşitli yöntemlerin önerilmesine neden olmuştur.

Çarpıntı

Çarpıntı, tıp çevrelerince, kişinin kalp atışlarının farkında olması biçiminde tanımlanır. Çarpıntı sırasında kalbin ritmi yavaşlamış, normal ya da artmış olabilir. Çarpıntıya neden olan pek çok etken ve hastalık vardır. Ancak çoğu insan çarpıntı belirtisini yalnız kalp hastalıklarına bağlamaktadır. Bu gibi kişiler herhangi bir nedenle çarpıntı hissettiklerinde, kalplerinden kuşkulanmakta ve gereksiz kaygılara sürüklenmektedirler. Çarpıntıya neden olabilecek [...]

Nöroloji

NÖROLOJİ Beyin, omurilik ve çevresel (periferik) Sinir Sisteminin rahatsızlıklarıyla uğraşan hekimlik dalı. Multipl Skle­roz, Sara (Epilepsi), migren (bkz. Baş Ağrısı), inmeler, Parkinson Hastalığı, Nevrit, Ensefalit, Menenjit, beyin tümörleri (gliomalar), Kas Distrofisi ve Miyasteniya Gravis hep nörolojinin konusudur.

Hipofiz

Hipofiz, içsalgı bezlerinin en Önemlisi. Kafatası tabanının orta bölümünde, kamamsı kemiğin içine oyulmuş “Türk eyeri adı verilen küçük çukurda yer alan hipofiz, enine 14 mm, önden arkaya boyu 8 mm, yüksekliği 6 mm dolaymda küçük bir bezdir. İki lobdan oluşur: Ön lob ya da Ön hipofiz; arkalobyadaarkahipofiz. Ön hipofiz,her biri ayrı bir hormon üreten 6 [...]

Küf

Bazı ipliksi mantarların kumaşlar, besinler ile çürümekte olan bitki ve hayvan artıkları üzerinde oluşturduğu özsu ya da ayva tüyü görünümlü katman. Mavi küfe Penicillium adlı mantar neden olur. Bu mantarın salgısından A. Fleming bir rastlantı sonucu Penisilin adını verdiği ilk antibiyotiği buldu.

Polisitemi

Kanda çok aşırı sayıda Alyuvarlar bulunması. Yüzün, ve derinin aşırı kızarmasına, kaşıntılara ve Tromboz eğilimine yol açar. Bazı tümörlere ya da uzun süren hipoksi durumuna (akciğer hastalıkları) eşlik edebilir. Başka bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi, belirli bir hastalığa bağlı olmayabilir.,

Baş Ağrısı

BAŞ AĞRISI, başta ya da boyunda duyu­lan ağrı ya da sızı şeklinde algılanan bir duygu. Ateş yükselmesi, duygusal gerilim (boyun kaslarının spazmıyla birlikte) veya burun sinüslerindeki enfeksiyon gibi çok çeşitli nedenleri vardır. Kan damarlarının anormal tepkileri sonucu ortaya çıkan migren, gözde şimşek çakması gibi bir his ya da vücudun çeşitli yerlerindeki karınca­lanmalardan sonra korkunç ve [...]

Böbreküstü Hormonları

Böbreküstü bezi böbreğin üstüne sıkıca yapışık, yaklaşık 5 gr ağırlığında bir organdır. Yapı ve işlev açısından farklı iki bölümden oluşur: Bezin dış bölümündeki kabuk (korteks) ile içindeki bölüm (medulla). Kabuk bölümünde kortikosteroit adlı hormonlar yapılır; bu hormonların mineraller ve glikoz metabolizması ile cinsel işlev üzerinde etkileri vardır. İç bölümde ise katekolamin olarak adlandırılan hormonlar üretilir.

Sinir Hastalığı

Çoğu zaman bitkinlik ya da heyecanlı zorlanmalarla birlikte olan çeşitli Akıl Hastalıkları (bkz.) için kulla­nılan bir deyim. Böyle durumda olan kişi­nin normal etkinliği aksamış ve toplumsal davranışları bozulmuştur.

Akıl Hastalıkları

AKIL HASTALIKLARI, ya da Psikiyatrik hastalıklar. Bu hastalıklar beyinin yüksek merkezlerinin düşünce, algılama, anlama ve davranışla ilgili anormal fonksiyonlarla belirlenen bir grubu oluşturmaktadırlar. Ayrıca akıl hastalığı teşhisi için belirtile­re neden olabilecek organik bir bozuklu­ğun mevcut olmaması gereklidir. Hastalık ile olağan davranışlarda değişikliklerden hoşlanma arasındaki sınır, bazen belirgin değildir ve ancak kültürel faktörler gözö-nüne alınarak değerlendirilebilir. [...]

Bulantı

Bulantı ,kusma isteği veren, mide ve boğazda bir rahatsızlık ve sıkıntıyla yansıyan duyum. Mide, onikir, parmak barsağı ve yemek borusunun gerilmesi, genişlemesi sonucunda duyu sinirlerinin uyarılması, apansızın hızlanan bir asansörde ya da salıncak sallanırken duyulan türden iç çekilmelerine yol açar. Bu organların daha, çok gerilmesi, bazen terleme, rengin solması, aşırı durumlarda bilincin yiter gibi olması [...]

Tansiyon

Kan basıncı ya da tansiyon, kanın bedene dağılan damarlardan oluşan kapalı sistemdeki dolaşımını sağlayan gücün yarattığı basınç. Kalbin her atışında kan kısa süren bir yüksek basınç dalgasıyla atardamarlara pompalanır (büyük basınç ya da büyük tansiyon). Kalp atışlar arasındaki basınçsa atış sırasındaki değerinin üçte ikisine düşer (küçük basınç ya da küçük tansiyon). Bu iki değer arasındaki [...]

Basur

Hemoroid, anus çevresindeki “Hemoroid pleksus” denilen toplardamar ağım oluşturan damarlardan bir ya da birkaçının varisleşmesi olayıdır. Basit bir anlatımla, basur bir varistir. Bilindiği gibi varis, toplardamarın genişleyip kıvrımlar yapıpboyunun uzamasına verilen addır. Hemoroidlere erkeklerde, kadınlardan iki kat daha sık rastlanmaktadır. Anusda ‘ ‘İç hemoroidal pleksus” ve ‘ ‘Dış hemoroidal pleksus” olmak üzere iki toplardamar ağı [...]

Zatürre

Zatürre, çeşitli bakteri ya da virüslerin daha ender olarak da bazı asalakların, mantarların, hattâ solunan tahriş edici maddelerin yol açtığı akciğer iltihaplarını belirten genel terim. En sık rastlanan biçimlerine Strep-tocoçcus pneumoniae ve Diplococcus pneurrtoniae adlı bakterilerin yol açtığı zatürreler,günümüzde bakterilere karşı kullanılan ilaçlarla etkili biçimde tedavi edilebilmektedir.

Zehirlenme

Zehirlenme, bir zehirin kazayla ya da bilerek içilmesi, solunması ya da deri yoluyla emilmesinin yol açtığı durumu belirten tıp terimi. Az miktarda oldukları zaman bile dokulara zarar veren ya da kimyasal etkileriyle beden işlevlerini bozan maddeler, zehir diye adlandırılır. İnsanda zehirlenmelere örümcek, yılan, çeşitli böcekler,vb. hayvanların kendilerini savunmak için salgıladıkları zehirler, genellikle yanlışla ya da [...]

Zeka geriliği

Zekâ geriliği, çocuklukta ortaya çıkan düşünme ve anlama yeteneği eksikliğini belirten tıp terimi. Mongolizm gibi kalıtımsal hastalıklar ya da sinir sistemini etkileyen bazı hastalıklar, zekâ geriliğine yol açabilirler.

Yağ asitleri

Yağ asitleri, çeşitli lipitler arasında yer alan doğal organik bileşiklere verilen ortak ad. Yağ asitleri, çeşitli yağ ve balmumu (lipitler) molekülleri ile hücre zarında yer alan fosfolipitlerin yapıtaşlarını oluştururlar. Her molekül 13-23 karbon atomu ile bunlara bağlı hidrojen atomlarından yapılmış uzun bir zincir ve zincire bağlı bir karboksilik asit grubundan oluşur. Karbon atomlarının arasında bir [...]

Migren

Migren, çok sık rastlanan, düzensiz aralıklarla tekrarlayan şiddetli başağrısını belirten tıp terimi. Yarım başağrısı nöbeti çoğunlukla görme bozukluğuyla başlar; hasta renkli, kesişen çizgiler görebilir ya da görme yeteneğini bir Ölçüde yitirir: Bu arada başın bir yanında başlayan ağn, hastayı büyük ölçüde rahatsız eder. Nöbet süresi 2-72 saat arasında değişen Migren nedeni bilinmemekle birlikte, beslenme ahşkanhklanyla [...]

Araba Tutması

Yolculuk tutması, iç kulaktaki denge organlarının aşırı ölçüde uyarılmasından kaynaklanan, başağrısı, bulantıya da kusmayla yansıyan rahatsızlık. Taşıt tutması da denen yolculuk tutması, zamanla sık:yolculuk yapma sonucu doğacak alışkanlıkla kendiliğinden ortadan kalkabileceği gibi, çeşitli ilaçlarla Önemli Ölçüde azaltılabilir.

Yutak bademciği

Yutak bademciği ya da buruneti, yutağın burun parçasındaki lenf dokularını belirten terim. Bedeni enfeksiyonlardan koruduğu sanılan yutak bademcikleri, çocuklarda erişkinlere oranla daha iridirler. Genellikle bir enfeksiyon sonucu şişmeleri, burundan solumayı ya da orta kulağa hava ileten borucuklan tıkayarak işitmeyi engelleyebilir. Yutak bademciklerinin, sık sık büyümeleri durumunda ameliyatla çıkarılmaları gerekir.

Yutma

Yutma, dil ile boğazın besinleri ve başka cisimleri ağızdan yemek borusuna iten hareketlerini topluca belirten terim. Yutma işlemini lokmayı ağzın gerisine iten dil başlatır. Ağzın arka bölümüne ulaşan lokmanın uyardığı duyu sinirlerinden beyine ulaşan sinyaller, bir dizi refleks harekete yol açar: Buruna ve soluk borusuna açılan boşlukların bir an için kapanması; kasların dalgalar halinde kasılmasıyla, [...]

Üreme bezleri

Üreme bezleri, erkek ve dişideki üreme organlannı belirten terim. Omurgalaların çoğunda üreme bezleri çift, bazı kuş, balık ve sürüngenlerdeyse tek organ halinde bulunurlar. Erkekte erbezleri sıcak kanlı omurgalılarda erbezi torbasında, dişide yumurtalıklarsa karnın içinde yer alırlar. Üreme bezlerinin iki ayn işlevi vardır: Sperma (erkek) ve yumurta (dişi) adı yerilen üreme hücrelerini oluşturmak; erkekte testosteron,dişide östrojen [...]

Ur

Ur, hücre çoğalması sonucu dokularda ortaya çıkan, büyüme eğilimi gösteren yumru. Urlar, genel olarak ikiye ayrılır: Yayılmayan, çevresi sınırlı, ameliyatla çıkarılınca tekrarlamayan iyicil (selim) urlar; sınırlı olmayan, çevreye yayılan, genellikle ameliyatla çıkarılmadan sonra da tekrarlayan kötücül (habis) urlar ya da kanser.

Uyku

Uyku, bilincin azalması ve beyinden kaydedilen (beyin elektrosu) elektrik dalgalarının değişmesiyle ortaya çıkan doğal uyuşukluk durumu. Kaslan yöneten sinirlerin devre dışı kalması, bedenin gevşemesini sağlar. Uyku sırasında “derin” uyku ile hızlı göz hareketlerinin gözlendiği dönemler birbirini izler: Düşler göz hareketlerinin hızlandığı dönemlerde görülür. Bütün memelilerde gözlenen, ama işlevi tam olarak aydınlatılanıamış olan uykunun süresi yaşa, [...]

Ülser

Ülser bedenin dışındaki ya da içindeki yüzey tabakalarınında ortaya çıkan yaralaşmalar belirten tıp terimi. Kötücül gödenbarsağı ülserinde olduğu gibi normal hücrelerin yerini kanser hücrelerinin almasının da yol açabileceği ülserler, özellikle sindirim sisteminde midedeki ve barsaklann üst bölümündeki mukozayı etkileyen asidin, pepsin gibi enzimlerin ve safranın etkisiyle ortaya çıkar, kusma, ağrılar, kanamalara yol açarlar: Mide ülserleri; [...]

Üre

Üre, karaciğerde aminoasitlerin yıkımı sonunda oluşan doğal organik madde. Normalde kana kanşıp, böbreklerde süzülerek sidikle bedenden atılan üre, genellikle böbreklerdeki bir bozukluk sonucunda atılamayıp kandaki düzeyi yükselirse (üremi), sindirim, solunum ve sinir sistemlerinde ciddi bozukluklara yol açabilir.

Tat Alma

Tadalma, tükürükte çözünen maddelerin dilin üstünde ve boğazda yer alan özel tad goncalanndaki sinir uçlarını uyarmasıyla ortaya çıkan duyum. Tad goncaların her biri yalnızca belirli maddeleri algılar. İnsanda dört temel tad duyusu ayırt edilir: Tatlı; ekşi; acı; tuzlu. Asitlerin aşağı yukarı tümü ekşi, yemek tuzu, vb. inorganik maddelerin çoğu tuzlu, şeker ve birçok kimyasal bileşik [...]

Ter

Ter, derideki ter bezlerinin salgıladığı berrak, sulu sıvı. Beden sıcaklığının normalin üstüne çıkması sonucunda beyne ulaşan uyarılarla salgılanmaya başlanan ter, derinin üstüne fışkırır; buharlaşması deriyi ve altındaki damarlardan geçen kam serinletir. Çok sıcak havalarda saatte 4 litre ter atılabilir ve beden önemli oranda su, tuz yitirir.

Tırnak

Tırnak, insan dahil omurgalıların çoğunda, el ve ayak parmaklarının ucundaki boynuzsu tabakaları belirten terim. Deri gîbi gelişen tırnaklar, çoğunlukla deriyle kaplı olan ve “tırnak kökü” denilen ayırıcı hücrelerin özel bölümlerinden ince deri üstünde uzanır, kenarlarıysa daha ince bir deri tabakasının altına girer. Tırnak dibindeki yanm ay biçimde açık renk bölüm, tırnak kökü ile gövdenin birbirine [...]

Toplardamarlar

Toplardamarlar, oksijenini dokulara bırakan kanı kalbe geri taşıyan damarları belirten terim: Yalnızca akciğerlerden kalbe oksijenli kan taşıyan akciğer toplardamarı bu tanımlamaya uymaz. Toplardamarların içindeki kanın basıncı daha az olduğundan, kenarları atardamarların kenarlarından incedir. Bu iki damar öbeği, ince kılcal damarlarla birbirlerine bağlanırlar.